DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/3242 E. , 2021/3484 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3242
Karar No : 2021/3484
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Adına Vasisi …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/02/2021 tarih ve E:2017/5286, K:2021/326 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/02/2021 tarih ve E:2017/5286, K:2021/326 sayılı kararıyla;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve bu kararın Yargıtay … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanması üzerine mahkumiyet kararının kesinleştiğinin anlaşıldığı,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile “Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait yurtlarda belletmen olarak görev yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt adına himmet topladığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacını YARSAV Derneğine üyelik şekli değerlendirildiğinde, bu üyeliğin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının, ikametgahı yakınında yapılan aramada bulunan kitap üzerinde parmak izinin bulunması yolundaki tespit, davacı hakkındaki yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/06/2008 tarih ve E:2008/982, K:2008/181 sayılı kararı ile “Cemaat, Hizmet veya Gülen Hareketi” isimleriyle bilinen oluşumun bir terör örgütü veya suç örgütü olmadığının kesin hükümle saptanmasına rağmen, suç oluşturmadığı karara bağlanmış iddia, olay, olgu, eylem, faaliyet veya işlemlerin temyize konu karar gerekçesinde tekrar suçmuş gibi kullanılmasının non bis in idem ilkesini ihlal ettiği; temyize konu kararda yer alan tetkik hakimi düşüncesinin tarafına tebliğ edilmemesinin ve görüşünün alınmamasının çekişmeli yargılama ilkesini ihlal ettiği; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 04/04/2017 tarihli karar ve bu kararı onayan Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26/09/2017 tarihli kararı ile “Cemaat” isimli oluşumun “FETÖ/PDY” ismi altında terör örgütü ilan edildiği ancak bu kararların da çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerini ihlal ettiği; somut olayda hakimlik ve savcılık mesleğinden ihraca dayanak yapılan Kanun Hükmünde Kararname hükmünün, bir “kanunda” bulunması gereken niteliklerden (öngörülebilir ve erişilebilir) yoksun olduğu; OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde mesleğinden ihraç edildiği, OHAL uygulamasına son verildiğinden uygulanan yaptırımın dayanağının kalmadığı; Bylock kullandığı iddiasına dair delil olarak gösterilen verilerin kendisiyle ilgisinin bulunmadığı, hatalı tespitler içerdiği; alınan tanık beyanlarının hukuki değerinin bulunmadığı, 26/05/2016 tarihli Milli Güvenlik Kurulu basın açıklamasına kadar, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/06/2008 tarih ve E:2008/982, K:2008/181 sayılı kararı ile yasal bir organizasyon olduğu kesin olarak karara bağlanmış olan “Cemaat” ismi verilen bir oluşum olduğu, YARSAV üyeliğinin suç olmadığı; temyize konu kararın dayandığı tüm delillerin dava konusu işlemden sonra elde edildiği; ölçülülük ilkesi ile milletler arası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edildiği; masumiyet karinesinden yararlanma hakkının, özel hayata saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, gerekçeli karar hakkının, non bis in idem ilkesinin ihlal edildiği; çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine aykırı yargılama yapılarak karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/02/2021 tarih ve E:2017/5286, K:2021/326 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 30/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.