Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1611 E. 2021/2958 K. 09.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1611 E.  ,  2021/2958 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1611
Karar No : 2021/2958

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/11/2020 tarih ve E:2018/3006, K:2020/3231 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/11/2020 tarih ve E:2018/3006, K:2020/3231 sayılı kararıyla;
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanun’un 12. maddesine, 32. maddesinin 3. fıkrasına, 48. maddesine, 49. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına, 60. maddesinin 9. fıkrasına; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 52. maddesinin 5. fıkrasına; 28/07/2010 tarih ve 27655 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 18. maddesinin 3. ve 8. fıkralarına; 28/10/2017 tarih ve 30224 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 6. maddesine, 23. maddesinin 3. ve 6. fıkralarına yer verilerek,
Aktarılan kurallardan, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun elektronik haberleşme sektöründe tüketicilerin haklarının korunmasına yönelik olarak görev alanına giren gerekli her türlü tedbiri alabileceği, işletmecinin tüketicilerden haksız olarak ücret tahsil ettiğinin tespit edildiği durumlarda, işletmecinin bu tutarları tüketicilere iade etmesinin gerektiği, iadeye ilişkin kararın Kurum tarafından işletmeciye tebliğ edildiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde işletmecinin tüketiciye ulaşamaması veya Kurum tarafından haklı görülen herhangi bir nedenle işletmeci tarafından iadelerin gerçekleştirilememesi durumunda, bu iade bedellerinin evrensel hizmet gelirleri olarak genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Bakanlığın merkez muhasebe birimi hesabına yatırılacağı hususlarının anlaşıldığı,
Bu kapsamda hazırlanan dava konusu Kurul kararında, çeşitli nedenlerle aboneliği feshedilen ön ödemeli abonelerin hesaplarında kalan bakiyenin … tarih ve … sayılı Kurul kararı kapsamında iki yıl içerisinde aboneye iade edilmemesi hâli ile dava konusu Kurul kararının tebliğ tarihi itibarıyla herhangi bir nedenle geri ödemesi gerçekleştirilememiş ön ödemeli aboneliklerdeki kalan tutarların iadesi için … sayılı Kurul kararı kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi üzerine iadenin gerçekleştirilememesi hâlinde, işletmeci nezdinde haksız olarak tutulan tutarın iki yıllık sürenin bitimini müteakip en geç otuz gün içinde işletmeci tarafından evrensel hizmet geliri olarak aktarılacağına karar verildiği,
Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’nde yer alan aboneliğin feshinde alacakların 15 günde abonenin talebi olmaksızın iade edilmesi gerektiği kuralına rağmen, söz konusu tutarların işletmeciler tarafından iade edilmediği ve mevzuata aykırı olarak “haksız” bir şekilde işletmeci uhdesinde kaldığı, söz konusu tutarların ilgili Bakanlığa aktarımından sonra tüketici lehine yatırım yapılmak üzere kamu yararı ve kamu hizmeti işinde kullanılacağı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında 5809 sayılı Kanun’a aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
İdarî işlemlerin geriye yürümezliği ilkesinin temelinde hukuki güvenlik ilkesinin bulunduğu, hukukî güvenlikten bahsedilebilmesi için öncelikle hukuk kurallarının öngörülebilir olmasının gerektiği, geriye yürüyen bir kuralın öngörülebilir ve belirli olduğunu kabul etmenin zaman kavramını hiçe saymak anlamına geldiği, bu anlamda hukukî güvenlik ilkesinin, tamamlanmış olay ve hukukî ilişkilere yeni kuralın uygulanmasını yasakladığı, dolayısıyla, olay ve hukukî ilişkilerin tamamlanmış olup olmamasının bu noktada önem arz ettiği,
