Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/2820 E. 2022/3312 K. 21.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/2820 E.  ,  2022/3312 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2820
Karar No : 2022/3312

TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACI): … Birliği
VEKİLİ: Av. …
2- (DAVALI):… Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …

İSTEMLERİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 26/04/2021 tarih ve E:2018/9566, K:2021/6068 sayılı kararının aleyhe kısımlar yönünden taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 27/10/2018 tarih ve 30578 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ne eklenen; Ek-10 Yapı Ruhsatı Formu Föy 2/a Yapı Ruhsatı Formu Eki: Açıklama kısmındaki, “Mimari proje müellifleri diğer görevliler ile birlikte bu formun usulüne uygun doldurulmasından sorumludur.” düzenlemesi ile eksik düzenleme nedeniyle Ek-9 Yapı Kullanım İzin Belgesi Formu Föy 2/a Yapı Kullanma İzin Belgesi Eki: Açıklama bölümü ve Ek-10 Yapı Ruhsatı Formu ve eki föylerin tamamının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 26/04/2021 tarih ve E:2018/9566, K:2021/6068 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin, davanın süresinde açılmadığına yönelik iddiasının yerinde görülmediği belirtilerek,
1- Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ne eklenen Ek-9 Yapı Kullanım İzin Belgesi Formu Föy 2/a Yapı Kullanma İzin Belgesi Eki: Açıklama kısmı ile Ek-10 Yapı Ruhsatı Formu ve eki föylerdeki eksik düzenleme iddiaları yönünden;
Mülga Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 57. maddesinin 14. fıkrasında yer alan “İdareler sorumluluk alan mimar ve mühendislerin yaptıkları işlemlere ilişkin bilgileri her ayın ilk haftası içinde ilgili meslek odalarına bildirir.” düzenlemesinin 01/06/2013 tarih ve 28664 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde (PATİY) Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 42. maddesi ile kaldırılmasına ilişkin işleme karşı açılan davada, Dairelerinin E:2013/6220 sayılı ve E:2013/5763 sayılı dosyalarında davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilen savunma dilekçelerinde, “PATİY’in 57. maddesinin 14. fıkrasından dördüncü cümlenin çıkarılmasının, söz konusu mecburiyetin kaldırıldığı anlamına gelmediği, T.S. 8737 ve T.S. 10970 standart form sayfalarında da bu formların bir örneğinin meslek odalarına gönderilmesi hususunun zorunlu tutulduğu, yapılan dava konusu düzenleme ile hem Yönetmelik hükmü hem de standart form düzenlemesinden kaynaklanan bürokratik işlem yükünün azaltıldığı…” hususlarının belirtildiği,
Dairelerinin 25/12/2018 tarih ve E:2013/6220, K:2018/10656 sayılı ile 08/03/2018 tarih ve E:2013/5763, K:2018/2065 sayılı kararlarıyla, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28. maddesinin 5. fıkrası ile öngörülen yükümlülüğün, T.S. 8737 ve T.S. 10970 standart formlarda yer alan uyuşmazlık konusu cümlelerle düzenlendiği hususu da dikkate alınarak, anılan davalarda, davanın reddi yolunda hüküm kurulduğu,
Yapıların inşasında sorumluluk alan mimar ve mühendislerin yaptıkları işlemlere ilişkin bilgilerin ilgili idarelerce, meslek odalarına gönderilmesinin 3194 sayılı Kanun’un amir hükmünden kaynaklanan zorunluluk olduğu, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni formlarının ise; imar hukukuna ilişkin idari teamüller ve yargısal içtihatlar bağlamında aynı Kanun’da sözü edilen “yapıya ilişkin bilgiler” kapsamında yer aldığı hususunda duraksama bulunmadığı,
