DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/981 E. , 2021/2831 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/981
Karar No : 2021/2831
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/09/2020 tarih ve E:2017/5177, K:2020/3856 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline; yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/09/2020 tarih ve E:2017/5177, K:2020/3856 sayılı kararıyla;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt mensubu olduğuna, örgüt toplantılarına katıldığına, Adalet Komisyonunda görevli olduğu dönemde adliyeye ve cezaevine örgüt mensubu olan kişilerin alınması konusunda aktif görev üstlendiğine, 2014 yılı HSK seçimleri döneminde örgütün sözde “bağımsız” adayları lehine seçim çalışması yaptığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı; FETÖ/PDY mensubu şahıslar arasındaki ByLock yazışma içeriklerinde davacının adının geçmesi hususunun davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Diğer hususlar yönünden, davacı tarafından uluslararası bir sivil toplum kuruluşundan organize bir şekilde maddi yardım talebinde bulunulmasının, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararda ve meslekten çıkarma işleminde terör örgütü ile iltisak ve irtibat var denilerek ceza hukuku anlamında bir suçlama ve ceza bulunduğu kabulü ile karar verildiği, olayda, AİHS’nin 6. maddesinde öngörülen tüm güvencelerin uygulanması gerektiği; tetkik hâkiminin görüşleri tarafına tebliğ edilmeden karar verildiği için çekişmeli yargılama ilkesine aykırı yargılama yapıldığı; Danıştay savcısının düşüncesinde ve temyize konu kararda masumiyet karinesinin ihlal edildiği; darbe girişimini gerçekleştiren kişiler tespit edilmemiş ve bağımsız mahkemelerce ortaya çıkarılmamışken tarafına atılı suçlamaların şüpheli ve temelsiz olduğu; OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde meslekten çıkarıldığı, 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan işlemin anayasal dayanağının kalmadığı; suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ve non bis in idem ilkelerinin ihlal edildiği; hakkındaki mahkumiyet hükmünün kesinleşmediği; meslekten çıkarma kararından önce savunma hakkı tanınmadığı, temyize konu kararda itiraz ve taleplerinin tartışılmadığı, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği; davalı idarenin meslekten çıkarma kararında ve yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararda gösteremediği esasa dair iddiaların 2. savunmada dile getirildiği, yasal dayanaktan yoksun savunmayı genişletme hususunun kararda irdelenmediği; kusuru olmadan ikame ettiği davaların, dilekçelerindeki birleştirme talebine rağmen, aralarındaki bağlantı gözetilerek usul ekonomisi açısından birlikte görülmemesinin ve adli yardım talebi kabul edildiğinden vekâlet ücretinin de davanın kesinleşmesinden sonra ödenmesine dair hüküm kurulmamasının bozmayı gerektirdiği; adil ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; Daire kararında atıf yapılan kendisi ile ilgisi bulunmayan ceza yargılamalarına ilişkin bilgilerin meslekten çıkarma işlemine gerekçe oluşturmasının mümkün olmadığı; temyize konu karar gerekçesinde yer alan demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne uyulmadığı hususunun meslekten çıkarma kararında dahi dile getirilmediğinden bu gerekçeye dayanılamayacağı; temyize konu kararda yetki alanında olmadığı hâlde başka bir mahkeme kararının içeriğinde tartışılan ve derdest olması sebebiyle hâlâ tartışılan delil durumu şüpheli olan tanıkların görgüye dayalı olmayan beyanları hakkında yorum yoluyla tespitlerin yapıldığı, bunun adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlali olduğu; eşi tutuklanmış bir kadının Avrupa Yargıçlar Birliğinden yardım almasında örgütsel bir davranış bulunmadığı gibi suç unsuru da içermediği, ayrıca tarafına kusur izafe edilmesinin de mümkün olmadığı; isminin geçtiği ByLock yazışmalarının aleyhine delil olamayacağı, delil olarak kullanılması durumunda aynı yazışmalarda geçen 3. kişiler hakkında da işlem yapılması gerektiği; YARSAV üyeliğinin somut suç isnadı içermediğinden aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceği; hakkındaki mahkumiyet kararının meslekten çıkarılmasından çok sonra ortaya çıkmış bir durum olduğu, sonradan ortaya çıkan bir hususun daha önce verilmiş bir cezayı hukuka uygun hale getirmeyeceği; aynı suçlama ve faaliyetlere dayalı ağır bir hapis cezasına mahkum edildiği Dairece bilinmesine rağmen dava dilekçesinde belirttiği non bis in idem ilkesine aykırı olarak davanın reddedildiği, bu hususta bir değerlendirme yapılmadığından gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği; özel hayata ve aile hayatına saygı, şeref ve itibara saygı, eğitim, mülkiyet haklarının ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/09/2020 tarih ve E:2017/5177, K:2020/3856 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 06/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.