Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1115 E. 2022/2028 K. 02.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1115 E.  ,  2022/2028 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1115
Karar No : 2022/2028

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 30/09/2021 tarih ve E:2017/4812, K:2021/2846 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/09/2021 tarih ve E:2017/4812, K:2021/2846 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının bu dava dosyası ile Dairelerinin E:2016/8478 esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının birleştirilmesi talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanları yönünden, davacının, üniversite sınavlarına hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik kendi beyanı ile örgüt içerisinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, bu dönemde ev ablalığı yaptığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı ileri sürdüğü iddialara itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, bu davayla bağlantılı olarak, 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararın iptali istemiyle açtığı davanın Kurulda bulunduğundan iki davanın bağlantı nedeniyle birleştirilmesi gerektiği; davaya konu işlemin bir tedbir olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, cezai nitelikte idari bir işlem olduğu, bu nedenle ceza hukukunun bütün ilkelerinin gözetilmesi gerektiği, KHK hükmüne dayanarak tesis edilen davaya konu işlemde kanunilik ilkesi ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği, OHAL döneminde alınan tedbirlerin sadece OHAL süresi ile sınırlı olarak geçerli olduğu, OHAL’e 18/07/2018 tarihinde son verildiğinden söz konusu maddenin geçerliliğinin kalmadığı; iddia edilen suçlamaya ilişkin eylemlerin 2010 yılı ve öncesine ait olduğu, sonradan çıkarılan yaptırımın önceki eylemlere uygulanamayacağından dava konusu işlemin suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesine, hukuki güvenlik ilkesine, belirlilik ilkesine, Anayasa’ya ve AİHS’e aykırı olduğu; dava konusu işlemin gerekçesi olarak gösterilen delillerin işlem tarihinden sonra elde edilmiş deliller olduğu, masumiyet karinesinden yararlanma hakkının ihlal edildiği; işlemin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu; özel hayata ve aile hayatına saygı ve şeref ve itibara saygı hakkı ihlal edilerek işlemin tesis edildiği, darbe suçunun tarafınca işlenmediğinden anayasal düzene sadık olmadığının ileri sürülemeyeceği, tarafsız ve bağımsız olmadığına ilişkin şüphe varsa araştırılarak bu hususun ortaya konulması gerektiği, zanna dayanan böylesi ağır sonuca ulaşılmasının mahkemenin tarafsız ve bağımsızlığına gölge düşürdüğü; bütün delillerin ceza mahkemesinde yapılan yargılamada irdelendiği, bu yargılama sonucuna itibar edilerek davanın reddedildiği, ancak ceza mahkemesinde verilen kararın henüz kesinleşmediği, bu delillere itibar edilebilmesi için ceza yargılaması sonucunun beklenilmesi gerektiği; lehe olan ifadelerin dikkate alınmadığı, ifadesinde gittiği dershanenin adını belirttiği, ancak örgütü müzahir bir dershaneye gittiğini söylemediği, bu yoldaki tespite hayatın normal akışına ters olduğundan itibar edilemeyeceği; …’nin müfettişliğe verdiği ifade ile mahkemede verdiği ifadelerin çelişkili olduğu, 1999-2000 yıllarında belirtilen evlerde kaldığı kabul edilse dahi, bu eylemin hukuka aykırı bir nitelik taşımadığı, bu yapının terör örgütü olduğuna dair tespitin yapıldığı yıllara ilişkin olarak bu yapıya mensup olduğuna dair somut bir eylem isnadında bulunulmadığı; …’nin ceza mahkemesinde yapılan duruşmada, savcılığa verdiği söz konusu beyanın ana kısmının kendisine ait olduğu ancak adının geçtiği isim listesi şeklindeki ek kısmının ise kendisi tarafından beyan edilmediğini ifade ettiği, ayrıca terör davasında sanık olduğundan verdiği ifadenin hukuken delil olarak kabul edilemeyeceği, yasa dışı delil niteliğinde olduğu; YARSAV’a bir talimat ya da başka bir sebepten değil şahsi menfaatleri için üye olduğu, mesleğin gereklerine aykırı olmamak kaydı ile söz konusu dernek çerçevesinde yaptığı faaliyetlerin ve dernek üyeliğinin hiçbir suçlamaya dayanak yapılamayacağı, örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki bir tüzel kişiliğe üyeliğin yasal hak olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 38. maddesinde yer verilen bağlantı müessesesinin, çok sayıdaki dava dosyasının tek dava dosyasında birleştirilmesi anlamına gelmemesi ve anılan Kanun’da birleştirmeye ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemesi nedeniyle davacının birleştirme talebi reddedilerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ve temyizen Yargıtayca incelenmekte olan ceza yargılamasında nihayeten verilecek kararın beklenilmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 30/09/2021 tarih ve E:2017/4812, K:2021/2846 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 02/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.