DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1852 E. , 2021/2957 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1852
Karar No : 2021/2957
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Anonim Şirketi
(Eski Unvanı: … Hizmetleri A.Ş.)
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/11/2020 tarih ve E:2018/3092, K:2020/3228 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ön ödemeli hatlarda kalan tutarın iadesi ya da kullanımına ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının 2. ve 3. maddeleri ile söz konusu Kurul kararına karşı yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/11/2020 tarih ve E:2018/3092, K:2020/3228 sayılı kararıyla;
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanun’un 12. maddesine, 32. maddesinin 3. fıkrasına, 48. maddesine, 49. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 52. maddesinin 5. fıkrasına; 28/07/2010 tarih ve 27655 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 18. maddesinin 3. ve 8. fıkralarına;28/10/2017 tarih ve 30224 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 6. maddesine, 23. maddesinin 3. ve 6. fıkralarına yer verilerek,
5809 sayılı Kanun gereğince, elektronik haberleşme sektöründe tüketicilerin haklarının korunmasına yönelik olarak görev alanına giren gerekli her türlü tedbiri alma hususunda görevli ve yetkili olan davalı Kurum tarafından hazırlanıp 28/07/2010 tarih ve 27655 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nden, işletmecinin abonenin aboneliğe son verme yönündeki yazılı talebinin kendisine ulaşmasından itibaren en geç kırk sekiz saat içinde fesih işlemini gerçekleştirmesi, bu talebi takip eden yedi gün içerisinde de abonelik sözleşmesinin feshedildiğini abonenin talebine bağlı olmaksızın aboneye yazılı olarak bildirmesi, ayrıca aboneden daha önce alınan depozito, avans gibi ücretler veya abone alacakları var ise, mahsuplaşmayı müteakip kalan tutarın on beş gün içerisinde işletmeci tarafından aboneye iade edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı; 28/10/2017 tarih ve 30224 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’nde de benzer şekilde, işletmecinin abonenin fesih talebinin kendisine ulaştığı tarihten itibaren yedi gün içinde fesih işlemini gerçekleştirmesi, posta, kısa mesaj, elektronik posta veya arama yöntemlerinden birini kullanarak abonelik sözleşmesinin feshedildiğini ve varsa mülkiyeti işletmeciye ait cihaz/donanım/modem/kart ve benzeri ekipmanların iade edilmesinin gerektiği bilgisini aboneye iletmesi, ayrıca fesih durumunda aboneden daha önce alınan depozito, avans gibi ücretler veya abone alacakları var ise, mahsuplaşmayı müteakip kalan tutarın on beş gün içinde işletmeci tarafından aboneye iade edilmesi gerektiğinin kurala bağlandığı; 6502 sayılı Kanun’un 52. maddesinin 5. fıkrasında yer alan, satıcı veya sağlayıcının, fesih bildiriminin hüküm ifade etmesinden itibaren on beş gün içinde tüketici tarafından ödenmiş olan ücretin geri kalan kısmını kesinti yapmaksızın iade etmesi gerektiği yönündeki düzenleme de göz önünde bulundurulduğunda, işletmecinin, abonenin fesih talebinin yapıldığı/ulaştığı andan itibaren yedi gün içinde fesih işlemini gerçekleştirmekle sorumlu olduğu, abonelerin talebi olmaksızın söz konusu bakiye tutarların sözleşmenin feshini müteakip 15 gün içinde iadesinin gerektiğinin açık olduğu,
Öte yandan, mülga Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 18. maddesinin 8. fıkrası ile Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 6. fıkrasında yer alan mahsuba ilişkin kuralların, faturalı veya faturasız hatlara ilişkin bir ayrım yapılmadan hazırlandığı, hem işletmeci hem de abonenin birbirinden olan alacaklarının tahsili sonrasında kalan tutarların hak sahibine iade edilmesinin faturalı ve faturasız hatları da kapsadığı, dolayısıyla ön ödemeli hatlarda fesihten sonra yapılan mahsuplaşmanın da bu şekilde yapılacağında kuşku bulunmadığı,
Davacı tarafından davalı idareye yapılan başvuru incelendiğinde, çeşitli nedenlerle aboneliği feshedilen ön ödemeli abonelerin hatlarında kalan bakiyelerin “talep edilmesi hâlinde” ödeneceğine yönelik düzenleme yapılmasının talep edildiği, ancak Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’ne göre aboneliğin feshinden kalan abone alacaklarının 15 gün içerisinde işletmeci tarafından hak sahibine “talep şartı aranmadan” iade edilmesi gerektiğinden söz konusu bakiyelerin talep olmaksızın abonelere iade edileceğine ilişkin dava konusu Kurul kararında mevzuata aykırılık bulunmadığı; aynı şekilde davacı tarafından “abonelerce kalan bakiyelerin geri alınması için başvurulması hâlinde abonelerin başvurusuna müteakiben 15 gün” içerisinde işletmecilerce “gereğinin sağlanması” yönünde değişiklik talep edildiği, ancak, bu talep ile tüketicilerin korunmasına ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı olacak şekilde abonelerden bakiyenin iadesi için başvuru şartı arandığı ve 15 günlük sürenin bu başvurudan itibaren başlatıldığı, ayrıca “iade” yerine “gereğinin sağlanması” gibi belirsiz bir ibareye yer verildiğinin görüldüğü,
