Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/752 E. 2021/2813 K. 02.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/752 E.  ,  2021/2813 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/752
Karar No : 2021/2813

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sendikası (… -Sen)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLLERİ : …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2020/4272, K:2020/3275 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmeliğin ve eki cetvellerin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2020/4272, K:2020/3275 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesi, 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile 5. fıkrasına yer verilerek,
Genel düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davalarında, idari işlemin unsurları açısından hukuka aykırılık bulunduğu iddiasıyla düzenleyici işlemin tamamının iptali istenebileceği gibi, düzenleyici işlemin belirli bir veya birden çok maddesinin (ya da madde içerisindeki cümle veya ibarelerin) iptalinin istenebilmesinin de mümkün olduğu;
Davacı sendika tarafından, 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istemiyle dava açıldığı; Dairelerinin 08/07/2020 tarih ve E:2020/2355, K:2020/2691 sayılı kararıyla, iptali istenilen Yönetmeliğin açıkça her bir madde, fıkra, bent ve alt bentlerinin ekleriyle birlikte yer verilerek yazılmak suretiyle istemin ortaya konulması, hukuka aykırılık sebeplerinin de belirtilmesi hususları dikkate alınmak suretiyle dava dilekçesinin yeniden düzenlenmesi gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği; davacı sendika tarafından yenilenen dava dilekçesinde ise belirtilen eksiklerin giderilmediği ve aynı yanlışlıkların yapıldığının anlaşıldığı;
Bu durumda; dilekçe ret kararı üzerine, davacı sendika tarafından yenilenen dava dilekçesinde aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle,
2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, iptali istenen Yönetmeliğin bir bütün olarak ekinde yer alan cetvellerle beraber döner sermaye sistemini oluşturduğu ve döner sermayeye etki eden tüm bileşenleri kapsadığı; davada da Yönetmeliğin madde bağlamında değil bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 19/10/2020 tarih ve E:2020/4272, K:2020/3275 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 02/12/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinde; Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu belirtilmiş, “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde ise: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında: “Herkes, davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.” kuralı yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari dava türleri arasında sayılmış; 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin ve davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönünden inceleneceği; 15. maddesinde ise, anılan maddelere uygun olmayan dilekçelerin otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere reddedileceği, dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır.
İdari rejimin ve idari yargının varlık sebebi, kamu gücüne ve idarenin tek yanlı iradesine dayanan işlem ve eylemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların bünyelerindeki özellik, bunlara uygulanacak kuralların aynı zamanda hem hukuki ve hem de teknik bir mahiyet arz etmesidir.
İdari yargılamanın bu kendine özgü niteliği yanında, kamu gücüne ve idarenin tek yanlı iradesine dayanan işlem ve eylemlerin hukuki denetiminin yapılması, hukuk devleti ilkesinin tesisi bakımından da özel bir önem arz etmekte olup,bu durumun en belirgin sonucu, idari yargıda resen araştırma ilkesinin uygulanmasının kabul görmesidir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çeşitli kararlarında; mutlak bir açıklık veya net bir taleple ortaya konulmamış olsalar bile ulusal mahkemelerin, başvurucunun iddialarının esasına ilişkin meseleyi araştırmak için belirli bir tahkikatı yürütmeleri gerektiği, ortaya konulan davaya dair resen araştırma yapılmamasının adil yargılanma hakkının ihlali olduğu yönünde gerekçelere yer verildiği görülmektedir. (Dattel (No.2)/ Lüksemburg).
Uyuşmazlık konusu olayda; davacı Sendika tarafından, 04/03/2020 tarih ve 31058 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istemiyle dava açıldığı; Dairenin 08/07/2020 tarih ve E:2020/2355, K:2020/2691 sayılı kararıyla, iptali istenilen Yönetmeliğin açıkça her bir madde, fıkra, bent ve alt bentlerinin ekleriyle birlikte yer verilerek yazılmak suretiyle istemin ortaya konulması, hukuka aykırılık sebeplerinin de belirtilmesi hususları dikkate alınmak suretiyle dava dilekçesinin yeniden düzenlenmesi gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği; dilekçe ret kararı üzerine, davacı sendika tarafından yenilenen dava dilekçesinde aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle, 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Davacı Sendika tarafından, dava dilekçesinde, iptali istenen Yönetmeliğin bir bütün olarak ekinde yer alan cetvellerle beraber döner sermaye sistemini oluşturduğu ve döner sermayeye etki eden tüm bileşenleri kapsadığı, ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerinde bugüne kadar yapılan döner sermaye uygulamalarının tamamen değiştirildiği; davada da Yönetmeliğin madde bağlamında değil bir bütün olarak değerlendirilmesinin talep edildiği belirtilerek, dilekçenin konu ve sonuç bölümünde anılan Yönetmeliğin tamamının iptalinin istendiği belirtilmektedir.
İptal davası açılabilmesi için idarî işlem nedeniyle ilgilinin menfaatinin etkilenmiş olması, etkilenen menfaatin somut, güncel ve meşru bir menfaat olması, iptali istenen işlem ile davacı arasında makul ve ciddi bir ilginin bulunması gerekmektedir.
Davacı tarafından, dava konusu edilen Yönetmeliğin tümüne yönelik hukuka aykırılık iddiasında bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dilekçesinde, davanın konusu açıkça belirtilmesine ve idari yargıda egemen olan resen araştırma ilkesine rağmen davacının talebinin dilekçe ret usulü ile sınırlanmasının 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 5. fıkrasında hüküm altına alınan amaç ile uyumlu olmayacağı gibi hakkaniyete de uygun düşmeyeceği, bu haliyle davacının dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 3. fıkrasına aykırılık teşkil etmediği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken dava dilekçesinde ikinci kez aynı yanlışlıklar yapıldığı gerekçesiyle verilen davanın reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacı Sendikanın temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.