Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1018 E. 2022/3317 K. 21.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1018 E.  ,  2022/3317 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1018
Karar No : 2022/3317

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odaları Birliği
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 06/12/2021 tarih ve E:2019/13676, K:2021/13301 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 01/03/2019 tarih ve 30701 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2 ve 6. maddelerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 06/12/2021 tarih ve E:2019/13676, K:2021/13301 sayılı kararıyla;
01/03/2019 tarih ve 30701 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (vvvv) bendine 4. alt bent olarak “Millet bahçeleri: Halkı doğa ile buluşturan, rekreaktif gereksinimleri karşılayan, afet anında kentin toplanma alanları olarak da kullanılabilecek, yer seçimi, alan büyüklüğü, fonksiyonları ve tasarımı gibi hususların Bakanlıkça hazırlanarak yürürlüğe konulacak Millet Bahçeleri Rehberinde belirlendiği büyük yeşil alanları… ifade eder.” tanımının, 6.maddesi ile de Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 57. maddesine 28. fıkra olarak, “Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin eki “Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar”ın 1.3 üncü maddesinde tanımlanan nitelikteki binaların deprem etkilerine karşı tasarımının, Bakanlıktan bu amaçla belge almış inşaat mühendislerinin gözetim ve kontrolünde yapılmış olması zorunludur.” şeklindeki düzenlemenin eklendiği,
Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesi yönünden;
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar’ın 1.3.2. maddesinde, tasarım gözetimi ve kontrolü hizmetine tabi konular tek tek sayıldığından davacının herhangi bir bina tanımlaması yapılmadığı iddiasının yerinde görülmediği,
Tasarım gözetmenliğinin unvan veya meslek olmadığı ve imar mevzuatında bulunmayan yeni bir meslek veya unvan ihdas edildiği iddiası incelendiğinde, özel uzmanlık gerektiren konularda projenin başlangıcından tamamlanmasına kadar ilgili tüm tasarım aşamalarında görev yapacak şekilde, ilgili alanda teorik ve mesleki bilgi ve deneyim sahibi inşaat mühendislerinden “tasarım gözetimi ve kontrolü” hizmeti alınmak zorunda olunduğu, bu tür hizmetleri yerine getireceklerin eğitim koşulları, mesleki yeterlilik ve deneyim konuları ve bunların belgelendirilmesi ile hizmetin yürütülmesine ilişkin usul ve esasların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirleneceği düzenlendiğinden anılan iddiaya itibar edilmediği,
Uyuşmazlığa konu düzenlemede, tek bir mühendislik dalının (inşaat mühendisliğinin) öne çıkarıldığı iddiası irdelendiğinde, diğer mühendislik dallarının gözardı edilmediği, koordinasyonun inşaat mühendislerince yapılmasının istenilmesinin idarenin takdir yetkisi içinde bulunduğu, bu hususun imar mevzuatına aykırılık oluşturmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Tasarım gözetimi ve kontrolü hizmetine ihtiyaç bulunmadığı ifade edilmiş ise de, bu hizmetin gerekliliğine ilişkin karar verme yetkisi ve takdirinin de davalı idarede olması nedeniyle bu iddiaya da itibar edilmediği,
Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesi yönünden;
Millet Bahçeleri Rehberi’nin, Tebliğ, Usul ve Esaslar gibi Yönetmelik’teki düzenlemeleri açıklayan (adsız düzenleyici) bir idari işlem olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle, herhangi bir hukuki niteliğinin bulunmadığı iddiasının yerinde olmadığı,
Uyuşmazlık konusu düzenlemede yer alan “gibi hususlar”dan yer seçimi, alan büyüklüğü, tasarımı ve bunun gibi öngörülemeyen hususlar kastedildiğinden, davacının sınırsız ve belirsiz bir durum yaratıldığı iddiasına da itibar edilmediği,
Millet bahçelerinde yapılaşma öngörüldüğü, yapılaşmaya ilişkin herhangi bir standardın bulunmadığı, imar planları ile öngörülen unsurlara riayet edilmediği ifade edilmiş ise de, imar planlarında yeşil alan olarak belirlenmeyen bir alanın millet bahçesi olarak belirlenmesinin hukuken mümkün olmadığı, uyuşmazlığa konu düzenlemenin de millet bahçelerinin büyük yeşil alanlar olarak tanımlandığı, bu nedenle yapılaşma yönünden Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 19. maddesinde belirlenen sınırlamaya tabii olduğu açık olduğundan, dava konusu düzenlemede imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar’ın 1.3. maddesinde herhangi bir bina tanımlamasının yapılmadığı, hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edildiği, ilgili Kanun’larda tanımlanmayan bir mühendislik hizmetinin düzenlendiği, yürütmenin düzenleme yetkisinin sınırlarının aşıldığı, tek bir mühendislik disiplininin ön plana çıkarıldığı, idarenin takdir yetkisinin, hiçbir kritere tabi olmadan düzenleme yapılabileceği anlamına gelmediği, idarenin düzenleme yaparken hizmet gereklerine, bilimsel ve teknik esaslara, kamu yararına uygun davranmakla yükümlü olduğu, tasarım gözetimi ve kontrolü zorunluluğu getirilmesine gerek olmadığı, Daire kararında Millet Bahçeleri hakkında yer verilen gerekçelerin hukukla bağdaşır bir yanının bulunmadığı, düzenleme ile Bakanlığa öngörülemeyen ve dolayısıyla sınırsız ve belirsiz bir alanda düzenleme yapma yetkisi tanındığı, kamuoyu ile paylaşılan projelerde imar planları ile doğal ve tarihi korunması gereken alanlar gibi unsurlara riayet edilmediğinin gözlendiği, ülke topraklarının alansal kullanımının Rehber ile belirlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, Birliklerinin görüşü alınmadan hazırlanan Yönetmelik değişikliğinin usul yönünden de hukuka aykırı olduğu, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 06/12/2021 tarih ve E:2019/13676, K:2021/13301 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 21/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.