DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2950 E. , 2022/3121 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2950
Karar No : 2022/3121
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … Odası
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI): … Değişikliği Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
İSTEMLERİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/7567, K:2021/1090 sayılı kararının aleyhe kısımlar yönünden taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişen 5. maddesinin 8. fıkrasının, 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendinin, 22. maddesinin 1. fıkrasının (b), (ç), (e), (ğ), (h), (i), (j), (k) ve (l) bentlerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/7567, K:2021/1090 sayılı kararıyla;
Dairelerinin 12/07/2018 tarih ve E:2017/7567 sayılı kararı ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/487 sayılı kararları üzerine, dava konusu Yönetmelik hükümlerinde değişiklik yapılmış ise de, incelemenin, dava açıldığı esnada yürürlükte bulunan hükümlere göre yapıldığı belirtilerek;
1- Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin dava konusu 5. maddesinin 8. fıkrasının incelenmesi;
Emsal harici alanların, kural olarak, parselin toplam emsale esas alanının %30’unu aşamayacağına dair sınırlandırmanın olumlu bir yaklaşım olduğu sonucuna varıldığı,
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “2 katı” (b) bendindeki “kapıcı dairelerinin” ibareleri ile (c) bendi yönünden;
İmar parseli içinde kapalı alan kullanımı sağlandığı, ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımların, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, tamamının ya da bir kısmının alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, bent hükümlerinde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
(d) bendi yönünden;
Otopark alanlarının, kural olarak imal edilecek yapılarda bulunmasının zorunlu olduğu, bu alanların teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı değerlendirildiğinden, emsal hesabı dışında tutulmasında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
“Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik gereğince yapılması zorunlu olan korunumlu ya da korunumsuz normal merdiven dışındaki yangın merdiveni… asgari ölçülerdeki alanı… konferans, spor, sinema ve tiyatro salonları gibi özellik arz eden umumi yapılarda düzenlenmesi zorunlu olan boşluklar” ibareleri yönünden;
İptali istenen bu kullanımların kural olarak imal edilecek yapılarda bulunmasının zorunlu olduğu, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
“ve korunumlu koridorun… ile yangın güvenlik holünün 6 m²si” ibareleri yönünden;
19/12/2007 tarih ve 26735 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin (dd) bendinde, korunumlu koridor veya holün, “Bitişik olduğu mekânlardan yangına karşı dayanıklı yapı elemanlarıyla ayırılmak suretiyle yangın etkilerinden korunmuş koridor veya hol” olarak, (ee) bendinde de, korunumlu merdivenin, “Yangına karşı dayanıklı bir malzeme ile çevrili veya yangından etkilenmeyecek şekilde düzenlenen merdiven” olarak tanımlandıkları,
Kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından düzenlemenin bu kısımlarında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
“son katın üzerindeki ortak alan teras çatılar” ibareleri yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (eeee) bendinde, teras çatının, “Suyun tahliyesi için yeterli eğim verilen, bulunduğu iklim bölgesine uygun ısı ve su yalıtımları yapılan, çakıl, toprak, çim ve benzeri doğal örtüler ile kaplanarak iklime uygun bitkilendirilebilen çatı tipi” olarak tanımlandığı,
İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata kapalı alan kullanımı sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımın, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, anılan ibarelerde hukuka uyarlık bulunmadığı,
“yapının ihtiyacı için bahçede yapılan açık otoparklar… alışveriş merkezlerinde yapılan atrium boşluklarının her katta asgari ölçülerdeki alanı ile” ibareleri yönünden;
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, atriumun, “İki veya daha çok sayıda katın içine açıldığı, yapı kitlesi içinde ortak hacim olarak tertiplenen, karşılıklı iki uzun kenar arasındaki mesafe 3.00 metreden az olmamak üzere bodrum, zemin veya bina girişinin yer aldığı kattan başlayıp tüm katlar boyunca devam eden üzeri kapalı boşluklu hacimler” olarak tanımlandığı,
Kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından, düzenlemenin bu kısımlarında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
(b) bendine eklenen “merdivenler…, yakıt ve… jeneratör ve” ibareleri yönünden;
Kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından düzenlemenin bent hükmünün bu kısımlarında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
(ç) bendi yönünden;
