Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1586 E. 2021/2825 K. 06.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1586 E.  ,  2021/2825 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1586
Karar No : 2021/2825

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … adına vasi …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 09/02/2021 tarih ve E:2017/3668, K:2021/192 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm maddi haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine ve 1.500.000,00-TL manevi tazminata karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/02/2021 tarih ve E:2017/3668, K:2021/192 sayılı kararıyla;
Davacının, 6749 sayılı Kanun ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi, bu dava dosyası ile Dairelerinin E:2018/5372 esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının birleştirilmesi talebi yerinde görülmeyerek; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve Yargıtay … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla da anılan kararın onandığı ve 05/11/2019 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında, davacının kullanmış olduğu telefon hattı ile Bylock uygulamasına bağlantı sağlayan 9 adet Bylock IP’sine giriş yaptığı, bu IP’lere giriş anına yakın zaman dilimindeki telefon görüşmeleri sırasında kullanmış olduğu baz bilgilerinin uyumlu olduğu ve Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından gönderilen Bylock tutanağındaki telefon hattı ve cihazın alınan HTS kayıtları ile uyumlu olduğunun tespit edildiği; davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı” ile “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden, davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve bu toplantıları düzenlediğine, örgüt içerisinde “abi” pozisyonunda olduğuna, örgüt adına himmet adı altında para topladığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine ve bunlar için oy istediğine, hakim adaylığı döneminde örgüt evlerinde kaldığına, Bylock kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacı tarafından uluslararası bir sivil toplum kuruluşundan organize bir şekilde maddi yardım talebinde bulunulmasının, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm maddi haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine ve 1.500.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 3.600,00-TL vekâlet ücreti ile buna ilaveten davacının manevi tazminat isteminin de reddedilmesi nedeniyle 3.600,00-TL maktu vekâlet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddiye alınmamasına dair gerekçenin yetersiz ve karar içeriği ile çelişkili olduğu, ilgili düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru yapılması gerektiği; davalı idarenin süregelen uygulamasının, bir hâkim savcı hakkındaki isnatlar ne denli ağır olursa olsun onun derhal ihraç edilmesi yerine, açığa alınması ve yargılama sonuna kadar açıkta tutulması şeklinde olduğu hâlde hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine aykırı meslekten çıkarma kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu; disiplin işlemlerinin tesisi aşamasında sağlanması gereken usuli güvencelerin dikkate alınmadığı, soruşturma yapılmadan, hakkındaki bilgi ve belgeler tarafına tebliğ edilmeden ve savunma hakkı tanınmadan işlemin tesis edildiği, idari yargının, idarenin eksiklerinin tamamlanması veya yanlışlarının düzeltilmesi işlevi değil idari işlemin tesis edildiği anda hukuka uygun olup olmadığını denetleme görevini yerine getirmesi gerektiği, yargılamada silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği; meslekten çıkarma kararının verildiği tarihten çok sonra ortaya çıkan ByLock iddiasının, etkin pişmanlıktan yararlanan tanık beyanlarının ve Avrupa Hakimleri Derneği Fonundan eşine yapılan yardımın meslekten çıkarma kararına gerekçe yapılmasının hukuken mümkün olmadığı; 667 sayılı KHK’nın 3/1. maddesindeki “mensubiyet”, “iltisak”, “irtibat” gibi belirsiz, hiçbir kriter içermeyen, yargı aşamasından geçmeyen, sübjektifliğe açık ifadelerin hukuk devletinde yeri olmadığı, soyut, sübjektif, nesnel veriler içermeyen bir kavramla ve kişilerin kanaate dayalı değerlendirmelerle hâkim ve savcıların anayasal güvencelerinin yok edilerek, bir daha kamu görevine girememe sonucunu doğuracak şekilde meslekten çıkarma gibi ağır bir yaptırıma maruz kalmalarının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu; hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği sabit olan ByLock programına ilişkin bulgular arasında dava konusu işlemi haklı kılmaya yetecek herhangi bir bilgi bulunmadığı; 2010-2013 döneminde unvanlı göreve atanıp halen unvanlı görev yapan birçok hakim ve savcı bulunduğundan, bu hususun irtibat ve iltisak olarak değerlendirilemeyeceği; bağışın Avrupa Birliği üyesi devletlerin hâkimlerinden oluşan legal bir dernek tarafından mesleki dayanışma adına yapıldığı, söz konusu bağışa karşı eşine yönelik hiçbir cezai suçlamanın bulunmadığı; görevini ifa ederken sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği; Danıştay Beşinci Dairesinin daha önce verdiği kararlar ile tarafsızlığını yitirdiği; birçok husus görmezden gelinerek ve somut uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan açıklamaları ihtiva eden temyize konu kararın, Anayasa, AİHM kararları ve usul yasasında öngörülen gerekçeli karar koşullarını taşımadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 09/02/2021 tarih ve E:2017/3668, K:2021/192 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 06/12/2021 tarihinde, kararın manevi tazminat isteminin reddedilmesi nedeniyle davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava konusu uyuşmazlığın, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararından kaynaklanması ve bireysel işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine ve 1.500.000,00-TL manevi tazminata karar verilmesine yönelik olması; temyize konu Daire kararında, dava konusu bireysel işlemin ve yoksun kaldığı maddi ve manevi zararlarının tazmini taleplerinin reddine karar verilmesi karşısında, olayın özelliği gereği, reddedilen kısımlar yönünden davalı idare lehine tek bir avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, manevi tazminat isteminin reddine karar verildiğinden bahisle, davalı idare lehine ikinci kez vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığından, davacının bu kısma yönelik temyiz isteminin kabulüyle, Daire kararının reddedilen manevi tazminat istemine bağlı olarak davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.