Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/2416 E. 2022/2267 K. 22.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/2416 E.  ,  2022/2267 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2416
Karar No : 2022/2267

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … Derneği
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) : … Kurumu (… Bakanlığı)
DİĞER DAVALI : … (… )

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 24/12/2020 tarih ve E:2015/2552, K:2020/6926 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması, davacı ve davalı idarelerden Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (Hazine ve Maliye Bakanlığı) tarafından karşılıklı olarak istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 09/08/2014 tarih ve 29083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Zorunlu Sigorta Takibine İlişkin Yönetmelik’in 7. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinin; 24/06/2015 tarih ve 29396 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı’nın 2. maddesinin 2. fıkrasının; 06/05/2015 tarih ve 29347 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası Tarife ve Talimatı Tebliği’nin “A.Tarife” başlıklı bölümünün 6. maddesinin (a) bendinde yer alan “kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde” ibaresi ile (b) bendinde yer alan “kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde” ibaresinin ve “B.Talimat” başlıklı bölümünün 12. maddesinin “Sigorta poliçesinin feshedildiği durumda ilgili mevzuatın ruhsat iptallerine yönelik hükümleri çerçevesinde işlem yapılarak ruhsatlar iptal edilir.” şeklindeki ilk cümlesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 24/12/2020 tarih ve E:2015/2552, K:2020/6926 sayılı kararıyla; davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığının (Başbakanlık) usule yönelik ehliyet ve süre itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Zorunlu Sigorta Takibine İlişkin Yönetmelik’in 7. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesi yönünden;
Yönetmelik’in 7. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde, “Buna rağmen söz konusu sigortaların, izin, lisans veya ruhsat vermeye yetkili mercilerce bir ayı geçmemek üzere belirlenecek sürede yaptırılmadığının tespiti halinde söz konusu ruhsat, lisans ve izinler ilgili yetkili mercilerce iptal edilir.” hükmünün yer aldığı,
Mezkur Yönetmelik’in, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 13. ve 14. maddelerine dayanılarak hazırlandığı,
5684 sayılı Kanun’un “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinde “(1) Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tâbi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilât, yönetim, çalışma esas ve usûlleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.” hükmüne yer verildiği,
Anılan Kanun’un “Zorunlu sigortalar” başlıklı 13. maddesinde ise, “(1) Bakanlar Kurulu, kamu yararı açısından gerekli gördüğü hallerde zorunlu sigortalar ihdas edebilir. Sigorta şirketleri, 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla faaliyet gösterdiği sigorta branşlarının kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamaz.
(2) Müsteşarlık, zorunlu sigortaya konu teşkil eden menfaat üzerinde yapacakları iş ve işlemler nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerini alarak zorunlu sigorta denetimi yapabilecekleri belirlemeye yetkilidir.
(3) Bir faaliyetin icrası ya da bir şeyin kullanılması için izin veya ruhsat vermeye veya bunları denetlemeye yetkili merciler ile ikinci fıkra uyarınca belirlenen kurum ve kuruluşlar; yürütecekleri iş ve işlemlerde, yapılması zorunlu sigortaların geçerli teminat tutarları dâhilinde yaptırılıp yaptırılmadığını araştırmakla yükümlüdür. Bu kurum ve kuruluşlar ile izin veya ruhsat vermeye ve denetlemeye yetkili mercilerce, geçerli teminat tutarında sigorta yapılmamış olduğunun tespiti halinde işlem yapılmaz. Geçerli teminat alınana kadar sigortalının zorunlu sigortaya konu teşkil eden faaliyeti yetkili merciler tarafından durdurulur.” hükmünün yer aldığı,
Davacı tarafından; iptali istenilen Yönetmelik hükmünün kanuni dayanaktan yoksun olduğu, Maden Kanunu’nda bu yönde bir hüküm bulunmadığı iddia edilmekte ise de, 5684 sayılı Kanun’un, zorunlu sigorta yapılması yönünde genel kanun niteliği taşıdığı ve risk taşıyan faaliyet içeren tüm sektörlerde uygulanmasının zorunlu olduğu,
Maden sektörünün kendine özgü riskleri olduğu, sağlık ve güvenliğin sağlanması için zorunlu sigorta yaptırılması gerektiğinin açık olduğu,
