Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/3259 E. 2021/2830 K. 06.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/3259 E.  ,  2021/2830 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3259
Karar No : 2021/2830

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/09/2020 tarih ve E:2016/58010, K:2020/3713 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/09/2020 tarih ve E:2016/58010, K:2020/3713 sayılı kararıyla;
Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması hâlinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan derdestlik müessesesinin ifade ettiği ”ilk davanın aynısı olan diğer davaların açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı” olgusundan hareketle, sonraki davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği,
Derdestlik durumunun ortaya çıkması için, aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesinin de davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin aynı olmasına bağlı olduğu,
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, bununla birlikte davacı tarafından aynı istemi içeren Dairelerinin E:2016/56547 sayılı dosyasına kayıtlı ayrı bir davanın daha açıldığı ve bu davanın Dairelerinin 17/09/2020 tarih ve E:2016/56547, K:2020/3712 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, anılan kararın ise henüz kesinleşmediğinin anlaşıldığı,
Buna göre, Dairelerinin E:2016/56547 sayılı esasına kayıtlı dava ile bakılmakta olan bu davanın tarafları, konusu ve sebeplerinin aynı olduğu görüldüğünden, derdestlik nedeniyle bu davanın incelenmesine hukuken imkân bulunmadığı gerekçesiyle, davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, açtığı iki davada taleplerinin aynı kapsamda olduğu tek bir dava açma idaresinin söz konusu olduğu, bu nedenle iki dosyadaki taleplerinin tek bir dosya üzerinden görülmesinin hukuki gereklilik olduğu, dosyaların birleştirilerek görülmesine karar verilmesi gerektiği; iki davanın açılmasında şahsının kusuru bulunmadığı, yasal yolları kaçırmamak amacıyla ve sonrasında gecikmeli cevap üzerine aynı irade ile dava açmasında makul ve hukuken haklı bir nedeninin bulunduğu, baştan beri tek bir dava olarak görülmesine gayret göstermesine rağmen mevcut kararların verilmesi nedeniyle aleyhine her iki davada da yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu; dava konusu işlemin dayanağını oluşturan 667 sayılı OHAL KHK’sının 3. maddesi ve bu KHK’yı yasalaştıran 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu; uyuşmazlıkta 2802 ve 6087 sayılı kanunlardaki usullerin ve güvencelerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu, 2802 sayılı Kanun kapsamında başlatılan soruşturmanın sonradan yürürlüğe giren OHAL KHK’sı ile sonlandırılarak hukuka aykırı işlem yapıldığı; savunma hakkının tanınmadığı, savunmanın işlemden sonra yargılama aşamasında alınması ile bu eksikliğin giderildiği düşüncesinin adil yargılanma ilkesine, masumiyet karinesi, ayrımcılık yasağı ilkesine aykırı olduğu, silahların eşitliği ilkesinin söz konusu olmadığı, önce suçlu ilan edilip sonra delillerin üretildiği; tetkik hâkiminin masumiyet karinesine aykırı görüşleri tarafına tebliğ edilmeden karar verildiği için çekişmeli yargılama ilkesine aykırı yargılama yapıldığı; Dairece itiraz ve savunmasının göz ardı edildiği; 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinde öngörülen tedbirin ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, bu cezanın yayımlandığı tarihten sonraki olaylara uygulanabileceği; 18/07/2018 tarihinde OHAL’e son verildiği için söz konusu tedbirin hukuka uygun olduğunun gerekçelendirilemeyeceği; anayasal düzene sadakat yükümlülüğü dava konusu kararda yer almadığı için mahkemece bu gerekçeye dayanılamayacağı; ByLock programını kullanmadığı, ByLock delilinin usulüne uygun olarak temin edilmediği, bu delil kullanılarak verilen kararın bozulması gerektiği, somut olayda ByLock’a ilişkin ana delillerin Dairece istenip birer örneğini tebliğ edip, görüşü alınmadan karar verildiğinden çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği; itirafçı tanık/sanık ifadelerinin hukuki değerinin bulunmadığı, yasa dışı delil niteliğinde olduğu, ifadelerde suç işlediğine dair herhangi bir iddianın bulunmadığı, YARSAV üyeliği açısından yapılan değerlendirmenin idarenin soyut varsayımından ibaret olduğu; idarenin savunması sorgulanmadan kabul edilecekse kurul müfettişi olarak atandığı dönemdeki tüm müfettişlerin ihraç edilmesi gerektiği, bu husustaki suçsuzluğunu ispatlayacak taleplerinin kabul görmediği; olayda, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının, ölçülülük ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, etkili başvuru hakkının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, non bis in idem ilkesinin, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 38. maddesinde yer verilen bağlantı müessesesinin, çok sayıdaki dava dosyasının tek dava dosyasında birleştirilmesi anlamına gelmemesi ve anılan Kanun’da birleştirmeye ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemesi nedeniyle davacının birleştirme talebi reddedilerek, işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, temyize konu kararda atıf yapılan, Danıştay Beşinci Dairesinin 17/09/2020 tarih ve E:2016/56547, K:2020/3712 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/12/2021 tarih ve E:2021/979, K:2021/2829 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/09/2020 tarih ve E:2016/58010, K:2020/3713 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 06/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.