Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/2292 E. 2022/2458 K. 06.07.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/2292 E.  ,  2022/2458 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2292
Karar No : 2022/2458

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2021 tarih ve E:2018/3042, K:2021/894 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin zımnen reddine ilişkin kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2021 tarih ve E:2018/3042, K:2021/894 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin derdestlik dışındaki usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan derdestlik müessesesinin ifade ettiği ”ilk davanın aynısı olan diğer davaların açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı” olgusundan hareketle, sonraki davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği,
Derdestlik durumunun ortaya çıkması için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesinin de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin aynı olmasına bağlı olduğu,
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin zımnen reddine ilişkin kararın iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, bununla birlikte aynı istemle Dairelerinin E:2017/5928 sayılı dosyasına kayıtlı ayrı bir davanın daha açıldığı ve bu davanın Dairelerinin 05/04/2021 tarih ve E:2017/5928, K:2021/893 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, anılan kararın ise henüz kesinleşmediğinin anlaşıldığı,
Buna göre, yukarıda belirtilen ve Dairelerinin E:2017/5928 sayılı esasına kayıtlı dava ile bakılmakta olan bu davanın tarafları, konusu ve sebeplerinin aynı olduğu görüldüğünden, derdestlik nedeniyle bu davanın incelenmesine hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, savunma hakkı tanınmayarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; söz konusu örgütle irtibat ve iltisakının somut olarak ortaya konulmadığı; hangi fiillerinin anayasal düzene sadakat ilkesini ihlal ettiğinin gösterilmediği; tarafsız ve bağımsız görev yapmadığına yönelik somut delil bulunmadığı; başarılı bir meslek yaşamı bulunduğu; anayasal hâkimlik teminatının ihlal edildiği; uyuşmazlıkta 2802 ve 6087 sayılı Kanunların uygulanması gerektiği; kanun hükmünde kararname ile hâkim ve savcıların meslekten çıkartılamayacağı; suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği ilkelerinin ihlal edildiği; Dairenin dava konusu işlemi hatalı nitelendirdiği; işlemin disiplin işlemi niteliğinde bulunduğu; işlemin soyut olduğu ve kişiselleştirilmediği; idarenin işlem tesisi aşamasında kullandırmadığı savunma hakkının yargılama sürecinde giderilmesinin mümkün olmadığı; davalı idarenin sunduğu delillerin işlem tarihinde mevcut olmadığı; dava dosyasına sonradan giren bilgi ve belgelerin kişiselleştirme olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı; daha önce suç teşkil etmeyen fiillerin sonradan suç sayılarak cezalandırılamayacağı; dava konusu işlemin ceza hukuku anlamında bir cezalandırma niteliğinde bulunduğu; dava konusu işleme ilişkin sürecin kanunilik ve belirlilik ilkeleri çerçevesinde öngörülebilir ve ulaşılabilir olmadığı; irtibat ve iltisak kavramlarının muğlak, içeriğinin ve kapsamının belirsiz olduğu; özel kamu görevlisi ve yargının temsilcisi olan hâkimlerin görevden alınmasının titiz bir incelemeye tabi tutulması gerektiği; bir kamu görevlisinin söz konusu fiil nedeniyle meslekten çıkartılabilmesi için, terör örgütüyle bağının anlamlı olmasının icap ettiği; 2017 yılı öncesinde, söz konusu yapının terör örgütü olduğuna dair kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı; olsa olsa bu tarihten sonraki fiillerin suç kapsamda değerlendirilebileceği; bu doğrultuda olmak üzere Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserinin de görüşleri bulunduğu; işlem tesis edildiği sırada ve sonrasında, meslekten çıkarmayı gerektirecek herhangi bir somut veri veya delil bulunmadığı; davalı idarenin dava dosyasına sunulan savunma dilekçelerinde dahi kişiselleştirme yapılmadığı; işlemde fişleme niteliğindeki sosyal çevre bilgilerine dayanıldığı; kişiye özgü gerekçeler ve delillerin maddi olayı yansıtmadığı; yargı sisteminin tarafsız ve bağımsız hareket ettiğine dair şüpheler bulunduğu; ceza yargılamasında verilen kararda hukuka aykırılıklar bulunduğu, ceza yargılamasında usuli hatalar yapıldığı, eksik inceleme ile karar verildiği, delillerin doğru değerlendirilmediği, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun kendisi açısından gerçekleşmesi imkânsız unsurları bulunduğu, ByLock kullanmadığı ve bu hususun delil niteliğinin bulunmadığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2021 tarih ve E:2017/5928, K:2021/893 sayılı kararı, Kurulumuzun 06/07/2022 tarih ve E:2021/2288, K:2022/2457 sayılı kararı ile kesin olarak onanmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 05/04/2021 tarih ve E:2018/3042, K:2021/894 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 06/07/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.