Bu durumda, dava konusu Yönetmelik hükmünde dayanağı Kanun hükmüne aykırılık bulunmadığı,
24/06/2015 tarih ve 29396 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı’nın 2. maddesinin 2. fıkrası yönünden;
Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı’nın 2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Sigorta poliçesinin düzenlenemediği veya sigorta poliçesinin feshedildiği durumlarda … ve faaliyeti durdurulan sahalarda 3213 sayılı Maden Kanununun ruhsat iptallerine yönelik ilgili hükümleri çerçevesinde işlem yapılarak ruhsatlar iptal edilir” ibaresinin iptalinin istenildiği,
Söz konusu düzenlemede, yukarıda belirtilen Yönetmelik hükmü ve Yönetmelik’in dayanağı Kanun hükmüne aykırılık bulunmadığı,
06/05/2015 tarih ve 29347 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası Tarife ve Talimatı Tebliği’nin dava konusu kısımları yönünden;
06/02/2015 tarih ve 29259 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6. maddesinde, “(1) Sigorta tarifesi, asgari teminat tutarları, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan tarafından, genel şartlar ve bu Kararın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Hazine Müsteşarlığınca belirlenir…” hükmünün yer aldığı,
Dava konusu Tebliğ’de, anılan Karar uyarınca Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortasına ilişkin tarife ve talimatların belirlendiği,
Tebliğ’in “A.Tarife” başlıklı bölümünün 6. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde yer alan “kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde” ibaresi ile ölüm ve sakatlık teminatının ödenebilmesi için “iki yıllık süre” öngörülmüşse de, mezkur Tebliğ’in dayanağı üst normlar da bu şekilde bir süre sınırı getirilmediği, dayanak Kanun, Yönetmelik ve Bakanlar Kurulu Kararı’nda bu şekilde bir süre mevcut olmadığından, üst hukuk normlarına aykırı olan düzenlemelerde hukuka uygunluk bulunmadığı,
Diğer taraftan, Tebliğ’in “B.Talimat” başlıklı bölümünün 12. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “Sigorta poliçesinin feshedildiği durumda ilgili mevzuatın ruhsat iptallerine yönelik hükümleri çerçevesinde işlem yapılarak ruhsatlar iptal edilir.” hükmünde ise, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle,
Dava konusu Tebliğ’in “A.Tarife” başlıklı bölümünün 6. maddesinin (a) bendinde yer alan “kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde” ibaresi ile (b) bendinde yer alan “kaza tarihinden itibaren iki yıl içinde” ibaresinin iptaline, davanın diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, maden ruhsatlarının hangi hallerde iptal edileceğinin Maden Kanunu’nda düzenlendiği, zorunlu sigortaların yaptırılmaması durumunda maden ruhsatının iptal edileceğine ilişkin anılan Kanun’da herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle, dava konusu düzenlemelerin yasal dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (Hazine ve Maliye Bakanlığı) tarafından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1507. maddesinde, kaza tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde ölümün gerçekleşmesi halinde sigorta teminatının ödeneceğinin düzenlendiği, dava konusu Tebliğ’de ise, bu sürenin sigortalılar lehine olacak şekilde iki yıl olarak düzenlendiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın, iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın, davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, 18/10/2019 tarih ve 30922 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Geçici 2. maddesinin 4. fıkrasında “Kapatılan Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığının iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılmış ve açılacak olan adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde Kurum taraf sıfatını kazanır ve dava dosyaları ve icra takiplerine ilişkin dosyalar Kuruma devredilir.” hükmüne yer verildiğinden, Hazine ve Maliye Bakanlığı yerine Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun davalı sıfatıyla taraf olduğu görülerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının ve davalı idarelerden Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (Hazine ve Maliye Bakanlığı) temyiz istemlerinin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen dava konusu düzenlemenin iptali, kısmen davanın reddi yolundaki Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 24/12/2020 tarih ve E:2015/2552, K:2020/6926 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 22/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.