Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1245 E. 2022/3171 K. 09.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1245 E.  ,  2022/3171 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1245
Karar No : 2022/3171

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 22/10/2021 tarih ve E:2017/6151, K:2021/3220 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/10/2021 tarih ve E:2017/6151, K:2021/3220 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin (İlk Derece Sıfatıyla) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının üniversitede örgüt evlerinde kaldığına yönelik kendi beyanları ile örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yargılamanın makul sürede bitirilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; savunma alınmadan, neyle itham edildiği bildirilmeden, delil sunma ve tanık dinletme hakkı tanınmadan meslekten çıkarıldığı, söz konusu işlemin, adil yargılanma hakkının gerekleri olan masumiyet karinesi, savunma hakkı, tanık dinletme ve delil ibraz etme haklarına aykırı olarak tesis edildiği, Dairenin kararının, hâkimlik gibi güvenceli bir meslek icra eden bir kamu görevlisinin meslekten çıkarılmasının basitleştirilmesi ve önemsizleştirilmesi niteliğinde olduğu; …’nın şüpheli sıfatıyla verdiği ifadenin işleme dayanak oluşturmayacağı, Dairenin, etkin pişmanlıktan yararlanan tanık beyanlarını hiçbir denetime tabi tutmaksızın, doğru kabul ettiği, itirafçı beyanlarının en güvenilmez beyanlar olduğu; …’nin üniversitede 3-4 ay aynı evde kaldığını ileri sürdüğü dönemde, Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait Cebeci Öğrenci Yurdunda kaldığı, bu konuda resmi kurum kayıtlarına rağmen, bu beyan ve anlatımlara itibar edilmemesinin hatalı olduğu; tanıklar … ve ….’nin beyanları doğru olmamakla birlikte, bu kişilerin sözünü ettiği dönemin 22-23 yıl öncesine ilişkin olduğu, 17-18 yaşında olduğu dönemdeki davranışların iltisak ve irtibat kabul edilmesinin yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğu; Dairenin FETÖ ile süregelen bir ilişki içinde olduğuna yönelik kabulünün hatalı olduğu, mesleğe kabulü ile birlikte, yabancı dil eğitimine, yurt dışına gönderilmediği, özel yetkili mahkemelerde yetkilendirilmediği, idari görevlere atanmadığı, HSYK ve Teftiş kurulunda görev yapmadığı, örgütün idari tasarrufları ile mağdur edildiği, Daire tarafından savunma tanık beyanları ve sicil kaydı dikkate alınmadan doğruluğu sabit olmayan tanık beyanlarına göre örgütle iltisak ve irtibatlı olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğu; dava konusu işlemler ile olağanüstü hâlin gerektirdiği zorunlulukların çok ötesine geçilmek suretiyle, ömür boyu kamu hizmetinden yasaklanacak biçimde meslekten çıkarılmış olmasının, OHAL şartlarında bile ölçüsüz ve öngörülen amaçla orantısız olduğu; Dairece, somut gerçekliğe dayanmadan meslek yaşamı boyunca hâkimlik mesleğini nasıl icra ettiğini değerlendirmeden, bu yükümlülüğün ne şekilde ihlal edildiğini somutlaştırmadan, subjektif olarak ve somut gerçeklikler göz ardı edilerek anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinin kabul edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin (İlk Derece Sıfatıyla) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 22/10/2021 tarih ve E:2017/6151, K:2021/3220 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 09/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.