Bu durumda, 3194 sayılı Kanun’un 28. maddesinin amir hükmünü teminen, Yönetmelik eki yapı ruhsatı formu ve yapı kullanma izni formu eki föylerde, “bu formların bir örneğinin ilgili meslek odalarına gönderilmesine” ilişkin düzenlemelerin, dava konusu işlemle kaldırılmasında, eksik düzenleme nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığı,
2- Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ne eklenen Ek-10 Yapı Ruhsatı Formunda; yapı sahibinin, müteahhidin, şantiye şefinin, proje müellifleri ve fenni mesuller ile yapı denetim kuruluşunun bilgilerine yer verildiği halde, imzalarının bulunduğu hanelere yer verilmemesi yönünden;
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 55. maddesinin 11. fıkrasında “Ruhsat eki projeleri değiştirir nitelikteki ruhsat başvuruları hariç ruhsat süresi içerisinde; yapı sahibi, müteahhidi, şantiye şefi ve fenni mesul değişikliği başvurularında ruhsat eki projelerin yeniden onaylanması etüt ve proje müelliflerinin yapı ruhsatlarında imzalarının yeniden alınması gerekli değildir.” düzenlemesine yer verildiği, ruhsat eki projelerin yeniden onaylanması aşamasında etüt ve proje müelliflerinin yapı ruhsatlarında imzalarının yeniden alınmasına gerek görülmediği halde, ruhsat alınması aşamasında yapılan değişiklikten haberdar olmayan mimari proje müelliflerinin diğer görevliler ile birlikte bu formun usulüne uygun doldurulmasından sorumlu tutulmasında, hukuka uyarlık bulunmadığı,
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28. maddesinde yapı kullanma izin belgelerinin imzalanılması zorunluluğu düzenlenmekte iken, anılan belgenin düzenlenme sürecinin yapı ruhsatından sonraki aşamaya ilişkin olduğu dikkate alındığında, yapı ruhsatı formlarında da bulunması gereken imzalara yer verilmemesinde mevzuata uyarlık bulunmadığı,
Yapı ruhsatında ve projelerde imzası bulunan kişilerin değişikliği durumunda projelerin yeniden onaylanmasının ve yapı ruhsatındaki imzaların yeniden alınmasının zorunlu olmadığının düzenlendiği Yönetmeliğin 55. maddesinin yukarıda yer verilen hükmünde 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile maddede yer alan “…etüt ve proje müelliflerinin yapı ruhsatlarında imzalarının yeniden alınması..” ibareleri yürürlükten kaldırılmışsa da, 3194 sayılı Kanun düzenlemeleri de gözönünde bulundurulduğunda, anılan hükmün, yapı ruhsatının ilk düzenlendiği aşamada imzaların alınması, yapı ruhsatında ve projelerde değişiklik yapılması halinde proje müelliflerinin imzalarının yeniden alınması zorunluluğunu ortadan kaldırmadığı, ancak ruhsat süresi içinde ruhsat eki projeleri değiştirmeyen yapı sahibi, müteahhidi, şantiye şefi ve fenni mesul değişikliklerinde ruhsat eki projelerin yeniden onaylanmasına, etüt ve proje müelliflerinin imzalarının yeniden alınmasına gerek olmadığına ilişkin olduğu,
Bu haliyle, yapı sahibinin, müteahhidin, şantiye şefinin, proje müellifleri ve fenni mesuller ile yapı denetim kuruluşunun, yapı ruhsatı alınması sürecinde sorumluluklarının, yalnızca projelerin hazırlanması veya taahhütname düzenlenmesi ile sınırlı olmadığı, sürecin belgeye bağlandığı yapı ruhsatlarında imza atılması suretiyle yapıya ilişkin hususların hukuka ve fenne uygun olduklarının, bu kişilerce onaylanması gerektiği,
