DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2257 E. , 2022/3085 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2257
Karar No : 2022/3085
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2020 tarih ve E:2017/5904, K:2020/5125 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin zımnen reddine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2020 tarih ve E:2017/5904, K:2020/5125 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ile davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden, davacının …ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı; öte yandan, davalı idarece dosyaya sunulan …ID numaralı, kullanıcı adı “…” olan ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinin incelenmesinden; …ID numaralı ByLock kullanıcısı tarafından …ID numaralı ByLock kullanıcısına 21/12/2015 tarihinde saat 18:18′ de gönderilen mesajda, “… daire … kapı şifre #…beyin evi” “salı akşamı bekliyoruz” şeklinde gerçekleşen görüşmede davacının ev adresini yazdıkları ve görüşmek üzere davacının evinde toplanılacağının görüldüğü, bu mesaj içerikleri davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, staj döneminde örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacının ceza yargılamasının yapıldığı Yargıtay … Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında yer verilen iletişime dair kayıtların incelenmesinden, davacının, örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay üyeliğine örgüt kontenjanından atanmasının yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararda hukuka aykırılık görülmediği;
Dava konusu zımni ret işleminin iptali istemi yönünden ise;
İlgili mevzuat hükümlerinin birlikte incelenmesinden, yargı mensuplarının meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararlara karşı dava açılabilmesi için bu kararların kesinleşmesinin gerektiği, kesinleşmenin de on gün içinde yeniden inceleme talebinde bulunulması halinde, HSK Genel Kurulunca yeniden inceleme talepleri hakkında bir karar verilmesi ya da yeniden inceleme talebinde bulunulmaması halinde olacağı, bu nedenle yargı mensuplarının, meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararlara yönelik olarak yeniden inceleme talebinde bulunmaları halinde ve HSK Genel Kurulunca 60 gün içinde bu istem hakkında karar verilmemesi halinde zımni ret işleminin oluştuğundan bahsedilemeyeceği gibi kesinleşmeden de bahsetmeye olanak bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin …tarih ve …sayılı kararın, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin HSK Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile reddedilmesi suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından dava konusu edilen kesinleşmiş bu kararın iptali isteminin incelenmesi gerektiği,
Bununla birlikte, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin …tarih ve …sayılı karara ilişkin yeniden inceleme talebine davalı idarece 60 gün içinde cevap verilmemesi suretiyle tesis edildiği öne sürülen zımni ret işlemine ilişkin iptal istemi yönünden ise, yeniden inceleme talebi …tarih ve …sayılı HSK Genel Kurulu kararı ile reddedildiğinden, ortada oluşmuş bir zımni ret işleminden bahsedilemeyeceğinden, bu istemin incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varılarak,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararının iptali istemi yönünden davanın reddine, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içinde cevap verilmemesine yönelik işlem yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın gerekçeli olmadığı; dava dilekçesinde de vurgulandığı üzere, Anayasa’ya aykırılık iddiaları hakkında gerekçe yükümlülüğünün yerine getirilmediği, dolayısıyla adalete erişim hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; olağanüstü hal veya buna neden olan olaylar ile kendisi arasında somut bir bağ kurulmadığı; işlemin delil olmaksızın tesis edildiği; işlem sırasında bulunmayan, somut olarak idarece ortaya konmayan ve esasen kabul de etmediği sözde delillerin dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınamayacağı; işlemin tesis edildiği tarihteki hukuki duruma göre yargılama yapılması gerektiği; anayasal düzene sadakati nasıl ihlal ettiğinin ortaya koyulmadığı; idareye ilanihaye delil sunma imkanı tanınmasının hak arama hürriyetini ihlal ettiği; adil yargılanma hakkının gereklerine uyulmamasının, bu süreçte yükümlülüklerin askıya alınması ile haklı kılınamayacağı; toplum nezdinde bağımsız ve tarafsız olamayacağına dair delil sunulmadığı; intisap, iltisak ve irtibat kavramlarının ne olduğuna dair belirleme yapılmadığı, bunların hangi halde kamu görevinden ihraç sebebi olacağının açık olmadığı; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Anayasa’ya aykırı olduğu; anayasal düzene tehdit oluşturan bir fiili bulunmadığı; tanıkların sadece soruşturma aşamasındaki ifadelerinin esas alındığı ve bu ifadelerle ilgili değerlendirme yapılmayarak oldukları gibi doğru kabul edildikleri; masumiyet karinesinin çiğnendiği; yargılamanın bağımsız ve tarafsız yürütülmediği; ByLock tutanağındaki verilerin doğru kabul edilerek değerlendirildiği; bu delille ilgili olarak beyanların ceza yargılamasında temyiz dilekçesi ile açıklandığı; tanık ifadelerinin doğruluğunun test edilmediği; soyut, gerçeğe aykırı ve suç eylemselliği barındırmayan, suç isnadı taşımayan bu ifadelere ilişkin olarak yine aynı dilekçede beyanlarda bulunduğu, bu ifadelerin hükme esas alınamayacağı; ifadelerin sadece davacıyla ilgili bölümünün değil, tamamının dikkate alınması gerektiği; itirafçı beyanlarının tanık beyanı olarak değerlendirilemeyeceği; bunların zayıf deliller olduğu, tanıkların somut görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı; unvanlı göreve getirilmesinin söz konusu örgütle bir ilgisinin bulunduğunun somut delillerle ortaya konulamadığı; Yargıtay üyeliğine seçilebilmek için örgütle ilgisi bulunmayan Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin de oyuna ihtiyacı olduğu; bu seçimlerle kendisinin bir ilgisi bulunmadığı, seçildikten sonra da mesleğini başarılı bir şekilde yerine getirdiği; YARSAV üyeliğinin de örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koymak açısından yeterli ve kanuni bir delil olmadığı; ankesörlü/sabit hattan aranma iddiası ile ilgili olarak maddi gerçeğin araştırılmadığı; ceza yargılamasında ve temyiz dilekçesinde de bu hususla ilgili açıklama yaptığı; konuyla ilgili milletlerarası yargı kararlarının görmezden gelindiği; dava konusu işlemin hukukun ve kanunun aradığı şartlara sahip olmadığı; savunma hakkının kullandırılmadığı ve işlemin şahsileştirilmediği; yeniden inceleme hakkının kullanılmasının savunma yapmak anlamına gelmediği; işlemin ölçülülük ve gereklilik ilkelerine olmadığı; özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği; medeni ölüme terk edildiği; yargılamanın uzun sürdüğü belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yargıtay … Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen esastan, kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/11/2020 tarih ve E:2017/5904, K:2020/5125 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 03/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.