DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/3317 E. , 2021/3539 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3317
Karar No : 2021/3539
TEMYİZ EDENLER : I.(DAVACI) :
… Sendikası (…)
VEKİLİ : Av. …
II.(DAVALILAR) :
1-… Bakanlığı
VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri Av. …
Hukuk Müşaviri Av. …
2- … Kurumu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMLERİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 16/03/2021 tarih ve E:2019/7092, K:2021/1182 sayılı kararının taraflarca karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 20/10/2016 tarih ve 29863 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 5. fıkrası ile 14. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 16/03/2021 tarih ve E:2019/7092, K:2021/1182 sayılı kararıyla;
Davacı Sendika üyesi eczacıların işlettiği eczanelerin birinci basamak sağlık hizmeti sunucusu olmaları nedeniyle davalı idarelerden Sağlık Bakanlığının menfaate yönelik usul itirazı ve Kişisel Verileri Koruma Kurumunun husumete yönelik usul itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildiği,
Dava konusu 20/10/2016 tarih ve 29863 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmeliğin 21/06/2019 tarih ve 30808 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 23. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı,
Bu durumda; dava konusu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı idare tarafından davanın açılmasına sebebiyet verilmiş olması nedeniyle kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 3.600,00 TL (sehven 3.6000,00 TL yazıldığı anlaşılmıştır.) avukatlık ücretinin ve toplam 368,10 TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu düzenlemeler hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda karar verilmesi sebebiyle, dava konusu düzenlemelerin “tesis edildiği tarih ile kaldırıldığı tarih arasında” doğurduğu hukuksal sonuçların yargısal denetiminin yapılamadığı, dava konusu düzenlemelerin iptal edilmesi halinde, doğurdukları tüm hukuki sonuçların ortadan kaldırılmış olacağı, davanın konusuz kalmadığı, Kişisel Verileri Koruma Kurumunun görüşü alınmadan tesis edilen dava konusu düzenlemenin şekil bakımından sakat olduğu, dava konusu düzenleme ile kişisel sağlık verilerinin mahremiyeti sağlanmaya çalışılırken serbest eczacıların hukuka, hizmet gereklerine ve kamu yararına aykırı bir yükümlülük altına sokuldukları, serbest eczacıların sağlık hizmet sunucusu olmaları ve dava konusu Yönetmelik kapsamında istisna getirilmemesi sebebiyle davalı Bakanlıkça verilen yetki belgesine sahip ve Bakanlıkça belirlenen standartlar ile uyumlu yazılımlar kullanmak zorunda bırakıldıkları, dava konusu düzenlemelerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Sağlık Bakanlığı tarafından, dava konusu Yönetmelik çıkarıldığında, ortada görüş sorulabilecek bir Kişisel Verileri Koruma Kurulunun mevcut olmadığı ve bu Kurulun görüşünün idari işlemin kurucu unsuru olmadığı, Yönetmelik kapsamında eczanelerin “sağlık hizmeti sunucusu” olarak değerlendirilmediği, dolayısıyla idareleri tarafından belirlenen standartlar ile uyumlu yazılım kullanmak zorunda da bırakılmadıkları, eczanelere bu yönde bir talep iletilmediği, düzenlemelerin mevzuata ve usule uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından, öncelikle husumete yönelik itirazlarının yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmesi yönünden kararın kaldırılması, aksi takdirde dava hakkında işin esasına girilerek davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin davalı idareler üzerinde bırakılmasına karar verilmesine ilişkin kısmının kaldırılması gerektiği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun Geçici 1. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kişisel Verileri Koruma Kurulunun, Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlandığı gün olan 07/04/2016 tarihinden itibaren altı ay içinde üyelerinin seçimlerinin tamamlanarak Başkanlık teşkilatının oluşturulmasının öngörüdüğü, ancak anılan Kanun’un “Kişisel Verileri Koruma Kurulu” başlıklı 21. maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmüne göre seçilen Kişisel Verileri Koruma Kurulu Üyelerinin seçimlerinin 12/01/2017 tarihinde tamamlanabildiği, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı 20/10/2016 tarihinde henüz usulüne uygun olarak teşekkül etmemiş Kişisel Verileri Koruma Kurulunun Sağlık Bakanlığınca çıkarılan adı geçen Yönetmeliğin hazırlanma sürecinde herhangi bir görüş, katkı ya da değerlendirme yapma imkânı bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idareler tarafından, temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen … TL (sehven … TL yazılmıştır.) avukatlık ücretinin ve toplam … TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 16/03/2021 tarih ve E:2019/7092, K:2021/1182 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 30/12/2021 tarihinde, esasta oybirliği, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile husumet yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, anılan Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda “yargılama giderleri”ne ilişkin olarak 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 1086 sayılı Kanun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesinde “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmü yer almıştır.
6100 sayılı Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralı yer almaktadır.
Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen, davalı idareler aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediği görülmektedir.
Bu durumda; konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği gerekçesine dayalı olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyiz başvurusuna konu kararın yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY
(XX)- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından (a) Görev ve yetki, (b) İdari merci tecavüzü, (c) Ehliyet, (d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, (e) Süre aşımı, (f) Husumet, (g) 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15. maddesinin (c) bendinde ise, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince, 14. maddenin 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
07/04/2016 tarih ve 29677 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun Geçici 1 inci maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde 21 inci maddede öngörülen usule göre Kurul üyeleri seçilir ve Başkanlık teşkilatı oluşturulur.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hüküm uyarınca, üyelerinin seçiminin ancak 30/01/2017 tarihinde tamamlandığı anlaşılan Kişisel Verileri Koruma Kurulunun, dava konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayım tarihi olan 20/10/2016 tarihinde henüz teşekkül etmemesi nedeniyle Yönetmeliğin hazırlanması aşamasında görüşüne başvurulması fiilen mümkün olmayan ve bu Yönetmeliğe yönelik başka herhangi bir dahli bulunmayan Kişisel Verileri Koruma Kurumunun hasım mevkiinde yer almasında ve bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu haliyle, davalı idarelerden Kişisel Verileri Koruma Kurumunun husumet yönünden temyiz istemi kabul edilerek kararın bozulması ve bozulan kısım hakkında karar verilmek üzere dosyanın, esas kararı veren Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, Kişisel Verileri Koruma Kurumunun hasım mevkiinden çıkarılması halinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğunun da değişeceği ve bu yeni durum karşısında esas hakkında kararı veren Dairece hüküm kurulması gerektiği de açıktır.
Bu nedenle, Daire kararının, davanın Kişisel Verileri Koruma Kurumunun hasım mevkiine alınması nedeniyle bozulması ve bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.