Öte yandan, Yönetmelik ekinde yer alan Yapı Kullanma İzin Belgesi Formunda anılan kişilerin imza hanelerine yer verildiği, yapı kullanma izin belgelerinin, yapının ruhsat eki projelerine uygun olarak tamamlandığını gösteren ve yapının kullanımına izin veren onaylı belgeyi ifade ettiği dikkate alındığında, bahse konu kişilerin yapı ruhsatı formunda imzalarına yer verilmeyerek, yapı kullanma izni belgelerinin bu kişiler tarafından imzalanmaya devam edilmesi gerekeceğinden, yapının inşa aşamasından kullanımına kadar olan zincirleme süreçte bir kopukluk olacağı, bu nedenle, dava konusu Ek-10 Yapı Ruhsatı Formunda, yapı sahibinin, müteahhidin, şantiye şefinin, proje müellifleri ve fenni mesuller ile yapı denetim kuruluşunun imzalarının bulunduğu hanelere yer verilmemesinde, bu yönüyle de hukuka uyarlık görülmediği,
3- Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ne eklenen Ek-10 Yapı Ruhsatı Formu Föy 2/a Yapı Ruhsat Formu Eki: Açıklama kısmındaki, “Mimari proje müellifleri diğer görevliler ile birlikte bu formun usulüne uygun doldurulmasından sorumludur.” düzenlemesi yönünden;
Yukarıda da incelendiği üzere, yapı ruhsatlarında ilgili kişilerin imzalarına yer verilmediği halde, dava konusu düzenleme ile yapı ruhsatında imzası bulunmayan müelliflerin, formun usulüne uygun doldurulmasından sorumlu tutulmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, form ile form eki açıklamalarda çelişki bulunduğundan dava konusu düzenlemenin bu kısmının da hukuka aykırı olduğu,
Diğer yandan, Ek-10 Yapı Ruhsatı Formu ve eki föylerin iptal edilen kısımları dışında kalan bölümlerine yönelik olarak davanın reddine karar verildiği,
gerekçeleriyle, 27/10/2018 tarih ve 30578 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’ne eklenen; dava konusu Ek-10 Yapı Ruhsatı Formunun, yapı sahibinin, müteahhidin, şantiye şefinin, proje müellifleri ve fenni mesuller ile yapı denetim kuruluşunun bilgilerine yer verilmesine karşın imzalarının bulunduğu hanelere yer verilmemesine ilişkin kısmının, Ek-9 Yapı Kullanma İzin Belgesi Formu Föy 2/a Yapı Kullanım İzin Belgesi Eki: Açıklama bölümü ve Ek-10 Yapı Ruhsatı Formu ve eki föylerde, “bu formların bir örneğinin ilgili meslek odalarına gönderilmesine” ilişkin düzenlemelerin kaldırılmasına ilişkin kısımları ile Ek-10 Yapı Ruhsatı Formu Föy 2/a Yapı Ruhsatı Formu Eki: Açıklama kısmındaki, “Mimari proje müellifleri diğer görevliler ile birlikte bu formun usulüne uygun doldurulmasından sorumludur.” düzenlemesinin iptaline, Ek-10 Yapı Ruhsatı Formu ve eki föylerin iptal edilen kısımları dışında kalan bölümleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Dairece iptaline hükmedilen kısımlar nedeniyle dava konusu Yapı Ruhsatı Formunun kullanılabilir nitelikte olmadığı, mevcut haliyle kullanılması durumunda hukuka, kamu yararı ve güvenliğine aykırılık oluşacağı, formun tamamıyla değiştirilmesi ve bir bütün olarak yeniden yayımlanması gerektiği, bu nedenle Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Daire kararında dava konusu değişiklik ile kaldırıldığı belirtilen hususların, ilk olarak TSE Teknik Kurulunca kabul edilerek yayımlanan formlarla kaldırıldığı, Dairece, idarenin yerine geçilerek ilgili düzenlemenin nasıl olması gerektiğine ilişkin tespitte bulunmasının hukuki denetim ilkesine aykırı olduğu, ayrıca Yapı Ruhsat Formunda ilgili meslek odasına bu belgenin bildirilmesine ilişkin düzenleme bulunmamasının, konu ile ilgili diğer mevzuat düzenlemelerinden kaynaklanan yükümlülüğü ortadan kaldırmadığı, Yapı Ruhsat Formu ve eki föylerde ve yürürlükteki mevzuatta yer alan düzenlemeler çerçevesinde, yapı sorumlularının sorumluluklarının, düzenledikleri taahhütnameler çerçevesinde devam ettiği, bu nedenlerle Daire kararının iptale ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve hukuka uygun olan Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