Her ne kadar davacı tarafından düzenleyici işlemlerin geriye yürümezliği ilkesinin ihlâl edildiği iddia edilmişse de, … tarih ve … sayılı Kurul kararında, fesih hâlinde abone hesaplarında kalan bakiyenin abonelere iadesine ilişkin kurala yer verildiği, bu kurala rağmen henüz iadesi gerçekleşmemiş tutarların olduğu, dolayısıyla bu kapsamda yeni bir idarî işlemle iade usûllerinin belirlenmesi, söz konusu tutarların iki yıl içerisinde abonelere iade edilememesi hâlinde ise evrensel hizmet geliri olarak ilgili Bakanlığa aktarılmasının tamamlanmamış, başka bir anlatımla henüz süreci devam eden hukukî işlemlere yönelik olduğu, bu nedenle hukukî güvenlik ilkesi bağlamında geriye yürümezlik ilkesinin ihlâl edilmediği,
Öte yandan, aboneye ait tutarların evrensel hizmet geliri olarak Bakanlığa aktarılmasını öngören dava konusu Kurul kararının abonelerin mülkiyet hakkını sınırlandırdığına ilişkin iddia incelendiğinde, dava konusu Kurul kararı ile aboneliği feshedilen ön ödemeli hat kullanan abonelerin hesaplarındaki tutarların öncelikle … sayılı Kurul kararı kapsamında abonelere iade edilmesinin amaçlandığı, iki yıl içerisinde aboneye iade edilmemesi hâlinde bu ücretlerin Bakanlığa aktarımının sağlandığı görüldüğünden, söz konusu tutarların “haksız” olarak işletmecide bulunmaya devam etmesi yerine 5809 sayılı Kanun uyarınca tüketiciler lehine yatırım yapılmak üzere Bakanlığa aktarılmasında bir hak ihlâlinin bulunmadığının açık olduğu,
Davacının diğer iddialarının dava konusu Kurul kararını kusurlandırıcı mahiyette olmadığının anlaşıldığı,
Bu itibarla, tüketici haklarının korunması görevi kapsamında, 5809 sayılı Kanun’un 60. maddesinin 9. fıkrası gereğince tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Kurul kararının dayanağını teşkil eden 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 60. maddesinin 9. fıkrasında, “haksız olarak tahsil edilen ücretlerin” bütçeye aktarılmasına yönelik düzenleme yapıldığı, oysa dava konusu Kurul kararında aboneliğin feshi halinde ön ödemeli hatlarda kalan bakiyelere yönelik düzenleme getirildiği, bu haliyle bakiye tutarların abonelerden haksız olarak tahsil edilen ücret olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve dolayısıyla dava konusu Kurul kararının yasal dayanaktan yoksun olduğu, öte yandan 5809 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasının (u) bendi uyarınca davalı idarenin evrensel hizmet ile ilgili yetkisinin “hizmet kalitesi ve standardını belirlemek, denetlemek, denetlettirmek ve buna ilişkin usul ve esasları belirlemek” ile sınırlı olduğu, Daire kararında dava konusu Kurul kararının dayanaktan yoksun olduğu yönündeki iddialarının karşılanmadığı, salt iptali talep edilen işlemin genel anlamda tüketici lehine olduğu kanaatiyle hareket edildiği, bu suretle eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulduğu,
İşletmeciler ile aboneler arasındaki hukuki ilişkinin tüketici ve borçlar hukuku kapsamında akdedilen özel hukuk sözleşmesi vasfında olduğu, işletmecilerin tahsil ettikleri tutarların işletmeciye iadesine yönelik karar verme yetkisinin tüketici mahkeme ve hakem heyetlerine ait olduğu, bu çerçevede abonelerden tahsil edilen tutarların iadesine karar verme yetkisinin davalı idareye ait olduğundan söz edilemeyeceği, aksi takdirde fonksiyon gasbının gündeme geleceği, dolayısıyla 5809 sayılı Kanun’un 60. maddesinin 9. fıkrasının dava konusu Kurul kararına dayanak olarak alınamayacağı, aynı şekilde işletmeciler tarafından sunulan hizmetleri ticari ve mesleki amaçlarla kullanan abonelere yapılacak iadelerin dava konusu Kurul kararı kapsamına alınmasının da bu kararı kusurlandırdığı, nitekim kurumsal abonelerin tüketici kavramı kapsamında değerlendirilemeyeceği,
