DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2896 E. , 2021/3463 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2896
Karar No : 2021/3463
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av….
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av….
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/04/2021 tarih ve E:2017/7238, K:2021/1157 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının ve yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/04/2021 tarih ve E:2017/7238, K:2021/1157 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden,davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, adaylık sürecinde örgüte ait staj evlerinde kaldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer deliller yönünden, davacının evinde yapılan aramada Fethullah Gülen’e ve FETÖ’ye ilişkin dökümanların bulunmasının davacının anılan örgütle iltisak veya irtibatına yönelik destekleyici unsurlar olduğu,
Ayrıca, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde yurt dışında doktora yapmak üzere gönderilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkumiyetine karar verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; “… marka … model … imei numaralı cep telefonu üzerinde yapılan inceleme de aktif olarak şüpheli …’ ın kullanımında olduğu, cep telefonu fiziksel imajı içerisinde “aranan öğeler, yüklü uygulamalar ve uygulama kullanımında” BYLOCK: chat&call uygulamasının olduğu, BYLOCK programının … isimli e-posta adresiyle google andorid marketten 26/08/2014 tarihinde indirildiği” tespitlerine yer verildiği ve bu hususun mahkumiyet kararına gerekçe olarak alındığı,
Bu durumda, davacının kullanımında olduğu telefonundan ele geçen bir kısım dijital materyallerden elde edilen verilerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu, anılan Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin; olağanüstü halin gereklerini aşar nitelikte olduğu; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/06/2008 tarih ve E:2008/982, K:2008/181 sayılı kararı ile “Cemaat, Hizmet veya Gülen Hareketi” isimleriyle bilinen oluşumun bir terör örgütü veya suç örgütü olmadığı kesin hükümle saptanmasına rağmen, suç oluşturmadığı karara bağlanmış iddia, olay, olgu, eylem, faaliyet veya işlemlerin temyize konu karar gerekçesinde tekrar suçmuş gibi kullanılmasının non bis in idem ilkesini ihlal ettiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 04/04/2017 tarihli karar ve bu kararı onayan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarihli kararı ile “Cemaat” isimli oluşumun “FETÖ/PDY” ismi altında terör örgütü ilan edildiği; bu nedenle 15 Temmuz 2016 öncesi yasal faaliyetlerin terör örgütü ile irtibat, iltisak veya üyeliğe dayanak yapılamayacağı; temyize konu Daire kararında Tetkik Hâkiminin görüşleri tarafına tebliğ edilip görüşü alınmadan karar verildiği için çekişmeli yargılama ilkesine aykırı bir yargılama yapıldığı; ByLock verilerinin yasa dışı delil olduğu ve hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, bu hususu doğrular nitelikte yüksek yargı kararlarının bulunduğu, bu verilerin MİT tarafından istihbarat çalışmaları sonucu elde edilmiş veriler olduğu; itirafçı tanık/sanık ifadelerinin hukuki değerinin bulunmadığı, yasa dışı delil niteliğinde olduğu, ifadelerde suç işlediğine dair herhangi bir iddianın bulunmadığı; evinde bulunan birtakım kitap gazete ve dergilerin eski tarihli ve yasal yayınlar olduğu, bu şekilde basın özgürlüğü, ifade hürriyeti ve bilgiye ulaşma hakkının ihlal edildiği; olayda, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının, ölçülülük ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, etkili başvuru hakkının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, silahların eşitliği ilkesinin, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği; hakkında verilen ceza hükmünün kesinleşmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/04/2021 tarih ve E:2017/7238, K:2021/1157 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.