15/08/2012 tarih ve 28385 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesi Kullanılmasına İlişkin Mecburi Standard Tebliği” uyarınca uygulamaya koyulan T.S 8737 Yapı Ruhsatı Standart metnindeki Föy 2/a’nın açıklamalar kısmında: “Yapı inşasına başlanıldığında; ruhsat formunun inşaata başlama tarihi de işlenerek bu tarihten itibaren onaylı birer örneği bir ay içinde ilgili meslek odalarına gönderilecektir.” düzenlemesine, T.S 10970 Yapı Kullanma İzin Belgesi Standart metnindeki Föy 2’nin açıklamalar kısmında da benzer şekilde: “Ayrıca formun onaylı birer örneği bir ay içinde ilgili meslek odalarına gönderilecektir.” düzenlemesine yer verilmekte iken, (mülga) Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 57. maddesinin 14. fıkrasında yer alan “İdareler sorumluluk alan mimar ve mühendislerin yaptıkları işlemlere ilişkin bilgileri her ayın ilk haftası içinde ilgili meslek odalarına bildirir.” düzenlemesinin 01/06/2013 tarih ve 28664 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 42. maddesi ile kaldırılması üzerine, T.S 8737 sayılı Yapı Ruhsatı ve T.S 10970 sayılı Yapı Kullanma İzin Belgesi Formunun ekinde yer alan söz konusu düzenlemeler kaldırılmış, bu işleme karşı açılan davada Danıştay Altıncı Dairesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 14/01/2019 tarih ve E:2015/8145 K:2019/182 sayılı karar ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/01/2021 tarih ve E:2019/1112, K:2021/121 sayılı kararıyla onanmıştır.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmelik’te, 27/10/2018 tarih ve 30578 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yapılan değişiklikler kapsamında, daha önce TSE tarafından yayımlanan Yapı Kullanma İzin Belgesi ve Yapı Ruhsatı Formları, Yönetmelik eki olarak düzenlenmiş, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
27/10/2018 tarih ve 30578 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (öööö) bendinde, “Yapı kullanma izin belgesi”, “Yapının ruhsat eki projelerine uygun olarak tamamlandığını gösteren, yapının kullanımına izin veren, Ek-9’da yer alan forma uygun olarak düzenlenen, onaylı belge”; (rrrr) bendinde ise “Yapı ruhsatı”, “Bir parselde, Ek-10’da yer alan forma uygun olarak bu Yönetmelikle öngörülen belgeler ile projelerin onaylanması sonrasında ilgili idaresince tanzim edilen, onaylı resmi izin belgesi” olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının iptale ilişkin kısımları aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmına gelince;
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, dava konusu Yapı Ruhsatı Formunun, eksik düzenlenen hususlar nedeniyle, mevcut haliyle kullanılmasının mümkün olmadığı ve yeniden düzenlenmesini teminen Yapı Ruhsat Formu ve eki föylerin tamamının iptaline karar verilmesi gerektiği iddiasında bulunulmakta ise de; dava dilekçesinde, Ek-10 Yapı Ruhsatı Formunun, Föy 2/a Yapı Ruhsatı Formu Eki: Açıklama kısmındaki, “Mimari proje müellifleri diğer görevliler ile birlikte bu formun usulüne uygun doldurulmasından sorumludur.” düzenlemesi ile formda, yapı sahibinin, müteahhidin, şantiye şefinin, proje müellifleri ve fenni mesuller ile yapı denetim kuruluşunun bilgilerine yer verildiği halde, imzalarının bulunduğu hanelere yer verilmemesi hususu dışındaki kısımlarına ilişkin herhangi bir iddiada bulunulmadığı gibi, Kurulumuzca yapılan incelemede, bu düzenlemelerde imar mevzuatına aykırılık da tespit edilememiştir.