Mescit ve müştemilatın teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı, bu alanların belli bir büyüklük ile de sınırlandırıldığı anlaşıldığından bent hükmünde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
(e) bendi yönünden;
Bir yapıda “ticari amaç içermeyen, bodrum veya zemin kattaki ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanlarının ve çocuk bakım ünitelerinin” bulunmasının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, söz konusu kullanımların nüfus yoğunluğunu arttırdığından bahsedilemeyeceği, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararı ile kıyaslandığında kabul edilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, bu haliyle “ticari amaç içermeyen, bodrum veya zemin kattaki ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanlarının ve çocuk bakım ünitelerinin” katlar alanı hesabına dâhil edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
2- Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendinin incelenmesi;
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendinde “Bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleri ile bütünleşik olmayan, bahçe alanının %10’unu geçmeyen; kameriye, pergola, sundurma, açık yüzme ve süs havuzu” taban alanına dâhil edilmeyecek kullanımlar olarak sayıldığı, dava konusu 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle bent hükmünde geçen “%10” ibaresinin, “%20” olarak değiştirildiği,
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (bbbb) bendinde taban alanı, “Bahçede yapılan eklenti ve müştemilatı dâhil yapıların tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin üzerinde kalan kısmının, yapı yaklaşma sınırını ihlal etmemek kaydıyla parseldeki izdüşümünün kapladığı alan”; (ö) bendinde çardak (kameriye), “Rekreasyon alanlarında, parklarda, bina bahçelerinin azami % 5 ‘inde, güneşten ve yağmurdan korunmak ve gölge oluşturmak amacıyla ahşap ve benzeri hafif malzemeden yapılan, yanları açık, üstü kapalı yapı”; (zzz) bendinde ise sundurma, “Yağmurdan, güneşten ve rüzgârdan korunmak için yapı yaklaşma mesafesini ihlal etmemek kaydıyla, binaya bitişik olarak hafif malzemeden yapılan bölme duvarları olmayan üç tarafı açık örtüler”; (mmm) bendinde de pergola, “Bahçede, bina cephelerini değiştirmemek kaydıyla terasta, hafif yapı malzemelerinden dikme ve sık kirişleme ile yapılan ve üzerine yeşil bitki örtüsü sardırılabilen, etrafı açık, yapı ruhsatı olmaksızın inşa edilebilen yapılar” olarak tanımlandıkları,
“Açık yüzme” ibaresi yönünden;
Yüzme havuzlarının niteliği gereği, hem taban alanı hem de Katlar Alanı Kat Sayısı (KAKS) hesabında değerlendirilmesi gereken kullanımlar olmasına karşın, peyzaj düzenlemelerinde kullanılan süs havuzlarının, bu türlü hesaplamalara dahil edilmemesinin olanaklı olduğunun kabulü gerektiği,
Yukarıda yer verilen açıklama çerçevesinde uyuşmazlık incelendiğinde, taban alanı hesabından ayrık tutulan açık yüzme havuz yapısının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirdiği gibi yapı yoğunluğunu arttırdığı anlaşıldığından emsal ve taban alanı hesabında değerlendirilmesi gerektiği,
Bu durumda, dava konusu bent hükmündeki “açık yüzme” ibaresinde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı, bentte düzenlenen açık yüzme havuzu dışındaki yapıların ise kapalı alan kullanımı getirmediğinden taban alanı hesabına dahil edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, taban alanına dahil edilmeyen sözü edilen kullanımların %10’dan, %20’ye çıkarılmasında da imar mevzuatına aykırılık görülmediği,
3- Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 22. maddesinin 1. fıkrasının (b), (ç) (e), (ğ), (h), (i), (j), (k) ve (l) bentlerinin incelenmesi;
(b) bendi yönünden;
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde, çatı bahçesinin, “Teras çatılarda, çakıl, toprak, çim ve benzeri doğal örtüler ile kaplanarak iklime uygun bitkilendirilebilen, yapının görünüşlerini ve bulunduğu çevrenin siluetini bozmayacak ve çatı sınırlarını aşmayacak şekilde oluşturulan bahçeler” olarak tanımlandığı,
İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata kapalı alan kullanımı sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımın, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, bent hükmünde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı,
(ç) bendi yönünden;
Kapıcı dairelerinin, tıpkı yapının diğer bağımsız bölümleri gibi en az konut şartlarını taşıması gereken, teknik ve altyapı alanı gereksiniminin duyulduğu yaşam alanları olduğu, nitelik olarak yapının diğer kapalı kullanım alanlarından farkının bulunmadığı,
İmar parseli içinde kapalı alan kullanımı sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımın, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, tamamının ya da bir kısmının alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, bent hükmünde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı,
(e) bendi yönünden;
