Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/287 E. 2021/3182 K. 16.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/287 E.  ,  2021/3182 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/287
Karar No : 2021/3182

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/09/2020 tarih ve E:2016/58344, K:2020/3711 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesi ve özlük haklarının iadesi ile 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/09/2020 tarih ve E:2016/58344, K:2020/3711 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkûmiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, örgüte himmet verdiğine, üniversite döneminde örgüt ait ev ve yurtlarda kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, örgüte ait mülakat evlerinde kaldığına ve örgüt gözetiminde mülakatlara özel olarak hazırlandığına, hakim savcı adaylık döneminde örgüte ait staj evlerine kaldığına, bir başka şahsın telefonuna ByLock programının yüklenmesine aracı olduğuna ve ByLock programını gizlilik içerisinde kullanması konusunda uyarılarda bulunduğuna ve diğer hususlara yönelik tanık beyanlarının, davacının etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığında müdafi huzurunda verdiği ifadenin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Bununla birlikte … Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 04/11/2018 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanakları ile davacı hakkındaki tanık beyanlarından davacının hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığının görüldüğü, bu hususun diğer tespitlerle değerlendirilmesinden davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin herhangi bir disiplin süreci işletilmeden, soruşturma açılmadan ve savunma hakkı verilmeden tesis edildiği, davalı idarenin kararı verirken bireyselleştirme yapmadığı, kararı veren HSK üyelerinin tarafsız olmadığı, açılan davada Dairece makul sürede karar verilmediği, kararda yer verilen delillerin sabit olmadığı, hakkındaki tanık beyanlarının etkinlik pişmanlık hükümlerinden yararlanan ve itirafçı adı altında beyanda bulunan kişilerce verildiği, bu beyanların ortaya konan açık menfaati elde etmek için verildiği, ihraç kararıyla Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer verilen ölçülülük ilkesi, çekirdek haklara müdahale etmeme ilkesi, masumiyet karinesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, şeref ve itibara saygı hakkı, mülkiyet hakkı gibi birçok hakkın ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/09/2020 tarih ve E:2016/58344, K:2020/3711 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 16/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.