DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/3125 E. , 2022/2834 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3125
Karar No : 2022/2834
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): … Nolu Barosu
VEKİLİ : Av. …
II-(DAVALILAR):
1-…Bakanlığı – ANKARA
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
2-…Bakanlığı
VEKİLİ: I. Huk. Müş. Yrd. V. …
3- …Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 19/11/2020 tarih ve E:2015/4053, K:2020/5159 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 05/08/2015 tarih ve 29436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişiklik yapılan, 08/08/1985 tarih ve 18836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (e), (g) ve (j) bentlerinin; 3. maddesinin; 9. maddesinin 1. fıkrasının (d), (e), (f), (g), (h), (i) ve (j) bentlerinin; 16. maddesinin; 23. maddesinde yer alan “belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması halinde yasaklayabilir.” ibaresinin ve 25. maddesinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 19/11/2020 tarih ve E:2015/4053, K:2020/5159 sayılı kararıyla;
Anayasa’nın 26. maddesinde; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 6., 9., 10., 17., 18., 19., 22. ve 37. maddelerinde; 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 1. ve 2. maddelerinde yer alan kurallar aktarılarak,
Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (e), (g) ve (j) bentleri yönünden;
Fıkranın (e) bendinde, mahallin en büyük mülki amirinin; (g) bendinde genel kolluk kuvvetlerinin tanımının yapıldığı; tanımların 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 2. maddesi ile uyumlu olduğu; (j) bendinde, mahallin en büyük mülki amiri ile yetkili kolluk amiri ve düzenleme kurulu başkanı arasındaki irtibatı sağlamak görevi verilen irtibat kurulunun tanımlandığı, 2911 sayılı Kanun ile düzenleme kuruluna verilen yetki kapsamında koordinasyon sağlamak amacıyla düzenleme kurulunun alt birimi olarak irtibat kurulunun Yönetmeliğe eklendiği dikkate alındığında, düzenlemede üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 3. maddesi yönünden;
Dava konusu maddenin dayanağı 2911 sayılı Kanun’un 6. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesinin 28/09/2017 tarih ve E:2014/101, K:2017/142 sayılı kararıyla, anılan maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ile beşinci fıkrasında yer alan “ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği,
Bu durumda, dava konusu edilen Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (ç) bentlerinde yer alan “ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak” ibarelerinde hukuka uyarlık, bu ibareler dışındaki Yönetmeliğin dava konusu 3. maddesindeki diğer hükümlerin ise dayanağı Kanun’a paralel olarak düzenlendiği anlaşıldığından bu kısımlar yönünden hukuka ve üst normlara aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (g) ve (j) bentleri yönünden;
2911 sayılı Kanun’un 12. maddesinde, “Düzenleme kurulu, toplantının sükun ve düzenini, bildirimde yazılı amaç dışına çıkılmamasını sağlamakla yükümlü ve sorumludur. Kurul, bunun için gereken önlemleri alır ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını ister. Toplantının amacı dışına çıktığı veya düzen içinde gerçekleşmesini imkânsız gördüğü takdirde kurul veya toplanamadığı takdirde kurul başkanı dağılma kararı alır ve durumu derhâl yetkili kolluk amirine bildirir. Düzenleme kurulunun sorumluluğu, topluluk toplantı yerinden tamamen dağılıncaya kadar sürer.” hükmüne yer verildiği,
Anılan Kanun uyarınca düzenleme kuruluna verilen yetki kapsamında düzenlenen dava konusu kuralda, hukuka ve üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (d), (h) ve (i) bentleri yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesi ile 08/08/1985 tarih ve 18836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (g) ve (j) bentlerinin değiştirildiği, dava konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (d), (h) ve (i) bentlerinin Yönetmeliğin 08/08/1985 tarihinde yayımlanan ilk halinde de mevcut olduğu, Yönetmelik hükümlerinin iptali istemiyle en geç Yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihini izleyen altmışıncı günün sonunda dava açılması gerektiği dikkate alındığında, davanın bu bentler yönünden süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı,