Mescit ve müştemilatın, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından, konutların zemin veya bodrum katları dışında da herhangi bir büyüklük sınırlamasına tabi olmaksızın inşa edilmesine yönelik bent hükmünde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
(ğ) bendi yönünden;
Bir yapıda “ticari amaç içermeyen, bodrum veya zemin kattaki ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanlarının ve çocuk bakım ünitelerinin” bulunmasının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, söz konusu kullanımların nüfus yoğunluğunu arttırdığından bahsedilemeyeceği, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararı ile kıyaslandığında kabul edilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, bu haliyle “ticari amaç içermeyen, ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanlarının ve çocuk bakım ünitelerinin” katlar alanı hesabına dâhil edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
(h) bendi yönünden;
Kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından, bent hükmünde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
(i) bendi yönünden;
Kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirici bir yönünün bulunmadığı, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise işlevine nazaran önemsiz kaldığı anlaşıldığından, bent hükmünde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
(j) bendi yönünden;
İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata olmasa da, yapı bütünlüğü içinde ortak alan kullanımı olarak kapalı alan kullanımı sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu bölümlerin, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, bent hükmünde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı,
(k) bendi yönünden;
İmar parseli içinde tek başına bağımsız bölüm oluşturmasa dahi, ister yapı bütünlüğü içinde ortak alan kullanımı olarak, isterse bağımsız bölümün eklentisi olarak imal edilsin, kapalı alan kullanımı sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu bölümlerin tamamının emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına kısmen veya tamamen dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, bent hükmünde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı,
(l) bendi yönünden;
İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata kapalı alan kullanımı sağlandığı, yapı yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımların, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, bent hükmünün “açık veya kapalı merdiven evi” ibareleri haricindeki kısımlarında imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı,
Öte yandan, dava konusu düzenlemede, kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evinin katlar alanına dahil edilmeyeceğinin öngörüldüğü,
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ccc) bendinde, merdiven evinin; “Merdivenin ara ve kat sahanlıklarıyla birlikte bütün olarak merdiven boyunca uzanan hacmi” olarak tanımlandığı,
Yukarıda yer verilen Yönetmelik maddesi uyarınca, merdiven evinin, merdivenin bir bütün olarak uzanan hacmini kapsadığı anlaşılmakta olup, mekansal alanlarda bulunması gerekli olan bu yapı kütlesinin, yapı ve nüfus yoğunluğu artışına sebebiyet vermediği açık olduğundan, emsal hesabına dahil edilmemesine ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişen dava konusu;
– 5. maddesinin 8. fıkrasında yer alan “son katın üzerindeki ortak alan teras çatılar” ibarelerinin, aynı fıkranın (a) bendindeki “2 katı” ibaresinin, (b) bendindeki “kapıcı dairelerinin” ibaresinin, (c) bendinin; 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki “açık yüzme” ibaresinin; 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, (ç) bendinin, (ğ) bendinin, (j) bendinin, (k) bendinin ve (l) bendinin “açık veya kapalı merdiven evi” ibareleri dışında kalan kısımlarının İPTALİNE,
– 5. maddesinin 8. fıkrasında yer alan “22 nci maddeyle veya ilgili idarelerin imar yönetmelikleri ile getirilebilecek emsal harici tüm alanların toplamı; parselin toplam emsale esas alanının %30’unu aşamaz. Ancak; 27/11/2007 tarihli ve 2007/12937 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik gereğince yapılması zorunlu olan, korunumlu ya da korunumsuz normal merdiven dışındaki yangın merdiveni ve korunumlu koridorun asgari ölçülerdeki alanı ile yangın güvenlik holünün 6 m² si… yapının ihtiyacı için bahçede yapılan açık otoparklar, konferans, spor, sinema ve tiyatro salonları gibi özellik arz eden umumi yapılarda düzenlenmesi zorunlu olan boşluklar, alışveriş merkezlerinde yapılan atrium boşluklarının her katta asgari ölçülerdeki alanı” düzenlemeleri, (a) bendinin “Zorunlu otopark alanları” kısmı, (b) bendinin “Sığınak, asansör boşlukları, merdivenler, bacalar, şaftlar, ışıklıklar, ısı ve tesisat alanları, yakıt ve su depoları, jeneratör ve enerji odası, kömürlükler ve… ilgili mevzuat, standart ya da bu Yönetmeliğe göre hesap edilen asgari alanları” kısmı, (ç) bendi ve (d) bendi; 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendinin, “Bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleri ile bütünleşik olmayan, bahçe alanının %20’sini geçmeyen; kameriye, pergola, sundurma… ve süs havuzu” kısmı; 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi, (ğ) bendi, (h) bendi, (i) bendi ve (l) bendindeki “açık veya kapalı merdiven evi” ibareleri yönünden ise DAVANIN REDDİNE,
karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasında emsale dahil edilmeyen kullanım alanlarının arttırıldığı, bu düzenlemelerin teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirici bir yönünün bulunmadığı, nüfus yoğunluğunu artırmayacağının neye göre belirlendiğinin belli olmadığı, söz konusu düzenlemelerin tümüyle hukuka aykırı olduğu, düzenlemelerin bu haliyle uygulanması halinde emsalin %50 artışının söz konusu olacağı, bunun da kentlerimizin genel sorunu olan açık alan yoksunluğu ile yapılar arasındaki yetersiz boşlukların artarak devam edeceği anlamına geldiği,
Dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendinde yapılan değişiklikle, taban alanı kat sayısının görünmez biçimde yükseltildiği, daha önce %10 olan limitin arttırılarak %20’ye çıkarıldığı, hangi ihtiyaçla bu limitin yükseltildiğinin anlaşılamadığı,
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi hakkında hem iptal hem de ret hükmünün kurulduğu, bu maddede yapılan değişiklikle de emsal dışı alanların oranlarının arttırıldığı, madde ile sağlanan emsal harici yapılaşma olanaklarının, imar planlarıyla belirlenen yapı yoğunluklarının geçerliliğini ve işlevini ortadan kaldırdığı, yapı stoku ile kentsel altyapı ilişkisinin belirsizliğe sürüklendiği, imar planlarının yoğunluk belirleme işlevlerinin Yönetmelik ile ortadan kaldırıldığı,
Bu nedenlerle, dava konusu edilen bütün düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiğinden, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, 25/07/2019 tarih ve 30842 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklik ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin dava konusu edilen düzenlemelerinin bir kısmının, Daire ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların uygulanması amacıyla yürürlükten kaldırıldığı, kalan kısmında ise değişiklikler yapıldığı, bu haliyle davanın konusuz kaldığı, ayrıca dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi hakkında hem iptal hem de ret hükmünün kurulduğundan, anılan bendin yeniden değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca harçtan muaf olan idarelerinin yargı harçlarından sorumlu tutulamayacağı belirtilerek, Daire kararının iptale yönelik kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabul, kısmen reddi ile Daire kararının, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişen 5. maddesinin 8. fıkrasının (e) bendi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi ile (i) bendindeki “silolar” ibaresi, yönünden bozulması; 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “Zorunlu otopark alanlarının” ibaresi ile (b) bendindeki “Sığınak, asansör boşlukları… bacalar, şaftlar, ışıklıklar, ısı ve tesisat alanları… su depoları… enerji odası, kömürlükler ve… ilgili mevzuat, standart ya da bu yönetmeliğe göre hesap edilen asgari alanları” ibareleri yönünden gerekçeli onanması ve dava konusu diğer düzenlemeler yönünden ise aynen onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üye Ali Ürker’in; Anayasa’nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve bu meslek kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde bulundurulduğunda, davacı Odanın, dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki ayrışık oyuna karşılık, davacı Odanın ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, temyiz istemlerinin esastan incelenmesine geçildi.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği yayımlanmıştır.
Anılan Yönetmeliğin çeşitli maddeleri, 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilmiştir.
Bunun üzerine, anılan Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrası, 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (b), (ç) (e), (ğ), (h), (i), (j), (k) ve (l) bentlerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kuralı yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemlerin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime tabi tutulacağı kurala bağlanmış; 24. maddesinde ise, kararda bulunacak hususlar sıralanmış ve (e) bendinde kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin ve hükmün belirtileceği vurgulanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 1. maddesinde, anılan Kanun’un, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, 2. maddesinde; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapıların anılan Kanun hükümlerine tabi olduğu; 3. maddesinde, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılmasının mümkün olmadığı; 5. maddesinin son fıkrasında ise, Kanun’da adı geçen diğer tanımların Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte tarif edileceği öngörülmüştür.