Dava konusu Kurul kararının tüketicilerin mülkiyet hakkını ihlal ettiği, tüketicilerin bakiye tutarları 10 yıllık genel zamanaşımı süresince iade alma imkanları bulunmakta iken, idari işlem mahiyetindeki dava konusu Kurul kararıyla bu sürenin 2 yıl ile sınırlandırıldığı, bu durumun abone menfaatleri ile bağdaşmadığı, ayrıca işletmeciler yönünden de mükerrer ödemeye sebebiyet verebileceği,
Dava konusu Kurul kararıyla, Kurul kararının tebliğ edildiği 15/03/2018 tarihinden önceki bakiyelerin iade edilmemesi halinde evrensel hizmet geliri olarak kaydedileceğinin öngörüldüğü, oysa dava konusu Kurul kararının dayanağı olarak gösterilen 5809 sayılı Kanun’un 60. maddesinin 9. fıkrasının 05/12/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, dolayısıyla dava konusu Kurul kararının yasal dayanağının yürürlüğe girdiği tarihten önceki iade işlemlerine yönelik düzenleme getirdiği, bu haliyle iptali talep edilen Kurul kararının “idari işlemlerin geriye yürümezliği” ve “hukuki güvenlik” ilkelerini ihlal ettiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun “Kurumun yetkisi ve idari yaptırımlar” başlıklı 60. maddesinin -7061 sayılı Kanun ile eklenen- 9. fıkrasında, “İşletmecinin tüketicilerden haksız olarak ücret tahsil ettiğinin tespiti hâlinde, idari yaptırım uygulama hakkı saklı kalmak kaydıyla, işletmeci bu tutarları tüketicilere iade etmekle yükümlüdür. İadeye ilişkin kararın Kurum tarafından işletmeciye tebliğ edildiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde işletmecinin tüketiciye ulaşamaması veya Kurum tarafından haklı görülen herhangi bir nedenle işletmeci tarafından iadelerin gerçekleştirilememesi halinde, bu iade bedelleri evrensel hizmet gelirleri olarak genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Bakanlığın merkez muhasebe birimi hesabına yatırılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan fıkra, 05/12/2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dava konusu … tarih ve … sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararının 2. maddesinde, kararın tebliği tarihi itibarıyla herhangi bir nedenle geri ödemesi gerçekleştirilmemiş ön ödemeli aboneliklerdeki kalan tutarların iadesi için de düzenlemeler getirilmiştir.
Her ne kadar, Daire tarafından, … tarih ve … sayılı Kurul kararında, fesih hâlinde abone hesaplarında kalan bakiyenin abonelere iadesine ilişkin kurala yer verildiği, bu kurala rağmen henüz iadesi gerçekleşmemiş tutarların olduğu, dolayısıyla bu kapsamda yeni bir idarî işlemle iade usûllerinin belirlenmesi, söz konusu tutarların iki yıl içerisinde abonelere iade edilememesi hâlinde ise evrensel hizmet geliri olarak ilgili Bakanlığa aktarılmasının tamamlanmamış, başka bir anlatımla henüz süreci devam eden hukukî işlemlere yönelik olduğu, bu nedenle hukukî güvenlik ilkesi bağlamında geriye yürümezlik ilkesinin ihlâl edilmediği ifade edilmekte ise de, dava konusu Kurul kararının dayanağını teşkil eden 5809 sayılı Kanun’un 60. maddesinin 9. fıkrasının 05/12/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği ve anılan Kurul kararının içeriğinde bu tarihten sonraki bakiye tutarlara yönelik düzenleme yapıldığı konusunda açık bir belirlemeye yer verilmediği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararının 2. maddesinin idari işlemlerin geriye yürümezliği ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile, Daire kararının dava konusu Kurul kararının 2. maddesi yönünden bozulması, diğer yönlerden ise onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 18/11/2020 tarih ve E:2018/3006, K:2020/3231 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 09/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.