Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/566 E. 2021/3564 K. 30.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/566 E.  ,  2021/3564 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/566
Karar No : 2021/3564

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 08/07/2020 tarih ve E:2016/45165, K:2020/3359 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin zımnen reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/07/2020 tarih ve E:2016/45165, K:2020/3359 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin derdestlik dışındaki usule ilişkin itirazları, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ve birleştirme talebi yerinde görülmemiş,
Dava konusu Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararına yönelik iptal istemi yönünden;
Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan derdestlik müessesesinin ifade ettiği ”ilk davanın aynısı olan diğer davaların açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı” olgusundan hareketle, sonraki davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği,
Derdestlik durumunun ortaya çıkması için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesinin de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin aynı olmasına bağlı olduğu,
Buna göre, davacı tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Dairelerinin 08/07/2020 tarih ve E:2017/4015 K:2020/3358 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği ve anılan kararın henüz kesinleşmediği anlaşıldığından, bakılmakta olan bu davada davacının aynı yöndeki istemi hakkında davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği,
Dava konusu zımni ret işleminin iptali istemi yönünden:
Davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararın, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin HSK Genel Kurulunun 29/11/2016 tarih ve 2016/434 sayılı kararı ile reddedilmesi suretiyle kesinleştiği anlaşıldığından dava konusu edilen kesinleşmiş bu kararın iptali isteminin incelenmesi gerektiği,
Bununla birlikte, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı karara ilişkin yeniden inceleme talebine davalı idarece 60 gün içerisinde cevap verilmemesi suretiyle oluştuğu öne sürülen zımni ret işlemine ilişkin iptal istemi yönünden ise, yeniden inceleme talebinin 29/11/2016 tarih ve 2016/434 sayılı HSK Genel Kurulu kararı ile reddedildiği ve anılan ret kararının iptali istemiyle davacı tarafından Dairelerinin E:2017/4015 sayılı dosyasında ayrı dava açıldığı görüldüğünden, bu istemin incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemi yönünden davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemesinin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mazeretleri dikkate alınmadan Dairece yokluğunda karar verildiği, dava konusu işlemden önce kendisine savunma hakkı verilmediği; önce görevden uzaklaştırıldığı ancak 2802 sayılı Kanun’a göre bunun devamı getirilmeden dava konusu işlemin tesis edildiği, yasaların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği; davalı idarece gönderilen savunmalarda bireyselleştirmede esas alındığını ileri sürdüğü belgelerin meslekten çıkarmadan sonra tesis edilen işlemler olduğu, davalı idarece dava konusu işlemde kişiselleştirme yapılmadığı; tarafsızlık ilkesinin ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; davanın esasına girilmediği, dava aşamasında, dosyaların birleştirilmesi için başvurular yapıldığı ancak dava dosyaları birleştirilmeden karar verildiği, eksik inceleme ile karar verildiği, Daire kararında vekâlet ücretinin karar kesinleşmeden tahsil edilmeyeceğine yönelik hüküm kurulmaması yönünden de hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, temyize konu kararda atıf yapılan, Danıştay Beşinci Dairesinin 08/07/2020 tarih ve E:2017/4015 K:2020/3358 sayılı kararı, Kurulumuzun 30/12/2021 tarih ve E:2021/465, K:2021/3563 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 08/07/2020 tarih ve E:2016/45165, K:2020/3359 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 30/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.