Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/96 E. 2021/3553 K. 30.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/96 E.  ,  2021/3553 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/96
Karar No : 2021/3553

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/09/2020 tarih ve E:2016/57436, K:2020/3653 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/09/2020 tarih ve E:2016/57436, K:2020/3653 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …. Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, …Bölge Adliye Mahkemesi …. Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları” ile davacıya ait …Cumhuriyet Başsavcılığınca Sor. No:…sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 25/10/2016 tarihli sorgulama tutanağının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacının “…”, “…” ID numaralarıyla ve iki ayrı kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, çocuğunun kendisinin bilgisi dahilinde örgütün mahrem yapılanması olan ve askeri liselere öğrenci hazırlayan evlerde örgüt üyelerince askeri okul sınavlarına hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ve davacının beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer taraftan, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK ve Adalet Bakanlığında etkin olduğu dönemde yargıda kritik ve stratejik öneme sahip HSK Kurul Başmüfettişi ve Ceza Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcısı olarak görevlendirilmesinin, kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkındaki ceza davası kesinleşinceye kadar dava konusu işlemin bekletici mesele yapılması gerektiği, Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddiye alınmamasına dair gerekçenin yetersiz ve karar içeriği ile çelişkili olduğu, ilgili düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru yapılması talebini yinelediği, Daire kararının hakkaniyet ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, daha hafif bir idari işlemle sağlanabilecek faydanın meslekten çıkarma gibi ağır ve haksız bir işleme gerekçe yapılmasının keyfi ve hukuka aykırı olduğu, disiplin işlemlerinin tesisi aşamasında sağlanması gereken usuli güvencelerin dikkate alınmadığı, savunma hakkının tanınmadığı, idari yargının idarelerin eksikliklerinin tamamlanması veya yanlışlarının düzeltilmesi işlevini değil, işlemin tesis edildiği anda hukuka uygun olup olmadığını denetleme görevini yerine getirmesi gerektiği, disiplin soruşturması yapılmadan, hakkındaki belgeler tarafına ulaştırılmadan ve savunması alınmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu, davaya konu işlemin keyfi olduğunu gösteren diğer bir hususun meslekten çıkarılan birçok kişinin sonradan mesleğe geri alınmış olması olduğu, bunun karar alırken hukuken geçerli delil ve olgulara dayanılmadığının göstergesi olduğu, dava konusu işlem tarihinden sonraki bilgi, belge ve delillere göre işlem tesis edilemeyeceği, hiçbir objektif kriter belirlenmeksizin ihraç kararlarının verildiği, ByLock iddiasının hükme esas alınamayacağı, istihbari nitelikteki bilgi ve belgelerin karara gerekçe yapılamayacağı, örgütün ne zaman, nerede ve hangi üyesinin verdiği talimatla bu ağa dahil olduğu hususunda herhangi bir somut iddiada bulunulmadığı gibi bu konuda herhangi bir emare ve delil de bulunmadığı, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tanık beyanlarının delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, HSK Kurul Başmüfettişliği görevini yapmasının irtibat ve iltisak olarak değerlendirilmesinin hukukun aleni ve ağır bir biçimde ihlali olduğu, görevini ifa ederken sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği, Dairenin tarafsızlığını yitirdiği, karar gerekçesinin hukuken yeterli olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 15/09/2020 tarih ve E:2016/57436, K:2020/3653 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 30/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.