Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/414 E. 2021/470 K. 11.03.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/414 E.  ,  2021/470 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/414
Karar No : 2021/470

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
36- ..
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2020/9684, K:2020/9839 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 28/06/2020 tarih ve 31169 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Malatya ili, Battalgazi ilçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve dava konusu Cumhurbaşkanı kararına ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 2 ve Ek 1. maddeleri uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2020/9684, K:2020/9839 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, 2. fıkrasında; bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı, 4. fıkrasında ise; ilânı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilân tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, aynı Kanun’un 20/A maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde; 16/05/2012 tarih ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Cumhurbaşkanı kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında ivedi yargılama usulünün uygulanacağı, 2. fıkrasının (a) bendinde ise; ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğunun hükme bağlandığı,
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 6. maddesinin 9. bendinde; bu Kanun uyarınca tesis edilen idari işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca dava açılabileceği, Ek 1. maddenin 2. fıkrasında ise; riskli alan kararına karşı Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren dava açılabileceği, uygulama işlemleri üzerine riskli alan kararına karşı dava açılamayacağı düzenlemesine yer verildiği,
Malatya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alan ilan edilen bölgede çalışmaların başladığı ve bu alanda bulunan binaların 20 gün içinde tahliye edilerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı irtibat ofisine teslim edilmesi gerektiğinin bildirimine ilişkin yazısının 02/09/2020 tarihinde davacılara tebliği üzerine, davacılar tarafından, dava konusu riskli alan ilanına ilişkin karardan bu tarih itibarıyla haberdar oldukları ileri sürülerek 02/10/2020 tarihinde kayda giren dilekçeyle görülmekte olan davanın açıldığı,

Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, dava konusu Cumhurbaşkanı kararına karşı, ancak Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren yasal süresi içinde dava açılabileceğinden ve uygulama işlemleri üzerine dava açılması mümkün olmadığından, kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih olan 28/06/2020 tarihinden itibaren 30 günlük süre içinde, sürenin son gününün 28/07/2020 tarihine (çalışmaya ara verme zamanına) rastlaması nedeniyle, 2577 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 3. fıkrası uyarınca en geç 07/09/2020 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 02/10/2020 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Malatya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alan ilan edilen bölgede çalışmaların başladığı ve bu alanda bulunan binaların 20 gün içinde tahliye edilerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı irtibat ofisine teslim edilmesi gerektiğine yönelik yazısının kendilerine bildirildiği 02/09/2020 tarihinde dava konusu riskli alan ilanı kararından haberdar oldukları, Resmi Gazete’yi her gün takip etme olanaklarının bulunmadığı, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yönünde verilen kararın, adil yargılanma hakkının, hak arama hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde olduğu, temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Davacılardan …hakkında, davadan feragati nedeniyle Daire kararının bozularak, anılan davacı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, diğer davacılar hakkında ise, temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, davacılardan …’ün 09/11/2020 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren dilekçesiyle, davadan feragat ettiği anlaşılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendinde; “Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir.” hükmüne yer verildiğinden, davacılardan …’ün feragat istemi hakkında karar verme görevi Kurulumuza ait bulunmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesinde; feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde; feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 310. maddesinde; feragat ve kabulün, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, 311. maddesinde ise; feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı belirtilmiştir.
Bu durumda, dava dosyası Dairece karara bağlandıktan sonra davacılardan …’ün davadan feragat ettiği anlaşıldığından dava hakkında anılan davacı bakımından feragat nedeniyle karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların (..dışındakiler) temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine yönelik Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 21/10/2020 tarih ve E:2020/9684, K:2020/9839 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Anılan kararın, davacılardan … yönünden BOZULMASINA, anılan davacı yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
4. Kesin olarak, 11/03/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.