DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/715 E. , 2021/3167 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/715
Karar No : 2021/3167
EMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/10/2020 tarih ve E:2017/3434, K:2020/4389 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin …tarih ve …sayılı kararının iptali ve yoksun kaldığı özlük, ücret ve ekonomik haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/10/2020 tarih ve E:2017/3434, K:2020/4389 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ve davacının E:2017/306 sayılı dosya ile birleştirme talebi yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Öte yandan davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde daha önce bu yönde bir tecrübesi olmadığı halde yargıda önemli bir temsil makamı olan Cumhuriyet Başsavcısı olarak görevlendirilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük, ücret ve ekonomik haklarına yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, itirafçı sanık olup tanık sıfatı ile dinlenilen, etkin pişmanlıktan yararlanmak için aleyhinde beyanda bulunma hususunda hukuki menfaati bulunan kişinin anlatımının hükme esas alınamayacağı, konusu suç teşkil eden ve somut olarak kendisine hiçbir zaman gösterilmeyen, sunulmayan, dava dosyasına da konulmayan fakat hem ceza yargılamasında hem de Danıştay kararına gerekçe yapılan fişleme belgesinin kullanılmasının hukuka aykırı olduğu, görev yaptığı yerdeki müfettiş sicilleri, terfileri, mesleki kıdemi, bakmış olduğu soruşturma ve katılmış olduğu kovuşturma dosyaları, gizli sicili vb hususları incelenmeksizin unvanlı göreve layık olmadığı konusunda kanaate varıldığı, ihraç edildiği tarihte OHAL ve KHK’ların mevcut olmadığı, Daire değerlendirmesinde OHAL ilanı ve sonrasındaki KHK hükümlerinin adeta tek yasal mevzuat ve süreç olarak kabul edildiği, dava konusu kararların idari tasarruf niteliğinde olmadığı, ağır bir cezalandırma hali olduğu, hakkındaki açığa alma ve ihraç kararının adli soruşturma ve kovuşturmaya hiçbir gerekçe gösterilmeksizin konu edildiği, adli soruşturmanın da ihraç kararına ve idari yargı kararına konu edildiği, açığa alma ve ihraç işlemleri ile tüm kişisel bilgilerinin ulusal ve yerel basında yayımlandığı, lekelenmeme hakkının ihlal edildiği, masumiyet karinesinin tüm süreç boyunca ihlal edildiği, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiği, sağlık güvencesinden yoksun bırakıldığı, ihraç kararı ile çalışma hakkının ihlal edildiği, Devlet ve toplum nezdinde itibarsızlaştırıldığı, Daire kararında anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü hangi hukuka aykırı eylem veya eylemsizlik hali ile ihlal ettiğine dair kendisi özelinde kişiselleştirilmiş, somutlaştırılmış bir itham ve bağlantı kurulmadığı, dava konusu işlemlerin ve Daire kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/10/2020 tarih ve E:2017/3434, K:2020/4389 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 16/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.