Anılan Kanun’un “Yönetmelik” başlıklı 44. maddesinin (I) fıkrasının (f) bendinde, imar planı yapımı ve değişiklikleriyle ilgili kriterlerin tespiti ve imarla ilgili diğer hususların; (b) bendinde, imar planlarında okul, ibadet yeri, sağlık, spor, sosyal ve kültürel tesisler ile kamu kuruluşlarının yapıları için ayrılacak yerler ve bu konu ile ilgili diğer hususların ve (i) bendinde, yerleşme alanlarıyla ilgili genel esasların Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca çıkarılacak Yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, dava konusu Yönetmeliğin;
1- 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “Zorunlu otopark alanlarının” ibaresi ile (b) bendindeki “Sığınak, asansör boşlukları… bacalar, şaftlar, ışıklıklar, ısı ve tesisat alanları… su depoları… enerji odası, kömürlükler ve… ilgili mevzuat, standart ya da bu yönetmeliğe göre hesap edilen asgari alanları” ibareleri,
2- 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “2 katı” ibaresi ile (c) bendi,
3- 5. maddesinin 8. fıkrasının (e) bendi,
4- 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi,
5- 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendindeki “silolar” ibaresi,
HARİCİNDEKİ KISIMLARI, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının yukarıda yer verilen hususlara ilişkin kısımlarına gelince;
1- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “Zorunlu otopark alanlarının” ibaresi ile (b) bendindeki “Sığınak, asansör boşlukları… bacalar, şaftlar, ışıklıklar, ısı ve tesisat alanları… su depoları… enerji odası, kömürlükler ve… ilgili mevzuat, standart ya da bu Yönetmeliğe göre hesap edilen asgari alanları” ibareleri yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde; (8) 22 nci maddeyle veya ilgili idarelerin imar yönetmelikleri ile getirilebilecek emsal harici tüm alanların toplamı; parselin toplam emsale esas alanının % 30’unu aşamaz. Ancak… binaların bodrum katlarında yapılan;
a) Zorunlu otopark alanlarının 2 katı,
b) Sığınak, asansör boşlukları, merdivenler, bacalar, şaftlar, ışıklıklar, ısı ve tesisat alanları, yakıt ve su depoları, jeneratör ve enerji odası, kömürlükler ve kapıcı dairelerinin ilgili mevzuat, standart ya da bu Yönetmeliğe göre hesap edilen asgari alanları,
…
bu hesaba dâhil edilmeksizin emsal haricidir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan otopark alanları ile sığınak, asansör boşlukları, bacalar, şaftlar, ışıklıklar, ısı ve tesisat alanları, su deposu, enerji odası ve kömürlüklerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, ilgili mevzuat, standart ya da Yönetmeliğe göre hesap edilecek asgari kısımları emsal haricinde tutulacağı belirtilen bu kullanımlar nedeniyle artan yapı yoğunluğunun ise, sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin yukarıda belirtilen düzenlemelerinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, temyize konu Daire kararının anılan düzenlemeler yönünden davanın reddine ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
2- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “2 katı” ibaresi ile (c) bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) ve (c) bentlerinde; (8) 22 nci maddeyle veya ilgili idarelerin imar yönetmelikleri ile getirilebilecek emsal harici tüm alanların toplamı; parselin toplam emsale esas alanının %30’unu aşamaz. Ancak… binaların bodrum katlarında yapılan;
a) Zorunlu otopark alanlarının 2 katı,
…
c) Konut kullanımlı bağımsız bölüm net alanının % 10’unu, ticari kullanımlı bağımsız bölüm net alanının % 50’sini aşmayan depo amaçlı eklentiler,
…
bu hesaba dâhil edilmeksizin emsal haricidir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen düzenlemelerde yer verilen, bodrum katlarında yapılan zorunlu otopark alanlarının 2 katı ile depo amaçlı eklentilerin nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararı ile kıyaslandığında kabul edilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, bu kullanımların emsal hesabı dışında tutulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Kaldı ki, zorunlu otopark alanlarının sadece 2 katı ve depo amaçlı eklentilerin konut kullanımlı bağımsız bölüm net alanının %10’unu, ticari kullanımlı bağımsız bölüm net alanının ise %50’sini aşmayan kısmı öngörülmek suretiyle, söz konusu alanların emsal haricinde değerlendirilecek kısımlarına sınırlama getirilmiş olup, bu haliyle imar mevzuatına aykırı bir yönünün de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “2 katı” ibaresi ile (c) bendinin iptaline ilişkin kısımlarının bozulması gerekmektedir.
Nitekim, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin aynı düzenlemeleri içeren 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “2 katı” ibaresi ile (c) bendine ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2813, K:2022/2138 sayılı kararı da bu yöndedir.
3- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (e) bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (e) bendinde; (8) 22 nci maddeyle veya ilgili idarelerin imar yönetmelikleri ile getirilebilecek emsal harici tüm alanların toplamı; parselin toplam emsale esas alanının %30’unu aşamaz. Ancak… binaların bodrum katlarında yapılan;
…
e) Ticari amaç içermeyen, ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanlarının ve çocuk bakım ünitelerinin toplam 100 m2’si,
bu hesaba dâhil edilmeksizin emsal haricidir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Temyize konu Daire kararında; dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (e) bendi ile ilgili hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, bu kısmın eksik hüküm nedeniyle bozulması gerekmektedir.
4- Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, “(1) 5 inci maddenin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslar dâhilinde;
…
(ğ) Ticari amaç içermeyen, ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanları ve çocuk bakım üniteleri,
…
katlar alanına dâhil edilmez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Temyize konu Daire kararında, dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı belirtildiği halde, hüküm fıkrasında, bu bentle ilgili hem iptal hem de ret hükmünün kurulduğu anlaşıldığından, anılan bende ilişkin kısmın bozulması gerekmektedir.
Öte yandan, Dairece bozma kararı üzerine anılan bentle ilgili yeniden karar verilirken, bendin 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ilk halinde yer alan “bodrum veya zemin kattaki” ibarelerinin dava konusu değişiklik ile yürürlükten kaldırıldığının da göz önünde bulundurulacağı açıktır.
5- Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendindeki “silolar” ibaresi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, “(1) 5 inci maddenin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslar dâhilinde;
…
(i) Bina veya tesise ait olan ısıtma, soğutma, tesisat alanı, su sarnıcı, havalandırma sistemleri ve enerji verimliliği sistemlerinin bulunduğu alanlar, arıtma tesisi, gri su toplama havuzu, yakıt ve su depoları, silolar, trafolar, jeneratör, ısı merkezi, enerji odası, kömürlük, eşanjör ve hidrofor bölümleri,
…
katlar alanına dâhil edilmez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik’te “Silo” ibaresine ilişkin bir tanım yer almamaktadır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise, “Silo”, tahıl vb. ürünlerin korunduğu, saklandığı veya depolandığı, genellikle silindir biçiminde ambar olarak tanımlanmıştır.
Planlı alanlarda uygulama işlemlerine yön vermek için kabul edilen bu Yönetmelik’te, emsal hesabına dahil edilmeyeceği öngörülen siloların, niceliği ve niteliğine yönelik herhangi bir ayrıntıya yer verilmediğinden, kastedilen bu bölümlerle kırsal yaşamın hüküm sürdüğü alanlarda köy ürünlerinin saklandığı depoların mı yoksa fabrikalara ya da ticari amaçla kurulan işletmelere ait depoların mı kastedildiği anlaşılamamaktadır. Bu haliyle hangi amaca hizmet edeceği muğlak bırakılan siloların, mekansal alanlara getireceği yapı ve/veya nüfus yoğunluğunun da değerlendirilme imkanı bulunmamaktadır.
Bu durumda, eksik düzenleme nedeniyle uygulamaya elverişsiz olduğu anlaşılan “silolar” ibaresinde, imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendindeki “silolar” ibaresi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerekmektedir.
Nitekim, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin aynı ibareyi içeren 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendindeki “silolar” ibaresinin iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2021 tarih ve E:2017/4840, K:2021/1114 sayılı kararı, anılan ibare yönünden, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2813, K:2022/2138 sayılı kararıyla onanmıştır.
