Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/418 E. 2021/3183 K. 16.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/418 E.  ,  2021/3183 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/418
Karar No : 2021/3183

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 29/09/2020 tarih ve E:2016/57213, K:2020/3962 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ile 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/09/2020 tarih ve E:2016/57213, K:2020/3962 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, ev abiliği yaptığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, sınav sonrasında mülakat aşamasında da örgüt evinde kalmaya devam ettiğine, meslek stajını örgütün yönlendirmesiyle Ankara’da yaptığına, kod adı kullandığına, katalog evlilik yapmak için görüşme yaptığına yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, FETÖ/PDY terör örgütünün hedef ve talimatlarını gözeterek hareket ettiği, hangi kararlarını örgüt yararı doğrultusunda verdiği, tarafsızlığını ve bağımsızlığını nasıl ve ne şekilde yitirdiği, kimden ne şekilde hangi emir veya talimatı alarak hareket ettiğine dair hiçbir tespit ve somut bilginin bulunmadığı, tanık beyanlarının tamamının meslekten ihraç kararından sonra ortaya çıktığı, anlatımların ise anılan yapının terör örgütü olarak kabul edildiği tarihten çok öncesine ait olduğu, HSK kararı ile terör örgütü üyesi ilan edilerek bu gerekçe ile meslekten ihraç edildiği, kendisine anayasal düzene sadakatsizlik şeklinde atfedilmiş herhangi bir suçlama olmadığı, meslekten çıkarma yaptırımının bir ceza yaptırımı olduğu ve uygulanan meslekten çıkarma cezasının ise açık ve net olarak disiplin cezası niteliğinde olan bir göreve son verme işlemi olduğu, bu nedenle kendisine 2802 sayılı Kanunu’nun disiplin cezasına ilişkin usul ve esaslarının uygulanması ve tanınmasının yasal bir zorunluluk olduğu, bu nedenle işlemin hukuka aykırı olduğu, dayanılan tek delilin tanık beyanları olduğu, bunların dışında gösterilebilecek herhangi somut bir delilin bulunmadığı, öte yandan mahkumiyet kararının meslekten ihraç edildiği tarihten çok sonra ortaya çıkmış bir durum olduğu, Daire kararında yalnızca özel hayata saygı açısından ihraç kararının ele alındığı, adil yargılanma hakkına hiç değinilmediği, Anayasa’nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin güvence altına aldığı adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, cezalandırılmasına neden olan tüm eylemlerin 15 Temmuz 2016 tarihinden çok öncesine ait olduğu, Dairenin bu husustaki gerekçelerinin de temelsiz kaldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/09/2020 tarih ve E:2016/57213, K:2020/3962 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 16/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.