Davacının başvurusunda, “abonelerce geri ödemeye ilişkin başvuru yapılmaması hâlinde” ibaresine yer verilmesi talep edilmiş ise de, mevzuat hükümlerine göre bu talebin bir geçerliğinin bulunmadığı, zira söz konusu bakiyenin iadesi için daha önce de belirtildiği gibi abonelerin başvurusuna gerek olmadığı; yine davacı tarafından, posta masrafını aşan tutarlar için posta yolu ile bilgilendirme yapılmasının “makul bir süre içerisinde” yapılmasının talep edildiği, ancak, burada davacı tarafından işletmeciden işletmeciye farklı şekilde yorumlanabilecek bir süre değişikliğinin istenildiği, bunun belirsizliğe yol açacağı, dava konusu Kurul kararının 3. maddesinin (a) bendiyle posta masrafını aşan tutarlar için tüketicinin bilinen en son adresine posta yolu ile gerekli bilgilendirmenin “gecikmeden” yapılmasının amaçlanarak tüketici hak ve menfaatlerinin korunduğunun anlaşıldığı,
Öte yandan, davacı tarafından, “dava konusu düzenlemenin tebliğ tarihi itibarıyla yürürlüğe girmesinin isabetli olmadığı, bu karar … tarih ve … sayılı Kurul kararından farklı, sistemsel geliştirme gerektiren ek yükümlülükler gerektirdiğinden ilave süreye ihtiyaç duyulduğu”nun iddia edildiği, ancak 6502 sayılı Kanun ve 5809 sayılı Kanun’a dayanılarak hazırlanan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’ne göre aboneliğin feshinden itibaren kalan bakiyelerin 15 gün içerisinde tüketiciye iadesinin mevzuat gereği zorunlu olduğu, işletmecilerin dava konusu Kurul kararından önce de sistemlerini bu uygulamaya uygun olacak şekilde düzenlemesi gerektiği dikkate alındığında, genel ifadeler ile süre talebinde bulunulamayacağı sonucuna varıldığı,
Bu itibarla, davacının talebinin elektronik haberleşme sektöründe işletmecilere göre zayıf konumda bulunan tüketicilerin haklarının korunması ilkesine uygun olmadığı gibi, hem 5809 sayılı Kanun ve Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği’ne hem de 6502 sayılı Kanun’a aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu Kurul kararında ve davacının başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu Daire kararında ilgili mevzuat hükümlerine atıfta bulunmak suretiyle iptali istenen Kurul kararı ile getirilen yeni yükümlülüklerin zaten mevcut olduğu gerekçesine dayanıldığı, oysa dava konusu Kurul kararında iade yükümlülüğünün fesihten itibaren 15 gün içinde yerine getirilmesi öngörülmesine rağmen, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 52. maddesinin 5. fıkrasında bu yükümlülüğün “fesih bildiriminin hüküm ifade etmesinden itibaren” başlayacağının kabul edildiği, aynı şekilde, eski ve yeni Tüketici Hakları Yönetmeliklerinde bu sürenin fesih tarihinden itibaren değil, mahsuplaşma tarihinden itibaren başlatılacağının hükme bağlandığı, bu açık düzenlemelere rağmen, Daire kararında salt davalı idarenin beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulduğu, dolayısıyla Dairece silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği,
İptali talep edilen Kurul kararına karşı davalı idareye yaptıkları başvuruda yer alan dava konusu Kurul kararına “talep edilmesi halinde” ibaresinin eklenmesine yönelik istemlerinin haksız yere reddedildiği, nitekim bahse konu ibarenin eklenmesi ile birlikte abonelerin talep olmaksızın kalan bakiyeleri geri alma haklarının ortadan kalkmayacağı, anılan ibarenin iadelerin nereye yapılacağı konusunda işletmecilerde güncel bilgilerin bulunmaması nedeniyle istenildiği, bu çerçevede uygulamada karşılaşılan sorunların çözümü amacını taşıdığı, öte yandan kalan bakiyenin iadesine yönelik sürenin fesihten itibaren başlatılmasının fiili durumla bağdaşmadığı gibi işletmecilere yükletilemeyecek sebeplerle bu sürenin aşılması sonucunu doğuracağı, hatta bundan dolayı işletmecilere idari para cezası uygulanması ihtimaline sebebiyet vereceği, tüm bu anlatımlar doğrultusunda iade sürecinin abonenin başvurusu olmaksızın fesihten itibaren başlatılmasını öngören dava konusu Kurul kararının iptalinin zorunluluk arz ettiği,
Daire kararında belirtildiğinin aksine dava konusu Kurul kararında posta yoluyla yapılacak bilgilendirmenin “makul sürede” gerçekleştirilmesi yönünde değişiklik yapılması yolundaki taleplerinin muğlaklığı gidermeye yönelik olduğu, ayrıca dava konusu Kurul kararının ön ödemeli hatlarda abonelik sözleşmesinin feshi sonucunda bakiye tutarların abonelere iadesine dair … sayılı karardan farklı ve yeni düzenlemeler getirdiği, bu nedenle işletmecilere sistemsel geliştirme gerektiren yeni düzenlemelere uyum sağlama amacıyla süre tanınmasının hukuken zorunlu olduğu belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 18/11/2020 tarih ve E:2018/3092, K:2020/3228 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 09/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.