DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/392 E. , 2022/2381 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/392
Karar No : 2022/2381
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/12/2018 tarih ve E:2018/542, K:2018/5740 sayılı usuli bozma kararına uyularak verilen, Danıştay Altıncı Dairesinin 14/10/2020 tarih ve E:2019/12643, K:2020/9380 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 03/07/2017 tarih ve 30133 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin, 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen, 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde yer alan “yakıt, ısı merkezi, enerji odası, kömürlük” ibareleri ile (l) bendindeki “balkon ve açık çıkmaların” ibarelerinin ve (h) bendinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 14/10/2020 tarih ve E:2019/12643, K:2020/9380 sayılı kararıyla;
Davacının bu davayı açmasındaki amacın, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 22. maddesinin 1. fıkrasının (h), (i) ve (l) bentlerinde yer alan kullanımların parselin toplam emsale esas alanının %30’u kapsamı dışında değerlendirilmesi olduğu,
Uyuşmazlık konusu düzenleme ile ülke genelinde uygulanmak ve idarelerce değiştirilmemek üzere ortak bir kural belirlenerek imar planı veya idarelerin çıkardığı Yönetmelik’lerle yapı emsallerinin örtülü bir şekilde artırılmasına son verilerek uygulama birlikteliğinin sağlandığı, idarelere %30 sınırı içinde kalmak kaydıyla ihtiyaç farklılıklarına göre o yörenin mimari proje ihtiyaçları göz önünde bulundurularak kentsel standartlara uygun emsal harici alanları belirleme imkânı tanınarak, yöreye özgü yapılaşma koşullarının oluşturulmasının amaçlandığı, bu bağlamda emsal harici alanların parselin toplam emsale esas alanının %30’unu aşamayacağına dair sınırlandırmanın olumlu bir yaklaşım olduğu,
Buna göre, davacının, bodrum haricindeki otopark alanlarının, bina veya tesise ait olan yakıt, ısı merkezi, enerji odası, kömürlük bölümlerinin, sökülür-takılır-katlanır cam panellerle kapatılmış olanlar dâhil olmak üzere balkonlar ve açık çıkmaların %30 emsal harici alanlara dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasının incelenmesinden;
“Otopark alanları” ibaresi yönünden; imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından emsal hesabı dışında ancak parselin toplam emsale esas alanının %30’u içinde değerlendirilmesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
“Bina veya tesise ait olan… yakıt… ısı merkezi, enerji odası, kömürlük… bölümleri” ibareleri yönünden; kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirici bir yönünün bulunmadığı, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise işlevine nazaran önemsiz kaldığı anlaşıldığından emsal hesabı dışında ancak parselin toplam emsale esas alanının %30’u içinde değerlendirilmesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
“Sökülür-takılır-katlanır cam panellerle kapatılmış olanlar dâhil olmak üzere balkonlar ve açık çıkmalar…” ibareleri yönünden; Dairelerinin E:2017/4840 sayılı dosyasında ve 12/07/2018 tarihli karar ile anılan kısma ilişkin olarak “İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata kapalı alan kullanımı sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımların, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, bent hükmünde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” gerekçesine yer verilmek suretiyle yürütmenin durdurulması kararı verildiği, buna yönelik itirazın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2019 tarih ve YD İtiraz No:2018/486 sayılı kararı ile reddedildiği,
Bu itibarla, imar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata kapalı alan kullanımı sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımların, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından davacının bu alanların da emsal hesabı dışında tutulmasına yönelik isteminde hukuka uyarlık bulunmadığı,
gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin taşınmazlarının değerini düşürdüğü, davanın bu husus dikkate alınarak incelenmediği, Anayasa ve diğer Kanun’lar çerçevesinde korunan hakların görmezden gelindiği, mülk sahiplerinden zaten parselasyon aşamasında %45’e kadar düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığı, inşaat hakkı elde edebilmek için mülk sahiplerinin maddi ödeme yaptığı, yapılaşmadaki kısıtlamaların kamu zararına olduğu, dava konusu kullanımların emsal hesabına dahil olmaması gerektiğinden Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 14/10/2020 tarih ve E:2019/12643, K:2020/9380 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.