DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/933 E. , 2021/2048 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/933
Karar No : 2021/2048
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) :…
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hazine Avukatı …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2019/1903, K:2020/3999 sayılı kararının, davalı idare tarafından iptal ve kabule ilişkin kısmı yönünden, davacı tarafından lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından; “vergi müfettişi” kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin; 31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği’nin “Atanma” başlıklı 34. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “Yeterlik sınavında başarı gösterenler vergi müfettişi olarak atanırlar.” düzenlemesinin iptali ile vergi müfettişliği kadrosuna atanmaya hak kazandığını ileri sürdüğü tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2019/1903, K:2020/3999 sayılı kararıyla;
Davanın, davacı asil tarafından açıldığı, savunma dilekçesi, yürütmenin kısmen durdurulmasına ilişkin karar ve bu karara itiraz üzerine verilen kararın davacı asile tebliğ edildiği, avukat tarafından dava dosyasına 08/06/2020 havale tarihli “Sunulan vekaletnameye istinaden UYAP sistemine davacı vekili olarak kaydedilmesi” istemli dilekçe sunulduğu; ancak dosyanın esasını etkileyebilecek, yahut davacı lehine bir hak doğurabilecek bilgi veya belgenin dava dosyasına sunulmadığı, savcı düşüncesinin vekile tebliğine rağmen avukat tarafından herhangi bir beyanda bulunulmadığı, vekilin dava aşamalarında herhangi bir katkısının olmadığı, davaya katkısı bulunmayan avukat lehine anılan Tarife uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle,
Düzenleyici işlemin iptali istemi yönünden davanın reddine, davacının, “vergi müfettişi” kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 11/01/2019 tarihinden itibaren ve yine bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, istemin başvuru tarihinden öncesine yönelik kısmının reddine, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Daire kararının lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu, kesin hüküm elde edilinceye kadar ve davanın her aşamasında vekaletname sunulması halinde, mevzuat hükümlerine göre vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, kararın iptal ve kabule ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının onanması, davalı idarenin temyiz istemi yönünden ise feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi ile yollamada bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı belirtilmiştir.
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; davalı idare vekili tarafından 29/04/2021 tarihinde Danıştay kaydına giren dilekçe ile temyiz isteminden feragat edildiği anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davalı idarenin temyiz istemi hakkında feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
3. Düzenleyici işlemin iptali istemi yönünden davanın reddine, davacının, “vergi müfettişi” kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 11/01/2019 tarihinden itibaren ve yine bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, istemin başvuru tarihinden öncesine yönelik kısmının reddine, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 30/12/2020 tarih ve E:2019/1903, K:2020/3999 sayılı kararının temyize konu davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının ONANMASINA,
4. Kesin olarak 27/10/2021 tarihinde, temyiz istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım yönünden oybirliği, onamaya ilişkin kısım yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 24/11/2020 tarih ve 31314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 1. maddesinde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümlerinin uygulanacağı; 2. maddesinde, bu tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin ücreti karşılığı olduğu; 3. maddesinde, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı; bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı; “Ücretin tümünü haketme başlıklı” 5. maddesinde, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasında, idare mahkemelerinde davaya cevap verme sürelerinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği; 21. maddesinde, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Temyize konu karara ilişkin dosyanın incelenmesinden; davacı vekilinin yargılama devam ederken 08/06/2020 havale tarihli dilekçe ile dosyaya vekaletname sunduğu görülmektedir.
Taraf vekillerinin hangi aşamada olursa olsun dava takibi ile görevlendirilmesi halinde, vekille temsil edilme hukukunun ve vekilin de yasal yetki ve sorumluluklarının devreye gireceği, bu muhataplık ve vekalet ilişkisinin yargılamanın seyrini değiştirebileceği, ayrıca uyuşmazlığın teorik olarak kanun yolları aşamasını takip sorumluluğu da göz önüne alındığında, avukatlık asgari ücret tarifesinde öngörülen ücrete hak kazanılacağı açıktır.
Somut olayda, vekil ile temsil olunan davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin zikrolunan hükümleri uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davacının temyiz talebinin kabulü ile Daire kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki karara bu yönden katılmıyoruz.