Sonuç Olarak; temyize konu Daire kararının, 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişen dava konusu;
– 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “2 katı” ibaresi ile (c) bendi,
– 5. maddesinin 8. fıkrasının (e) bendi,
– 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi,
– 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendindeki “silolar” ibaresi, yönünden BOZULMASI;
– 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “Zorunlu otopark alanlarının” ibaresi ile,
– (b) bendindeki “Sığınak, asansör boşlukları… bacalar, şaftlar, ışıklıklar, ısı ve tesisat alanları… su depoları… enerji odası, kömürlükler ve… ilgili mevzuat, standart ya da bu yönetmeliğe göre hesap edilen asgari alanları” ibareleri yönünden yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASI;
– Temyize konu diğer düzenlemeleri yönünden ise aynen ONANMASI,
gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının ve davalı idarenin temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE;
2. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 03/02/2021 tarih ve E:2017/7567, K:2021/1090 sayılı kararının 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişen dava konusu;
– 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “2 katı” ibaresi ile (c) bendi,
– 5. maddesinin 8. fıkrasının (e) bendi,
– 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi,
– 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendindeki “silolar” ibaresi,
yönünden BOZULMASINA,
3. Davacının ve davalı idarenin temyiz istemlerinin kısmen REDDİNE;
4. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 03/02/2021 tarih ve E:2017/7567, K:2021/1090 sayılı kararının 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişen dava konusu;
– 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “Zorunlu otopark alanlarının” ibaresi ile,
– (b) bendindeki “Sığınak, asansör boşlukları… bacalar, şaftlar, ışıklıklar, ısı ve tesisat alanları… su depoları… enerji odası, kömürlükler ve… ilgili mevzuat, standart ya da bu yönetmeliğe göre hesap edilen asgari alanları” ibareleri,
yönünden yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
5. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 03/02/2021 tarih ve E:2017/7567, K:2021/1090 sayılı kararının 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişen dava konusu diğer düzenlemeler yönünden ONANMASINA,
6. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
7. Kesin olarak, 07/11/2022 tarihinde, usulde oyçokluğu, esasta ise dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasındaki “son katın üzerindeki ortak alan teras çatılar” ibareleri, (a) bendindeki “iki katı” ibaresi ile (b) bendindeki “kapıcı dairelerinin” ibaresi ve (c) bendi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (b), (ç), (e), (j) ve (k) bentleri ile (l) bendinin “kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi” ibareleri haricindeki düzenlemeleri yönünden oyçokluğu, dava konusu diğer düzenlemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasındaki “son katın üzerindeki ortak alan teras çatılar” ibareleri yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasında, “(8) 22 nci maddeyle veya ilgili idarelerin imar yönetmelikleri ile getirilebilecek emsal harici tüm alanların toplamı; parselin toplam emsale esas alanının % 30’unu aşamaz. Ancak; 27/11/2007 tarihli ve 2007/12937 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik gereğince yapılması zorunlu olan, korunumlu ya da korunumsuz normal merdiven dışındaki yangın merdiveni ve korunumlu koridorun asgari ölçülerdeki alanı ile yangın güvenlik holünün 6 m² si, son katın üzerindeki ortak alan teras çatılar, yapının ihtiyacı için bahçede yapılan açık otoparklar, konferans, spor, sinema ve tiyatro salonları gibi özellik arz eden umumi yapılarda düzenlenmesi zorunlu olan boşluklar, alışveriş merkezlerinde yapılan atrium boşluklarının her katta asgari ölçülerdeki alanı ile binaların bodrum katlarında yapılan;
…
bu hesaba dâhil edilmeksizin emsal haricidir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (eeee) bendinde, teras çatı, “Suyun tahliyesi için yeterli eğim verilen, bulunduğu iklim bölgesine uygun ısı ve su yalıtımları yapılan, çakıl, toprak, çim ve benzeri doğal örtüler ile kaplanarak iklime uygun bitkilendirilebilen çatı tipi” olarak tanımlanmıştır.
Tanımdan da anlaşılacağı üzere; imar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata kapalı alan kullanımı sağlamadığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna da sebebiyet vermediği açık olan söz konusu kullanımın, emsal hesabı dışında değerlendirilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasındaki “son katın üzerindeki ortak alan teras çatılar” ibarelerinin iptaline yönelik kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki “iki katı” ibaresi yönünden;
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın anılan ibareye ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın anılan ibarenin iptaline ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXX- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki “kapıcı dairelerinin” ibaresi ile 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasında, “(8) 22 nci maddeyle veya ilgili idarelerin imar yönetmelikleri ile getirilebilecek emsal harici tüm alanların toplamı; parselin toplam emsale esas alanının % 30’unu aşamaz. Ancak… binaların bodrum katlarında yapılan;
…
b) Sığınak, asansör boşlukları, merdivenler, bacalar, şaftlar, ışıklıklar, ısı ve tesisat alanları, yakıt ve su depoları, jeneratör ve enerji odası, kömürlükler ve kapıcı dairelerinin ilgili mevzuat, standart ya da bu Yönetmeliğe göre hesap edilen asgari alanları,
…
bu hesaba dâhil edilmeksizin emsal haricidir.”;
22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde ise, “(1) 5 inci maddenin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslar dâhilinde;
…
(ç) Bu Yönetmelikte öngörülen asgari sayıda kapıcı dairesi,
…
katlar alanına dâhil edilmez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Kapıcı dairelerinin, kural olarak imal edilecek yapılarda bulunmasının zorunlu olduğu, bu alanların teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu ve yapı yoğunluğunu cüz’i miktarda artırmakla birlikte, sağladığı kamu yararına nispeten, artan bu yoğunluğun önemsiz kaldığı ve katlanılabilir düzeyde olduğu değerlendirildiğinden, emsal hesabı dışında tutulmasında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki “kapıcı dairelerinin” ibaresi ile 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptaline ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısımlarına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXX- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendi yönünden;
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın anılan bende ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın anılan bendin iptaline ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXXX- Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, “(1) 5 inci maddenin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslar dâhilinde;
…
(e) Ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilat,
…
katlar alanına dâhil edilmez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmelik maddesi ile katlar alanı hesabına dâhil edilmeyen kullanımlar içerisinde ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilat da sayılmıştır.
Ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilatların, niteliği gereği kapalı alan kullanımı sağladığı ve mekansal alanlarda yapı ve nüfus yoğunluğu artışına sebebiyet verdiği açık olup, katlar alanı hesabına dahil edilmemesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.
KARŞI OY
XXXXXX- Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (j) bentleri yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (j) bentlerinde, “(1) 5 inci maddenin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslar dâhilinde;
…
b) Son katın üzerindeki ortak alan çatı bahçeleri,
j) Bütün cepheleri tamamen toprağın altında kalan bodrum katları ile kısmen açıkta kalan, bodrum katlarında yer alan; tek başına bağımsız bölüm oluşturmayan, bir bağımsız bölümün eklentisi veya parçası olmayan, ticari amaç içermeyen, yapı yaklaşma sınırı içinde kalan ve 1000 m²’yi ve toplamda katlar alanının % 5’ini aşmayacak şekilde düzenlenen ortak alan niteliğindeki; jimnastik salonu, oyun ve hobi odaları, yüzme havuzu, sauna gibi sosyal tesis, spor birimleri ve depolar,
…
katlar alanına dâhil edilmez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
(b) bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde, çatı bahçesi, “Teras çatılarda, çakıl, toprak, çim ve benzeri doğal örtüler ile kaplanarak iklime uygun bitkilendirilebilen, yapının görünüşlerini ve bulunduğu çevrenin siluetini bozmayacak ve çatı sınırlarını aşmayacak şekilde oluşturulan bahçeler” olarak tanımlanmıştır.
Yukarıda yer verilen Yönetmelik maddesinin değerlendirilmesinden, çatı bahçesi, teras çatılarda çatı sınırını aşmayacak şekilde oluşturulan bahçe niteliğinde bir kütle olup, mekansal alanlarda yapı ve nüfus yoğunluğu artışına sebebiyet vermediği açık olduğundan, emsal hesabına dahil edilmemesine ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
(j) bendi yönünden;
Anılan bentte belirtilen kullanımların, imar parseli içinde tek başına bağımsız bölüm oluşturmadığı, bir bağımsız bölümün eklentisi veya parçası olmadığı, ticari amaç içermediği, yapı yaklaşma sınırı içinde ve 1000 m²’yi ve toplamda katlar alanının %5’ini aşmayacak şekilde düzenlendiği, nüfus yoğunluğuna sebebiyet vermediği açık olup, söz konusu yapı kütlelerinin teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı ve artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından, emsal hesabı dışında tutulmasında imar mevzuatına aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (j) bentlerinin iptaline ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısımlarına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXXXXX- Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ile (l) bendinin “kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi” ibareleri haricindeki düzenlemeleri yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (k) ve (l) bendinde, “(1) 5 inci maddenin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslar dâhilinde;
…
k) Bütün cepheleri tamamen toprağın altında kalan bodrum katları ile kısmen açıkta kalan, yola cephesi bulunmayan bodrum katlarında yer alan, bina cephelerinde ilave kat görünümüne neden olmayan ve tek başına bağımsız bölüm oluşturmayan; konut ve ticari kullanımlı bağımsız bölümlere ait depo amaçlı eklentiler,
l) Sökülür-takılır-katlanır cam panellerle kapatılmış olanlar dâhil olmak üzere balkonlar ve açık çıkmalar, kat bahçe ve terasları, iç bahçeler, kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi, tek bağımsız bölümlü konutlar hariç; bina giriş holleri ile kat holleri ve asansör önü sahanlıkları,
…
katlar alanına dâhil edilmez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
İmar parseli içinde tek başına bağımsız bölüm oluşturmadığı, nüfus yoğunluğuna sebebiyet vermediği açık olan söz konusu kullanımların teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından, anılan bentlerde düzenlenen kullanımların emsal hesabı dışında tutulmasında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ile (l) bendinin “kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi” ibareleri haricindeki düzenlemelerinin iptaline ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısımlarına katılmıyorum.