Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/3820 E. 2022/2356 K. 27.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/3820 E.  ,  2022/2356 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3820
Karar No : 2022/2356

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/05/2021 tarih ve E:2017/1087, K:2021/1486 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/05/2021 tarih ve E:2017/1087, K:2021/1486 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda, Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun …tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak mahkumiyet kararının 05/03/2020 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı” ile “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden, davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı; davacının, adı ve soyadı ile ikametgah adresine açıkça yer verilen ve örgütün bilişim alanında faaliyet gösterdiği tespit edilen şahsın, davacının dijital meteryallerine örgütün gizlilik tedbiri kapsamında haberleşmesi amacıyla birtakım programlar yüklediğini gösterir nitelikteki ByLock konuşma içeriklerinin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içinde yer aldığına, hakim-savcı adaylığı döneminde örgüte ait staj evlerinde kaldığına, örgütün toplantı ve sohbetlerine katıldığına, örgüte himmet verdiğine, Yargıtay üyeliğine örgüt kontenjanından seçildiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
FETÖ’nün finans kaynağı Asya Katılım Bankası hesabı yönünden, örgüt liderinin talimatı sonrasında örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan Bankanın mali durumuna destek olmak amacıyla davacı tarafından gerçekleştirilen hesap açma ve para yatırma işlemlerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde Yargıtay üyesi olarak atanmasının yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin kendisini meslekten çıkarma yetkisinin bulunmadığı; suç ve cezaların kanuniliği ile geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği; işlemin milletlerarası hukuka aykırı olduğu ve dayanağı olan kanun hükmünde kararnamenin hukuken yürürlükte bulunmadığı; savunma hakkının kullandırılmadığı ve soruşturma yapılmadığı; işlem aşamasındaki hukuka aykırılıkların sonradan yargılama aşamasında giderilemeyeceği; işlemin şahsileştirilmediği ve delillerin somutlaştırılmadığı; aynı suç dolayısıyla iki kez ceza verilemeyeceğine ilişkin ilkenin ihlali niteliğinde mükerrer işlemler tesis edildiği; Daire üyelerinin tarafsızlıklarının şüpheli olduğu; delillerin hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı; yargı mensuplarının liste halinde cezai ve idari yaptırımlara uğramasının hukuka aykırı olduğu; bu listelerin yürütmenin güdümünde hazırlandığı; işleme esas alınan delillerin işlem tarihinde bulunmadığı; ByLock delilinin hukuka aykırı olduğu, bu uygulamayı kullanmadığı; bankaya yatırım amaçlı olarak para yatırması fiilinin işlendiği tarihte kanuni bir faaliyet olduğu, söz konusu bankaya Devlet tarafından faaliyet izni verildiği; özel hayata saygı ilkesinin, masumiyet karinesinin ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği; kesin hükümle suç oluşturmadığına karar verilen fiillerin idari işleme esas alındığı; idari bir merci olan davalı idarenin adli bir suçun sübutuna karar verdiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 25/05/2021 tarih ve E:2017/1087, K:2021/1486 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 27/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.