Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1007 E. 2022/2245 K. 20.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1007 E.  ,  2022/2245 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1007
Karar No : 2022/2245

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-… Üniversitesi
2-…
3-..
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
(… Bakanlığı)

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/06/2021 tarih ve E:2016/11569, K:2021/2293 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 24/07/2016 tarih ve 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin 4.,5., 6., 7., 8., 9.,10. ve 11. maddelerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/06/2021 tarih ve E:2016/11569, K:2021/2293 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Anayasa’nın 35.,119. maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 1 No’lu Protokolü’nün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1. maddesi, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin ‘Amaç ve kapsam’ başlıklı 1. maddesi, ‘Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler’ başlıklı 2. maddesi ile bu maddeye dayanılarak hazırlanan 24/07/2016 tarih ve 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin dava konusu maddelerine yer verilerek,
Anayasa’nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa’ya uygun olarak yasayla sınırlandırılmasının mümkün olduğu, ancak buna ilişkin düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerektiği; ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkının bir insan hakkı olarak kabul edildiği ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceğinin ifade edildiği;
Fethullahçı Terör Örgütünün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği, nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulduğu;
Öte yandan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğunun belirtildiği;
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2. maddesi ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan İzmir Üniversitesinin tüm mal varlığının Hazineye intikal ettiği,
Dava konusu 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin iptali istenen maddelerinde, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan kurum ve kuruluşların Hazineye intikal etmiş sayılan her türlü taşınırları ile mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilecek taşınmazları ile ilgili alınacak tedbirler ile bunlar hakkında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin usul ve esasların düzenlendiği;
Tebliğlerin yasa, tüzük, yönetmelik ve benzeri hukuk kaynaklarının uygulanmasına ilişkin ayrıntıları ve uygulama şeklini gösteren düzenleyici işlemler olduğu, söz konusu Tebliğlerin de, normlar hiyerarşisi bakımından bir üst norma uygun olması gerekeceğinin kuşkusuz olduğu;
371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin iptali istenen maddeleri ile yapılan açıklamalar ve mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ve tüm malvarlığı Hazineye intikal eden kurumların her türlü taşınırları ile mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar ile ilgili alınacak tedbirler ile bunlar hakkında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin usul ve esasları belirleyen 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin dava konusu 4.,5.,6.,7.,8.,9.,10. ve 11. maddelerinde 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, İzmir Üniversitesinin FETÖ/PDY terör örgütü ile hiç bir ilgisi, iltisakı bulunmadığı halde haksız ve hukuka aykırı şekilde, 667 sayılı KHK ile kapatılarak tüm mal varlığına el konulmuş olmasının idarenin kanuniliği ilkesine aykırı olduğu; mahkeme kararı olmaksızın yürütme organının kararı ile tesis edilen işlem ile masumiyet karinesi, özel hayata saygı ve mülkiyet hakkı ile adil yargılanma ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlal edildiği; bir şirketin tüm yargısal güvenceler yok edilerek, kalıcı olarak ve masumiyet karinesi de ihlal edilerek kapatılması ve mallarına el konulması sonucu tüm gelirini ve mal varlığını kaybetmesinin, OHAL’in gerektirdiği ölçüde ve sadece OHAL’in gerektirdiği konularla sınırlı tedbirler arasında kabul edilemeyeceği; dava konusu Tebliğ’in 4. maddesindeki tespit işlemleri yapılırken gerek teknik eleman eksikliği gerekse usul işlemlerinde yapılan hatalardan dolayı hak kayıplarına yol açıldığı; 5. maddede düzenlenen inceleme ve değerlendirme komisyonunun, tespit işlemlerini yapan kamu görevlilerinin bağlı bulunduğu kurum ve kuruluşlara bağlı kişiler tarafından oluşturulmasının hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil ettiği; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesine göre suça karışmış mal varlığı değerlerine el konulabileceği ve kullanımının kısıtlanabileceği, Tebliğ’in 6, 7, 8, 9, 10 ve 11. maddelerinde bu koşula uyulmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 101. maddesi uyarınca Hazine malları konusunda genel yetkili kuruluş Milli Emlak Genel Müdürlüğü olup anılan Genel Müdürlük aynı Kararname’nin 99. maddesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının hizmet birimleri arasında sayıldığından, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 1. maddesinin 19. fıkrası uyarınca, Hazine ve Maliye Bakanlığının hasım mevkiinden çıkarılarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hasım mevkiine alınmasına karar verilerek, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/06/2021 tarih ve E:2016/11569, K:2021/2293 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 20/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.