Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1559 E. 2021/3467 K. 29.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1559 E.  ,  2021/3467 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1559
Karar No : 2021/3467

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2020 tarih ve E:2017/4209, K:2020/5109 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi ve dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3/1. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2020 tarih ve E:2017/4209, K:2020/5109 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının “… ” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu ve ByLock uygulamasını aktif olarak kullandığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Ayrıca, davacının haklarında FETÖ ile irtibat ve iltisakları olduğundan bahisle işlem yapılan çok sayıda yüksek yargı üyesi ile beraber örgütsel iletişimde gizliliği sağlamak için başvurulan bir yöntem olarak sabit telefon hatlarından ardışık ve periyodik şekilde aranmasının, davacının örgüt ile irtibatını ve iltisakını ortaya koyan destekleyici bir unsur olduğu,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından, davalı idarece savunma dilekçesinin yasal cevap verme süresinden sonra verildiğinden bahisle bahse konu dilekçesinin dikkate alınmaması gerektiğinin ileri sürüldüğü, ancak verilen ek süre içerisinde davalı idarece savunma dilekçesinin sunulduğu anlaşıldığından, davacının söz konusu iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu Daire kararında yer verilen tanık ifadelerinin savcılık beyanlarından ibaret olduğu, bu beyanların tanık beyanı olarak kabulünün mümkün olmadığı, tanıklardan birini hiç tanımadığı, diğer tanık ifadesinin de yalan ve iftira içerdiğinin kendisi tarafından açıkça beyan edildiği, sonuç olarak aleyhinde herhangi bir tanık ifadesi bulunmadığı, ByLock kullanıcısı olduğunun ispat edilemediği, bu durumun ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu, isnat edilen kullanıcı numarasının hatalı olduğu, HTS kayıtlarında ve internet trafiğine göre hiçbir şekilde programa giriş yapmadığı, kolluk kuvvetlerinde bulunan ByLock verilerinin kendisine savunma yapmak üzere verilmediği, hukuken bilirkişi raporu olma ve hukuki delil arz etme özelliği bulunmayan MİT tarafından hazırlanan ByLock raporunun hiçbir şekilde güvenilirliğinin bulunmadığı, MİT tarafından sadece istihbarat faaliyetleri kapsamında elde edilen bu verilerin delil olamayacağı, dosyada ByLock programı ile ilgili alınmış bir bilirkişi raporunun bulunmadığı, tanık dinletme ve bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin dikkate alınmaması nedeniyle kararın bozulması gerektiği; YARSAV’ın yasal olarak kurulan ve faaliyet gösteren bir dernek olduğu, hiç kimsenin talimatı, baskısı ve yönlendirmesi olmaksızın kendi hür iradesi ile bu Derneğe üye olduğu, söz konusu Dernek üyeliğinin aleyhine kullanılmasının hukuka aykırı olduğu; uyuşmazlıkta 2802 ve 6087 sayılı Kanunlar ile Anayasa’nın 139., 140., ve 159. maddelerinin uygulanması gerektiği, Anayasa’nın anılan hükümleri nedeniyle 667 sayılı KHK’nın hakim ve savcılar hakkında uygulanma olanağının olmadığı; 667 sayılı KHK ile yeni bir suç ve ceza ihdas edildiği, bunun temel hak ve özgürlükleri ilgilendiriyor oluşu sebebiyle ancak kanunla yapılabileceği; dava konusu işlemin göreve son verme işlemi olmayıp meslekten çıkarma kararı olduğu, bu sebeple karar tesis edilmeden önce disiplin hukukuna ilişkin usul kurallarının uygulanması gerektiği, ancak, bu usul kurallarına uyulmadan, savunması alınmadan işlem tesis edildiği, yeniden inceleme talebinin ve açılan davanın savunma hakkının verilmesi olarak değerlendirilemeyeceği; ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin ve AİHM’nin gündeme aldığı Numan Acar/Türkiye Başvuru No:50847/20 sayılı dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiği, dosyada bekletici mesele kararı alınması gerektiği; dava konusu işlemin dayanağı olan 667 sayılı KHK hükümleri Anayasa’ya aykırı olduğundan öncelikle bu kuralların iptali için Anayasa Mahkemesine gidilmesinin zorunlu olduğu; süreçte adil yargılanma, özel hayata saygı, eğitim ve mülkiyet haklarının, mahkemeye erişim, makul sürede yargılanma, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, silahların eşitliği, suçun şahsiliği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği; tedbirin ölçülü olmadığı, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyulmadığı, çekirdek haklara müdahalede bulunulduğu, insan haklarının ihlal edildiği; davalı idarenin ve Danıştayın tarafsızlığını kaybettiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde ve Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/11/2020 tarih ve E:2017/4209, K:2020/5109 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.