DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1769 E. , 2022/2379 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1769
Karar No : 2022/2379
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ….
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/5105, K:2021/1123 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 62. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Özel mülkiyete tabi arsa ve binalarda, fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre kat maliklerinin muvafakati alınmak, statik proje müellifince hazırlanacak rapor ilgili idaresine sunulmak, bina estetiğini, görünümünü ve silueti olumsuz etkilememek ve bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak”; aynı maddenin 4. fıkrasında yer alan, “Elektronik haberleşme istasyonlarının kurulabilmesi için… yatayda ve düşeyde gerekli ve yeterli koruma mesafesinin bırakılması, koruyucu tedbirler alınması, tasarımının kent ve yapı estetiği ile uyumlu olması zorunludur.” ve 64. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “İlgili idareler, yapı kullanma izni işlemlerinde;… ve diğer haberleşme antenleri ile… haberleşme ve iletişim sistemlerine dair tesisatı… görüntü ve haberleşme kirliliğine yol açmayacak şekilde tesis edilip edilmediğini… ve benzeri önlemlerin alınıp alınmadığını varsa projesini de dikkate alarak denetlemek zorundadır.” düzenlemelerin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/5105, K:2021/1123 sayılı kararıyla;
30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 12. maddesi ile dava konusu Yönetmeliğin 62. maddesinin 2. fıkrası değiştirildiğinden, davanın bu kısmının konusuz kaldığı,
Dava konusu Yönetmeliğin 62. maddesinin 4. fıkrası ile 64. maddesinin 2. fıkrasında iptali istenilen ibarelere gelince;
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 1, 2 ve 3. maddesindeki hükümler gözönünde bulundurulduğunda; dava konusu Yönetmeliğin 62. maddesinin 4. fıkrasında yer alan koruyucu tedbirlerin, yapıların, 3194 sayılı Kanun’un genel amacına uygun teşekkülünün sağlanması adına getirildiği, yapı kapsamında olan elektronik haberleşme istasyonlarının kurulumu için koruyucu tedbirlerin alınmasının öngörülmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacı tarafından elektronik haberleşme istasyonlarının kurulumu için aranan tedbirlere yönelik düzenlemenin belirsiz olduğu iddia edilmekte ise de; yatay ve düşeyde gerekli koruma mesafelerinin, kural olarak 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve bu Kanun’a göre çıkarılacak alt düzenlemelerle belirleneceğinden ve madde hükmünde de, bu yapıların 5809 sayılı Kanun, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili diğer mevzuata göre kuruluş izni verilen alanda kurulacağı, uygulamaların Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun sorumluluğunda yürütüleceğinin belirtildiğinden düzenlemede belirsizlik bulunmadığı ve ilgili diğer mevzuatla da çelişmediği,
Fıkra hükmünde yer alan “tasarımının kent ve yapı estetiği ile uyumlu olması zorunludur” ibarelerine gelince; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde, ilgili idarelerin, Bakanlıkça belirlenen esaslara göre mimari estetik komisyonu kuracaklarının, 21. maddesinin dördüncü fıkrasında da, belediyeler veya valiliklerin mahallin ve çevrenin özelliklerine göre yapılar arasında uyum sağlamak, güzel bir görünüm elde etmek amacıyla dış cephe boya ve kaplamaları ile çatının malzemesini ve rengini tayin etmeye yetkili olduğunun hükme bağlandığı,
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (fff) bendinde, “Mimari estetik komisyonunun”, şehrin yöresel mimarisine ilişkin tespitleri yapan, meydan, yol, kaldırım, tabela, kent mobilyaları ve benzeri düzenlemelerdeki usullere ilişkin öneriler getiren, yapıların ve onaylı mimari projelerinin özgün fikir ifade edip etmediğine, umumi binaların fonksiyonu ve özelliği gereği farklılık arz edip etmediğine karar veren komisyon olarak tanımlandığı; 66. maddesinde de, komisyonun oluşumu, çalışma usul ve esaslarına yönelik düzenleme getirildiği,
Bu durumda, İmar Kanunu’nun 21. maddesi ile ilgili idarelere, dış cephe ve çatı oluşumları konusunda belirli standart ve kriterleri belirleme yönünde tanınan yetkinin yöresel mimari çerçevesinde detaylandırılmasına yönelik olarak kurulması öngörülen mimari estetik komisyonlarının görevleri değerlendirildiğinde, komisyonların görev ve yetkileri kapsamında elektronik haberleşme istasyonlarına ait tasarımların kent ve yapı estetiğine uyumlu olup olmadığına ilişkin değerlendirmeyi yapılabileceği de açık olup bu yöndeki düzenlemede imar mevzuatına ve hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu Yönetmeliğin 64. maddesinin 2. fıkrasında iptali istenilen hususların ise, imar mevzuatında ilgili idarelere ait bulunan görev ve yetkiler kapsamında bulunması nedeniyle, yukarıda yer verilen gerekçelerin anılan fıkranın iptali istenilen ibareleri yönünden de geçerli olduğu ve madde hükmünde hukuka aykırılık görülmediği,
gerekçeleriyle, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin dava konusu; 62. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Özel mülkiyete tabi arsa ve binalarda, fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre kat maliklerinin muvafakati alınmak, statik proje müellifince hazırlanacak rapor ilgili idaresine sunulmak, bina estetiğini, görünümünü ve silueti olumsuz etkilememek ve bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak” ibareleri yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer düzenlemeleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin, haberleşme hizmetlerinin kesintisiz, sürekli ve kaliteli olarak verilmesini teknik açıdan zorlaştırdığı, Lisans Sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmemesine neden olabileceği, kamu yararına aykırı olduğu, düzenlemelerde tanımı olmayan belirsiz ifadeler kullanıldığı, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı düzenlemelerle aynı zamanda yetki tecavüzünde bulunulduğu, bu nedenle, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin temyize konu kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın reddine ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE;
2. Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/5105, K:2021/1123 sayılı kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısımlarının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.