Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/885 E. 2021/3466 K. 29.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/885 E.  ,  2021/3466 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/885
Karar No : 2021/3466

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 13/11/2020 tarih ve E:2017/940, K:2020/5097 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının ve maaşlarının iadesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/11/2020 tarih ve E:2017/940, K:2020/5097 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, meslek stajını yaptığı dönemde örgüt evlerinde kaldığına, örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerine gelen kişileri otogarda karşılayıp bu evler hakkında bilgi verdiğine, kod adı kullandığına, örgüt içinde görev üstlendiğine, kariyer görüşmesi yapıp istişare ablalarına bilgi verdiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Diğer yandan, davacının, FETÖ’nün Adalet Bakanlığında ve HSK’da etkin olduğu dönemde 2013 yılında bir (1) yıl süreyle yurt dışına dil eğitimine gönderildiğine ilişkin tespitin, davacı hakkındaki yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu, anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının ve maaşlarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu kararların Hakimler ve Savcılar Kanunu’ndaki disiplin soruşturmasına ilişkin kurallara uyularak tesis edilmesi gerekirken bu usul kuralları hiçe sayılarak savunması dahi alınmadan, hiçbir delile dayanılmadan tesis edildiği, hiçbir terör örgütü, cemaat ya da tarikat ile ilgi, alaka, bağ ve üyeliğinin bulunmadığı, görevini kimseden emir ve talimat almadan tarafsız ve bağımsız bir şekilde ifa ettiği; temyize konu Daire kararında yer verilen tetkik hakiminin görüşlerinin tarafına tebliğ edilmediği ve bu şekilde adil bir yargılamanın yapılmadığı, aynı şekilde kararda yer verilen savcılık görüşünde de masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği, dava konusu işleme dayanak olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) hukuki dayanaktan yoksun olduğu, olağanüstü halin kalkması ile birlikte olağan yönetim biçimine geçildiğinden olağanüstü yönetimin öngördüğü araçlar, yöntemler, kurum ve kuralların kendiliğinden yürürlükten kalktığı, hukuksal kategorilere KHK ile kural getirilmesinin olağanüstü halde dahi mümkün olmadığı, anılan KHK’nın hükme esas alınmasının yasal dayanağının bulunmadığı, ancak OHAL süresince geçerli olabilecek tedbirlerin OHAL uygulamasının sona ermesinden sonra da sonuç doğuracak şekilde uygulanmasının ulusal ve uluslararası düzenlemelere aykırı olduğu; temyize konu Daire kararında yer verilen itirafçı tanık/sanıkların ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı, tanıkların bir kısmının aleyhinde tanıklık yapmadığı gibi bu kişilerin yasaların öngördüğü şekilde beyanlarına başvurulmadığı, nitekim tanık ifadelerinin cezadan kurtulmak amacıyla ve etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla cürüm atfı niteliğinde olduğu; temyize konu Daire kararında ceza mahkemesince verilen hukuka aykırı kararın esas alındığı, ancak dava konusu işlem tesis edildiği sırada böyle bir mahkumiyetinin bulunmadığı, bu şekilde masumiyet karinesinin ihlal edildiği; yine anılan kararda yer verilen bir diğer husus olan yurt dışında dil eğitimine gönderilmesinin örgüt üyeliği ile bağdaştırılmasının hukuken kabulünün mümkün olmadığı, yurt dışına dil eğitimine objektif kriterleri sağladığı için dönemin kurulu tarafından gönderildiği, dil eğitiminin tüm hakim savcılara tanınmış bir hak olduğu, bu haktan yasal olarak yararlandığı; … Dernek üyeliği sırasında bu Derneğin yasal olduğu, kendi özgür iradesi ile bu Derneğe üye olduğu, yasal bir şekilde kurulmuş bir derneğe üyeliğin terör örgütü üyeliği ile bağdaştırılamayacağı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 13/11/2020 tarih ve E:2017/940, K:2020/5097 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.