Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/2134 E. 2021/3235 K. 22.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/2134 E.  ,  2021/3235 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2134
Karar No : 2021/3235

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2020 tarih ve E:2017/5327, K:2020/5963 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2020 tarih ve E:2017/5327, K:2020/5963 sayılı kararıyla;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında davacının … nolu GSM hattı ile 07/09/2014 tarihinden itibaren ByLock uygulaması ile 1909 kez arama-aranma-sms; 5581 adet gprs kaydının tespit edildiğinin görüldüğü; davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden, davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının, FETÖ’nün Adalet Bakanlığında ve HSK’da etkin olduğu dönemde 2010-2011 yılları arasında (14 ay) yurt dışına dil kursuna gönderildiğine ilişkin tespitin, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda ceza hukukuna ilişkin tüm ilke ve gereklerin somut olayda uygulanması gerektiği, 1994 yılına yönelik soyut tanık beyanlarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, ömrünün hiç bir aşamasında FETÖ terör örgütü ile herhangi bir bağ içerisinde olmadığı, hakkında ileri sürülen gerçek dışı iddiaların 26/05/2016 tarihi öncesine ait olduğu, aksi uygulamanın MGK kararına aykırı olacağı, hukuk devleti, non bis in idem, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkesi gibi birçok temel ilkeyi ihlal edeceği; Tetkik Hâkimi görüşlerinin tebliğ edilip görüşünün alınmaması nedeniyle çelişmeli yargılama ilkesine aykırı bir yargılama yapıldığı; işlemde kişiselleştirme yapılmadığı; Danıştay Savcısı düşüncesinin hukuki olmadığı, tamamen soyut iddia ve beyanlardan ibaret olduğu; temel haklara müdahalenin yasal dayanaktan yoksun olduğu; kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği; OHAL KHK’sındaki iltisak veya irtibat kavramlarının keyfiliğe açık olduğu, net ve belirgin olmadığı ve öngörülebilir olmadığından AİHS anlamında kanun olarak nitelendirilemeyeceği; ihraç kararı anında olan delil durumunun dikkate alınabileceği; OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde meslekten çıkarıldığı, 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan işlemin anayasal dayanağının kalmadığı; yurtdışı dil eğitimi almak suç ise aynı eğitimi alan diğerleri için neden suç olmadığı; savunması alınmadan, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakları tanınmadan ihraç edildiği, Dairece Anayasa’ya sadakat yükümlülüğü gerekçesinin sonradan üretildiği, ByLock verilerinin yasa dışı delil olduğu, yargılamalarda kullanılamayacağı; ByLock verilerinin istenip birer örneğinin tebliğ edilerek görüşünün alınmaması sebebiyle çekişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği, kesinleşmemiş ceza yargılamasındaki bir kararın Dairece gerekçe olarak kullanılmasının masumiyet karinesinin ihlali niteliğinde olduğu; mahkemenin ihraç kararı anında olmayan evraklara dayanmasının hukuken mümkün olmadığı; kayıtlar üzerinde oynanma ve verilerin değiştirilmesi ihtimali nedeniyle Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı içindeki tüm bilgi ve kayıtların delil olma özelliğinin ortadan kalktığı, tutanağa itibar edilemeyeceği; tarafınca alınan uzman raporunda, bilirkişi raporundaki eksiklikler, çelişkiler, hatalar bilimsel ve teknik olarak açıklandığı; itirafçı tanık/sanık ifadelerinin hukuki değerinin bulunmadığı, yasa dışı delil niteliğinde olduğu, söz konusu tanık/sanıkların kendisinin hazır bulunduğu kamuya açık bir duruşmada ifadelerini tekrarlamadığı, ifadelerde suç işlediğine dair herhangi bir iddianın bulunmadığı; ortada tanık ifadesi yokken idari işlemin tesis edildiği; 5 yıl boyunca sürekli engellemelerle karşılaştıktan sonra 2010 yılındaki sınava katılarak yurtdışına gitme hakkını kazandığı ve yurtdışı eğitiminden sonra ilk girdiği sınavda yeterli puan alarak tazminat yükümlülüğünden de kurtulduğu, yurtdışında eğitim aldığı sürenin 10 ay olduğu, bu husustaki açıklamalarının Dairece incelenmediğinin ve dikkate alınmadığının anlaşıldığı; aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının mutlak haklardan olduğu, OHAL döneminde dahi askıya alınamayacağı; masumiyet karinesinden yararlanma, özel hayata ve aile hayatına saygı, şeref ve itibara saygı, eğitim, mülkiyet, gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği; davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hak arama özgürlüğünü ihlal edecek mahiyette olduğu, davalı idareye karşı bir anlamda toplu ve seri dava mahiyetinde iptal davalarının açılmış olması ve davalı idare avukatın harcadığı emek ve çaba göz önüne alındığında, 3.600,00-TL vekalet ücretinin adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğu, binlerce dava açıldığı dikkate alındığında sebepsiz zenginleşmeye yol açacak mahiyette olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/12/2020 tarih ve E:2017/5327, K:2020/5963 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.