Yönetmeliğin 16. maddesi yönünden;
2911 sayılı Kanun’un 24. maddesinde, kanuna uygun başlayan toplantı veya gösteri yürüyüşünün daha sonra kanuna aykırı hale gelmesi durumunda yetkililer tarafından alınacak tedbirlerin düzenlendiği; Kanun’un 11. maddesinde de “Toplantı, 6 ncı madde hükümlerine uymak suretiyle bildirimde belirtilen yerde yapılır. Düzenleme kurulu, kendi üyelerinden başkan dahil en az yedi kişiyi toplantının yapıldığı yerde bulundurmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirildiğine dair tutulan tutanak, düzenleme kurulu tarafından hazırlanarak yetkili kolluk amirine teslim edilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların ve konuşmacıların ses ve görüntüleri kolluk tarafından yapıldığı belli olacak şekilde kaydedilebilir. Elde edilen kayıt ve görüntüler şüphelilerin ve suç delillerinin tespiti dışında başka bir amaçla kullanılamaz.” hükmüne yer verildiği; bu maddeye dayanılarak düzenlenen dava konusu Yönetmelik maddesinde, hukuka ve üst normlara aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 23. maddesinde yer alan “belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması halinde yasaklayabilir.” düzenlemesi yönünden;
2911 sayılı Kanun’un 19. maddesinde, “Bölge valisi, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla bölgeye dahil illerin birinde veya birkaçında ya da bir ilin bir veya birkaç ilçesinde bütün toplantıları bir ayı geçmemek üzere erteleyebilir. Valiler de aynı sebeplere dayalı olarak ve suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlinde; ile bağlı ilçelerin birinde veya birkaçında bütün toplantıları bir ayı geçmemek üzere yasaklayabilir.
Yasaklama kararı gerekçeli olarak verilir Kararın özeti yasaklamanın uygulanacağı yerlerde mutat vasıtalarla ilan edilir. Ayrıca, İçişleri Bakanlığına bilgi verilir.” hükmünün bulunduğu, dava konusu Yönetmeliğin de dayanağı Kanun’a paralel olarak düzenlendiği anlaşıldığından bu düzenlemede hukuka ve üst normlara aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 25. maddesi yönünden;
2911 sayılı Kanun’un 24. maddesinde, kanuna uygun başlayan toplantı veya gösteri yürüyüşünün daha sonra kanuna aykırı hale gelmesi durumunda yetkililer tarafından alınacak tedbirlerin düzenlendiği; Valinin, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini sağlamak amacıyla aldığı tedbir ve kararların uygulanması için kamu kurum ve kuruluşlarının araç ve gereçlerinden yararlanarak gerekli güvenliği sağlamasında Kanun’a aykırılık görülmediği gerekçeleriyle,
Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (e), (g) ve (j) bentlerinin; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (ç) bentlerinde yer alan “ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak” ibareleri dışında kalan bölümünün; 9. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (g) ve (j) bentlerinin; 16. maddesinin; 23. maddesinde yer alan “belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması halinde yasaklayabilir.” ibaresinin ve 25. maddesinin iptali istemi yönünden davanın reddine, 9. maddesinin 1. fıkrasının (d), (h) ve (i) bentlerinin iptali isteminin süre aşımı nedeniyle reddine, 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (ç) bentlerinde yer alan “ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak” ibarelerinin ise iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yönetmelik’te, Kanun’da düzenlenmeyen hususların düzenlendiği; bu durumun normlar hiyerarşisi ilkesine aykırı olduğu; mahallin mülki amirine genel kolluk kuvvetleri ile hareket etme olanağı sağlanarak siyasi iradenin hakim kılındığı; toplantı ve gösteri yürüyüşlerine siyasi otoritenin müdahalesinin olanaklı hale getirildiği; bu durumun hakkın özü ile bağdaşmadığı; ifade özgürlüğüyle özdeşmeyecek şekilde kolluk amirine yetki veren düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu; kolluk kuvvetlerine hakkın özünün zedeleyecek derecede zor kullanma yetkisi tanındığı belirtilerek Daire kararının, davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Milli Savunma Bakanlığı tarafından, Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile Kanun’un detaylandırıldığı; yapılan değişiklikte üst normlara aykırılık bulunmadığı; 2911 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik üzerine Yönetmeliğin de yeniden düzenlenmesi gerektiği ve bu çerçevede yapılan değişikliğin Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyet gereklerine, ölçülülük ilkesine uygun olduğu; 492 sayılı Kanun’a göre harçtan muaf olmalarına rağmen yargılama gideri kapsamında aleyhlerine hüküm kurulmasının hukuka ve yerleşik yargı içtihatlarına aykırı olduğu belirtilerek Daire kararının iptale ve aleyhe harca hükmedilmesine ilişkin kısmının,
İçişleri Bakanlığı tarafından, idarelere Yönetmelik çıkarma konusunda takdir yetkisi tanındığı; bu kapsamda yapılan Yönetmelik değişikliklerinin Anayasa’ya ve Kanun’a uygun olarak gerçekleştirildiği; 2911 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla dava konusu değişikliklerin yapıldığı; Kanun’da yürürlükten kaldırılan hükümlerin Yönetmelik’te de yürürlükten kaldırıldığı; Kanun’a eklenen ibarelerin de Yönetmeliğe eklendiği,
Adalet Bakanlığı tarafından, önceki dilekçelerindeki beyanların göz önünde bulundurulması gerektiği; değişikliklerin Kanun’a uygun olduğu; idareye verilen yönetmelik düzenleme yetkisi çerçevesinde düzenleme yapıldığı; değişikliklerin Kanun’un genel bir tekrarı niteliğinde olduğu; Anayasa’daki düzenlemelere uygun değişiklikler yapıldığı, dava konusu düzenleyici işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, kararın iptale ilişkin kısmının usul ve kanuna uygun olduğu, davalıların temyiz istemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idareler tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın lehlerine olan kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen reddine, kısmen süre aşımı nedeniyle reddine ve kısmen iptale yönelik Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 19/11/2020 tarih ve E:2015/4053, K:2020/5159 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 12/10/2022 tarihinde, Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi yönünden oyçokluğu, dava konusu edilen diğer maddeler yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava, 05/08/2015 tarih ve 29436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile değişiklik yapılan, 08/08/1985 tarih ve 18836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik”in 2. maddesinin (e), (g) ve (j) bentlerinin; 3. maddesinin; 9. maddesinin 1. fıkrasının (d), (e), (f), (g), (h), (i) ve (j) bentlerinin; 16. maddesinin; 23. maddesinde yer alan “belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması halinde yasaklayabilir.” ibaresinin ve 25. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 1. maddesinde, “Bu Kanun; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller ile gerçek ve tüzel kişilerin düzenleyecekleri toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yerini, zamanını, usul ve şartlarını, düzenleme kurulunun görev ve sorumluluklarını, yetkili merciin yasaklama ve erteleme hallerini, güvenlik kuvvetlerinin görev ve yetkileri ile yasakları ve ceza hükümlerini düzenler.” hükmüne; 9. maddesinde, “Bu Kanuna göre yapılacak toplantılar, fiil ehliyetine sahip ve onsekiz yaşını doldurmuş, en az yedi kişiden oluşan bir düzenleme kurulu tarafından düzenlenir. Bu kurul, kendi aralarından birini başkan seçer. Diplomatik dokunulmazlıkları bulunan kişiler, düzenleme kurulu başkan veya üyesi olamazlar.Tüzel kişilerin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemeleri, yetkili organlarının kararına bağlıdır.” hükmüne; 12. maddesinde, “Düzenleme kurulu, toplantının sükun ve düzenini, bildirimde yazılı amaç dışına çıkılmamasını sağlamakla yükümlü ve sorumludur. Kurul, bunun için gereken önlemleri alır ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını ister. Toplantının amacı dışına çıktığı veya düzen içinde gerçekleşmesini imkânsız gördüğü takdirde kurul veya toplanamadığı takdirde kurul başkanı dağılma kararı alır ve durumu derhâl yetkili kolluk amirine bildirir. Düzenleme kurulunun sorumluluğu, topluluk toplantı yerinden tamamen dağılıncaya kadar sürer.” hükmüne; 28. maddesinde, “Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 10 uncu madde gereğince verilecek bildirimde düzenleme kurulu üyesi olarak gösterilenlerden 9 uncu maddede belli edilen nitelikleri taşımayanlar, toplantı veya yürüyüşün yapılması hâlinde, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 11 ve 12 nci maddelerde yazılı görevleri yerine getirmeyen düzenleme kurulu üyeleri, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verilmiştir.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 1. maddesinde, “Polis, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini korur. Halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin eder. Yardım isteyenlerle yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere muavenet eder. Kanun ve nizamnamelerinin kendisine verdiği vazifeleri yapar.” hükmüe; 2. maddesinde, “Polisin genel emniyetle ilgili görevleri iki kısımdır. A) Kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere, Hükümet emirlerine ve kamu düzenine uygun olmıyan hareketlerin işlenmesinden önce bu kanun hükümleri dairesinde önünü almak, B) İşlenmiş olan bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı görevleri yapmak.” hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; suç işlenmesinin önlenmesi ve işlenmiş bir suç ile ilgili olarak yasal gereklerin yapılması hususunda polisin görevli ve yetkili olduğu tartışmasızdır. Bu anlamda, 2911 sayılı Yasa uyarınca fiil ehliyetine sahip ve on sekiz yaşını doldurmuş, en az yedi kişiden oluşan düzenleme kuruluna doğrudan polisin görevi niteliğindeki suçun işlenmesini önleme sorumluluğu yüklenemeyeceği gibi bu konuda yetki de verilemez. Öte yandan, toplantı ve gösteri yürüyüşünün amacı dışında hareket eden kişileri, suçun işlenmesinin önlenmesi amacıyla güvenlik kuvvetlerine bildirmenin ve gerektiğinde dağılma kararı almanın düzenleme kurulunun sorumluluğunda olduğu da açıktır.
Yönetmeliğin dava konusu edilen 9. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, “Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dahil patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zinciri, demir bilye ve sapan gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeleri toplantı yerine sokmak isteyen kişileri önlemek, bu gibilerin varlığından güvenlik kuvvetlerini haberdar etmek, yakalanmalarına yardımcı olmak” kuralına yer verilmiştir. Bu Yönetmelik maddesi dava konusu değişiklikten önce “Suç teşkil eden silah ve patlayıcı maddeleri veya her türlü kesici delici aleti veya taş, sopa, demir, lastik çubuk, boğma teli ve zinciri gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı yaralayıcı ecza veya diğer her türlü zehir veya her türlü gaz ve benzeri maddeyi toplantı yerine sokmak isteyen kişileri önlemek amacıyla, bu gibilerin varlığından güvenlik kuvvetlerini haberdar etmek, yakalanmalarına yardımcı olmak” şeklinde olup; görüldüğü üzere düzenleme kuruluna suçun işlenmesini önlemek amacıyla, toplantı ve gösteri yürüyüşünün amacı dışında suç işlemeyi düşünen kişilerin varlığından güvenlik kuvvetlerini haberdar etme ve yardımcı olma hususunda sorumluluk yüklenmiş iken; dava konusu Yönetmelik hükmü ile polisin görev ve yetkisinde bulunan suç işlemesini önleme görevi düzenleme kuruluna yüklenmekte ve yetki verilmektedir. Öte yandan, 2911 sayılı Yasa’nın yukarıda anılan 28. maddesinde görevlerini yerine getirmeyen düzenleme kurulu üyelerinin, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı kuralı bulunmaktadır.
Bu itibarla, 2559 ve 2911 sayılı yasalarda belirtilen ilgili hükümleri aşar nitelikteki dava konusu Yönetmeliğin dava konusu edilen 9. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu kararın anılan hüküm yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyorum.