DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/3277 E. , 2022/3204 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3277
Karar No : 2022/3204
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 26/05/2021 tarih ve E:2017/8030, K:2021/1515 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/05/2021 tarih ve E:2017/8030, K:2021/1515 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza yargılamasının … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde sonucuna varıldığı,
Davacının adının geçtiği ByLock yazışmaları yönünden, FETÖ/PDY mensubu şahıslara ait ByLock yazışma içeriklerinde davacının adının geçmesi hususu davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Yurt dışı eğitim ve gezi yönünden, FETÖ’nün HSK’da etkin olduğu dönemde yurt dışına (ABD) gönderildiğine ilişkin tespitin davacı hakkındaki kararda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (6749 sayılı Kanun’un) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu; darbe teşebbüsüne karıştığı, bu girişimle ilişkisinin olduğu yönünde herhangi bir delil ortaya konulmamışken kamu görevinden çıkarılması işleminin OHAL’in gerekli kıldığı bir tedbir olmadığı, OHAL’in neden ve amaç öğelerinin kapsamı dışında olup Anayasa’ya aykırı olduğu, bu sebeple meslekten çıkarılma işleminin iptali ile görevine iadesinin gerektiği; meslekten çıkarma gibi önemli işlem öncesi savunmasının alınmamasının, savunma hakkının kısıtlanması anlamına geldiği, her idari işlemin ve eylemin uygulandığı an itibarıyla hukuka ve kanuna uygun olmasının hukuken önemli olduğu, daha sonra meydana gelen gelişmelerin işlemin hukukiliğine vücut vermeyeceği, hakkındaki işlemin bu sebeple de iptali gerektiği; dava konusu olayda, yasaların geriye yürümezliği/idari işlemlerin geriye yürümezliği ve hukuki güvenlik ilkesinin çok ağır bir şekilde ihlal edildiği; meslekten çıkarılma kararı sonrasında elde edilen iddialar/delillerin silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu kanıtlamaya elverişli olmadığı gibi birçoğunun da gerçeklerle bağdaşmadığı; soruşturma yapılmadan, savunması dahi alınmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu, işlemle yetkide ve usulde paralellik ilkesinin, masumiyet karinesinin, mülkiyet hakkının ihlal edildiği; dava açılma tarihinden itibaren dört yıl sonra karar verilmesiyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; hakkında ifade veren tanığın etkin pişmanlıktan yararlanan bir kişi olduğu ve ifadelerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği; HSYK kararıyla yurt dışına on gün süreyle gönderilmesinin örgütsel eylem olarak kabul edilemeyeceği; adının geçtiği Bylock mesajlarının bilgisi ve iradesi dışında tanımadığı kişiler arasında geçtiği, bu şekildeki bir mesajlaşma içeriğinden sorumlu tutularak örgüt üyesi olduğunun kabulünün hakkaniyetli bir yaklaşım olmadığı; ceza yargılamasında belirtilen ve HTS kaydı olan şahısların tamamına yakınının meslektaş olduğu, söz konusu görüşmelerin örgütsel bir yanının bulunmadığı, bunun aksine de dosyada bir delilin bulunmadığı; hukuka aykırı verilmiş olan Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde, davacının, silahlı terör örgütüne üyelik iddiasıyla açılan ceza davasının … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiği belirtilmişse de; temyiz aşamasında UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının ceza yargılaması sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve dosyanın istinaf aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/05/2021 tarih ve E:2017/8030, K:2021/1515 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak,10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.