Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/3382 E. 2023/80 K. 26.01.2023 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/3382 E.  ,  2023/80 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3382
Karar No : 2023/80

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Ticaret Odası Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: …Ticaret Odası bünyesinde danışman olarak görev yapan davacı tarafından, görevine son verilmesine yönelik …tarih ve …sayılı Yönetim Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının görevine son verildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla;
Uyuşmazlığın, …Ticaret Odasında 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak iş sözleşmesi imzalamak suretiyle görev yapan davacının, Oda Yönetim Kurulu kararı ile iş akdinin feshine ilişkin olduğu; bir başka ifadeyle işçi ile işveren arasında ortaya çıkan özel hukuka tabi bir uyuşmazlık olduğu anlaşıldığından, kanuni düzenlemeler uyarınca davanın görüm ve çözümünde adli yargı içerisinde yer alan iş mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/01/2021 tarih ve E:2019/10214, K:2021/8 sayılı kararıyla;
Kuruluş amaçları kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmeti olup, özel hukuk tüzel kişilerine nazaran üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahip olan ve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum yarattıkları için personeli de kamu hukukuna tabi olan oda, borsa ve birliklerin 5590 sayılı Kanun’un yürürlükte olduğu dönemde kamu hizmeti görmek amacıyla personeliyle aralarında yaptıkları ve yenilenerek devam eden sözleşmeler idari sözleşmeler niteliğinde olduğundan, bu sözleşmelerin feshine ilişkin uyuşmazlıkların görüm ve çözüm yerinin de idari yargı yeri olduğu,
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, davacının işe girdiği 16/07/2001 tarihinden işine son verildiği 21/05/2019 tarihli Yönetim Kurulu kararına kadar memur statüsünde istihdam edildiği; davacıdan işsizlik sigortası primi kesilmediği, yıllık izinlerinin memur statüsünde hesaplanarak kullandırıldığı ve işçilere ait özel haklardan faydalandırılmadığı; ayrıca, davacıya ait 25/01/2019 tarihli ücret bordrosunda, SGK statüsü 4/C Emekli Sandığı (çalışan), memuriyet derecesi 1/4, 657 ek ödeme, gösterge, ek gösterge, aile yardımı ve özel hizmet tazminatı ödemesi göründüğü; işsizlik kesintisi, işveren işsizlik payı, işsizlik matrahının ise görünmediği,
Her ne kadar, 01/06/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5174 sayılı Kanun’un 73. maddesinde, oda, borsa, birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilenlerin Kanun’da yer alan hükümler dışında 4857 sayılı İş Kanunu’na tâbi olacakları düzenlenmiş ise de, aynı Kanun’un Geçici 12. maddesinde, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte oda, borsa, birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilmekte olanların, mevcut statülerine göre istihdam edilmelerine devam olunacağı kuralına yer verildiği; buna göre, Kanun’un yürürlük tarihinden önce, 16/07/2001 tarihinde statü hukukuna tabi olarak, kadro karşılığı istihdam edilmiş olan davacının mevcut statüsünü koruyacağı; dolayısıyla, davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin, işe giriş tarihi esas alınmak suretiyle yargısal denetiminin de idari yargı yerlerinde yapılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı,
Bu durumda, davacının iş akdinin feshi nedeniyle görevine son verilmesine ilişkin işlemin yargısal denetiminin de idari yargı yerlerinde yapılması gerektiğinden, Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görevinde olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılarak …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; Uyuşmazlık Mahkemesinin göreve ilişkin içtihadının benzer durumlardaki davacılar hakkında uygulanmasının yargı kararlarındaki istikrar açısından önemli olduğu; Uyuşmazlık Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…kararıyla, benzer durumdaki davacının açtığı davanın çözümünde adli yargının görevli olduğunun kesin olarak karara bağlandığı; uyuşmazlık konusu olayda da, 16/07/2001 tarihinde geçici hizmet sözleşmesiyle işe başlayan davacının, yıllık iş sözleşmeleriyle istihdamının sürdürüldüğü ve iş akdinin feshi üzerine açılan davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesi eklenmek suretiyle, istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ısrar kararının gerekçesiz olduğu ve kararda 5174 sayılı Kanun’un geçici 12. maddesinin dikkate alınmadığı; kararda sözü edilen Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bu dava ile benzerliğinin bulunmadığı ve sözü edilen karardaki davacı ile bu davanın davacısının aynı statüde olmadığı, Uyuşmazlık Mahkemesi kararında adı geçen davacı davalı idarede çalışmaya başlamadan önce emekli olduğundan tekrar memur statüsünde işe başlamasının mümkün olmadığı, bu yüzden iş mevzuatına göre iş sözleşmesi imzaladığı, öte yandan Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarının yalnızca verildikleri davalar yönünden kesin olduğu, bu karardaki davacının davanın adli yargıda görülmesi gerektiğini savunduğu, davalı idarenin de idari yargının görevli olduğunu iddia ettiği; davalı kurumun kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu, dava konusu işlemin idari bir işlem, davacının ise işçi değil memur olduğu; davacının 5174 sayılı Kanun’un yürürlüğünden önce davalı idarede göreve başladığı; Kanun’daki geçici maddeyle statüsünün korunduğu; bu hususun ilk derece mahkemesi kararındaki karşı oyda da belirtildiği; konuyla ilgili emsal yargı kararları bulunduğu; davacının, kamu ve özel sektör tecrübelerinden sonra emekli olmaksızın kesintisiz biçimde davalı idarede çalışmaya başladığı; çalışması süresince düzenlenen bordroları incelendiğinde memur statüsünün açıkça anlaşıldığı; buna mukabil iş hukukundan doğan hiçbir ödeme unsurunun bordroda gösterilmediği; bu hususun davacının memur statüsünü idarenin de kabul ettiğinin bir göstergesi olduğu; hak kazandığı izinlerin de 657 sayılı Kanun’a göre hesaplanarak kullandırıldığı; statüsünün davalı idarenin resmi internet adresindeki verilerde de ortaya konulduğu; 5174 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonra tüm personele iş sözleşmesi imzalanması için baskıda bulunulduğundan bu sözleşmelerin yok hükmünde olduğu; Kanun’un Geçici 12. maddesinin bu sözleşmelerle bertaraf edilemeyeceği; davalı idarenin 2020 yılında yürürlüğe giren iç düzenlemesi ile hukuka aykırı olarak personel statülerine kendi istediği şekli vermeye, kanunla düzenlenen ve verilen hakları kısıtlamaya çalıştığı; statüsüne ilişkin bu beyanları destekler nitelikte akademik çalışmalar mevcut olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen ısrar kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin …İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin temyize konu 17/09/2021 tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/01/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/01/2021 tarih ve E:2019/10214, K:2021/8 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Davacı hakkında, dava konusu işlemden önce tesis edilen genel sekreter yardımcılığı görevinden danışmanlık görevine atanmasına yönelik işleme karşı açılan davada, idari yargı yönünden kesinleşen …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile davacının statüsünün belirlenerek iş hukukuna tabi olduğuna karar verilmiş olup, bu dosyada da, anılan dosyada adli yargı yerince farklı bir karar verilmemiş ise, adli yargının görevli olduğu yönünde bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, ısrar kararının sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu ve bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk görüşüne gerekçe yönünden katılmıyorum.