DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/3666 E. , 2022/3199 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3666
Karar No : 2022/3199
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 22/04/2021 tarih ve E:2017/234, K: 2021/1218 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 31/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/04/2021 tarih ve E:2017/234, K: 2021/1218 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza yargılamasının … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen kararda yer verilen tutanakların incelenmesinden; davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün hücre tipi yapılanması kapsamında örgütsel faaliyetlerde bulunduğuna, örgütün kripto elemanı olarak YARSAV’ın yönetim kuruluna girdiğine ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
MASAK Raporu yönünden, davacı tarafından uluslararası bir sivil toplum kuruluşundan organize bir şekilde maddi yardım talebinde bulunulmasının, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 31/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, reddi hakim talebi görüşülmeden karar verildiği; davanın açılış tarihinden beş yıllık bir süre sonra karar verildiği, yargılamanın çok uzun sürmesi sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; adli yardım talebinin kabul edilmesine karşın karar kesinleşmeden aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu; uyuşmazlık konusu eylemin 2802 sayılı Kanun’un 69. maddesindeki meslekten çıkarma işlemi olup, disiplin işlemi niteliğinde olduğu ve disiplin hukukunun kurallarının işletilmesinin gerektiği; meslekten ihraç kararından önce savunma hakkının verilmediği; Bylock iddiasında dosyaya gelen evraklar incelendiğinde birçok çelişkinin mevcut olduğu, bunun giderilmediği, bilirkişi incelemesi yapılması talebinin dikkate alınmadığı, Bylock kullanıcısı olduğuna dair iddianın temelinde hukuka uygun ilgili yargı kararlarının bulunmadığı, bu delilin elde edilme yönteminin de hukuka aykırı olduğu, bu gerekçe ile davanın reddedilemeyeceği; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte ne ceza davası ne de başka bir delilin bulunmadığı, dava konusu işlemin tesisi sırasında halihazırda mevcut bilgi ve belgeler ışığında hukuka uygunluk karinesinin söz konusu olduğu; hakkındaki ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği; kendi özgür iradesi ile YARSAV’a üye olduğu, dernek yönetimini ele geçirmek, HSYK seçimlerinde YARSAV’ı kullanmak gibi bir düşünce ve faaliyetinin olmadığı; tanık ifadelerinin soyut, afaki, kendisi ile ilgili olabilecek isnatlardan kurtulmaya yönelik maddi gerçekliğe uymayan beyanlar olduğu, bu nedenle tanık beyanlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu; Avrupa Yargıçlar Birliğinden yardım aldığının ileri sürüldüğü ve buna gerekçede yer verildiği, para gönderildiğinde cezaevinde olduğu, herhangi bir bilgisinin bulunmadığı; hukuka ve kanunlara aykırı olarak verilen Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Davacının ek beyan dilekçesinde ileri sürdüğü hakimin reddi istemi değerlendirilmeden verilen Daire kararının bu yönden bozulması, anılan hususta bir değerlendirme yapılmak üzere Dosyanın Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtildikten sonra hakimin memnuiyeti ve reddi konusunda sözü edilen Kanuna yollamada bulunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447. maddesinde ise; mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Kanuna yapılan yollamaların 6100 sayılı Kanun’un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı Kanun’un 36. maddesinde, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde, taraflardan birinin hakimi reddedebileceği belirtilerek, hakimin reddi sebepleri sayma suretiyle gösterilmiştir. Aynı Kanun’un 38. maddesinde “Hakimin reddi, dilekçeyle talep edilir. Bu dilekçede, ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir.” hükmü yer almıştır.
2577 sayılı Kanun’un Danıştayda çekinme ve ret başlıklı 56. maddesinin birinci fıkrasında da, “davaya bakmakta olan dava dairesi başkan ve üyelerinin çekinme veya reddi halinde, bunlar hariç tutulmak suretiyle, o daire kurulu tamamlanarak, bu husus incelenir, çekinme veya ret istemi yerinde görülürse işin esası hakkında da bu kurulca karar verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta davacının 10/12/2019 tarihli ek beyan dilekçesinde Daire Üyelerinden … hakkında reddi hakim talebinde bulunduğu, ancak Dairece bu hususta bir değerlendirme yapılmadığı ve karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlıkta öncelikle reddi hakim istemi yönünde bir değerlendirme yapılması gerekmekte iken bu hususta bir değerlendirme yapılmamasında ve hüküm kurulmamasında usul hükümlerine uyarlık bulunmadığından, temyize konu Daire kararının, davacının reddi hakim istemi yönünden değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 22/04/2021 tarih ve E:2017/234, K:2021/1218 sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.