Öte yandan, Ek-10 Yapı Ruhsatı Formunun, Dairece iptaline karar verilen kısımlarının, anılan Formun tamamını hukuka aykırı hale getirmeyeceği de açıktır.
Bu itibarla, davacının da temyiz isteminin reddi ile, sonucu itibarıyla hukuka uygun olan Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının, yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE;
2. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 26/04/2021 tarih ve E:2018/9566, K:2021/6068 sayılı kararının iptale ilişkin kısımlarının aynen ONANMASINA; oybirliği ile,
3. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 26/04/2021 tarih ve E:2018/9566, K:2021/6068 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının ise yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, oyçokluğu ile,
4. Kesin olarak, 21/11/2022 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY
X- Temyize konu Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmı yönünden;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kuralı yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemlerin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime tabi tutulacağı kurala bağlanmış; 24. maddesinde ise, kararda bulunacak hususlar sıralanmış ve (e) bendinde kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin ve hükmün belirtileceği vurgulanmıştır.
Anayasa ve 2577 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen düzenlemeleri uyarınca, Mahkemeler, “kararlarını hangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme” yükümlülüğü altındadırlar. Bu yükümlülük, tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olmasının yanı sıra, tarafların, muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun bir biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, toplumun kendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini öğrenmelerinin sağlanması için de gereklidir.
Gerekçe, yargıcın çözümlemek durumunda olduğu uyuşmazlığa uygulanması gereken soyut hukuk kuralının saptanmasında, yorumlanmasında ve tüm ayrıntılarıyla ortaya konulup nitelendirilen maddi olaya uygulanmasında izlemiş olduğu yöntemi gösteren ve bu özelliği sebebiyle, yargılamanın nesnelliği ile varılan yargının doğruluğu konusunda davanın taraflarına güven, üst yargı yerine de denetleme olanağı veren açıklamadır.
Dolayısıyla, mahkeme kararlarının, hüküm fıkrası ve hükmün dayandığı gerekçe ile bir bütün olduğu, gerekçesiz karar verilmesinin mümkün olmadığı açık olduğuna göre, gerekçenin hem itiraz veya temyiz incelemesini yapacak merci açısından hem de kararı uygulayacak olan idare açısından yeterli açıklıkta olması gerektiğinde kuşku yoktur.
Bu ilkeler ışığında temyize konu Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının incelenmesinden;
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, Ek-10 Yapı Ruhsatı Formu ve eki föylerin tamamının iptali istenildiği halde, Dairece, iptaline karar verilen, Föy 2/a Yapı Ruhsatı Formu Eki: Açıklama kısmındaki, “Mimari proje müellifleri diğer görevliler ile birlikte bu formun usulüne uygun doldurulmasından sorumludur.” düzenlemesi ile formda, yapı sahibinin, müteahhidin, şantiye şefinin, proje müellifleri ve fenni mesuller ile yapı denetim kuruluşunun bilgilerine yer verildiği halde, imzalarının bulunduğu hanelere yer verilmemesi hususu haricindeki kısımlar hakkında, kararda ayrıca bir değerlendirme yapılmaksızın, anılan kısımlar yönünden davanın reddi yolunda hüküm kurulduğu görülmektedir.
Bu durumun, Mahkemelerin, “kararlarını hangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme” anayasal yükümlülüğü ile bağdaşmayacağı açıktır.
Bu sebeple, davanın bu kısmı hakkında, davacının taleplerine yönelik olarak ilgili mevzuatın yorumu, iptali istenen düzenlemelerin hukuka uygunluk denetimi yapılmaksızın, davanın reddi yolunda verilen kararda, bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının, eksik inceleme ve değerlendirme nedeni ile bozulması gerektiği oyuyla, kararın anılan kısmına katılmıyorum.