DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1390 E. , 2022/2987 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1390
Karar No : 2022/2987
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2016/9595, K:2021/5750 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Haliç Üniversitesinin faaliyetinin bir yıl süre ile geçici olarak durdurulmasına ve üniversite yönetiminin garantör üniversite olması sebebiyle İstanbul Üniversitesine devredilmesine ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işleme dayanılarak davacının Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevinin sona erdirilmesine ilişkin işlemin, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 25. maddesinin (d) bendinin ve 26. maddesinin iptali ve 2547 sayılı Kanun’un Ek 10. maddesinin Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiğinden bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2016/9595, K:2021/5750 sayılı kararıyla;
Davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Anayasa’nın 130 ve 131. maddeleri; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun davanın açıldığı tarihteki haliyle Ek-2, Ek-5, Ek-6, Ek-10, Ek-11 ve Ek-15. maddeleri ve 31/12/2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 24, 25 ve 26. maddelerine yer verilerek,
Dava konusu düzenleyici işlem incelendiğinde;
Davacı tarafından, Anayasa’nın 130. maddesinde vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumlarının idari ve mali yönlerden bağımsız olduğu, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin 2547 sayılı Kanun’da düzenlenmediği, Kanun’da yer almayan hususlarda Yönetmelik ile düzenleme yapılamayacağı, 2547 sayılı Kanun’un Ek-11.maddesinde tedbir uygulanabilecek hallerin “eğitim – öğretim düzeyi yetersizliği, üçüncü şahıslara ve özellikle kurucu vakfa kaynak aktarımı” ile sınırlı olarak sayıldığı, anılan Yönetmelik’in ise geniş bir uygulama alanı yarattığı ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek 25. maddesinin (d) bendinin ve 26. maddesinin iptaline karar verilmesinin istenildiği,
Her ne kadar bahse konu 25. maddenin (d) bendinin tamamının iptali istenilmiş ise de, dava konusu edilen bireysel işlemlerin 25. maddenin (d) bendinin “Aşağıdaki hallerde vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyeti bir yıl süre ile Yükseköğretim Kurulu tarafından geçici olarak durdurulur ve yükseköğretim kurumunun yönetimi garantör devlet üniversitesi veya Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından kapasitesi dikkate alınarak belirlenecek aynı ildeki bir devlet üniversitesine verilir. (…)2) Vakıf yükseköğretim kurumlarının eğitim öğretim ile idari, mali ve ekonomik faaliyetlerinin gözetim ve denetimi ile inceleme ve soruşturma faaliyetlerine kasten engel olunması,” hükümlerine dayanılarak tesis edildiği görüldüğünden incelemenin bu kısma yönelik olarak yapıldığı,
2547 sayılı Kanun’un Ek-11. maddesinde, vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetim sonucu ilgili yükseköğretim kurumu hakkında yol gösterici, düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceğinin hükme bağlandığı, söz konusu hükmün iptali istemi üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 10/09/2015 tarih ve E:2015/5, K:2015/82 sayılı kararda; “(…) Kanun’un Ek 11. maddesinin birinci fıkrasında, vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarında, beklenen eğitim-öğretim düzeyinin yetersizliğinin tespit edilmesi ve durumun düzeltilmesi için gerekli uyarı ve önerilerin sonuçsuz kalması hâlinde bu kurumun YÖK tarafından faaliyetinin durdurulacağı; ikinci fıkrasında, vakıf yükseköğretim kurumlarının kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığının nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilmesi durumunda ilgili vakıf yükseköğretim kurumu hakkında verilen süre içerisinde içerisinde aktarılan kaynağın yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi halinde YÖK tarafından düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Böylece, vakıf yükseköğretim kurumlarının denetiminin kapsamı ve denetim sonucunda hangi müeyyidelerin uygulanacağına ilişkin kurallar hem yükseköğretim kurumları hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir şekilde düzenlenerek konuya ilişkin temel kurallar belirlenmiştir. Kanunla belirlenen bu çerçeve içerisinde vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetim sonucunda ilgili yükseköğretim kurumu hakkında kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde önlemlerin alınmasına ilişkin teknik ve uygulamayı esas alan detayların belirlenmesi konusunda YÖK’e yetki verilmesi yasama yetkisinin devri niteliği taşımamaktadır. Bu itibarla, Anayasa’nın 131. maddesiyle yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlama, düzenleme, yönetme, denetleme ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamakla görevli olan YÖK’e, kanunla belirlenen çerçeve içerisinde vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve denetim sonucunda uygulanacak müeyyidelere ilişkin usul ve esaslar konusunda düzenleme yapma yetkisi verilmesinde, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık teşkil eden bir husus bulunmamaktadır. Kuralda, vakıf yükseköğretim kurumlarında yürütülen eğitim, öğretim, araştırma, yayın ve benzeri etkinliklerin planlanması, düzenlenmesi ve icra edilmesi aşamalarına yönelik olarak YÖK’e herhangi bir düzenleme yetkisi tanınmadığından, vakıf yükseköğretim kurumlarının bilimsel özerkliğine müdahalede bulunulması da söz konusu değildir.” gerekçeleriyle iptal isteminin reddine karar verildiği,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve Anayasa Mahkemesi kararı da göz önüne alındığında, Anayasa’nın 130 ve 131. maddelerine göre vakıf yükseköğretim kurumlarının Yükseköğretim Kurulunun denetimine tabi olduğu, denetleme sonucunda uygulanacak önlemleri belirleme konusunda Kurulun yetkili bulunduğu, uygulanacak bu önlemlerin çerçevesinin 2547 sayılı Kanun’un Ek-11. maddesinde belirlendiği, söz konusu kararların alınmasını gerektiren durumların teknik ve uygulamayı esas alan detaylar içermesi nedeniyle yönetmelikle belirlenmesinin yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceği, nitekim Yönetmelik’te de fiillerin sonuçları ve ağırlığına göre kademeli bir karar sisteminin öngörüldüğü, eğitim-öğretim faaliyetinin aksamasına sebebiyet verecek, eğitim-öğretim faaliyetinin yeterliliğinin araştırılmasını, denetlenmesini engelleyecek, kaynak aktarımının tespitini güçleştirecek fiilerin tespiti halinde tedbir uygulanarak vakıf yükseköğretim kurumlarının idari, mali, ekonomik açıdan eğitim-öğretim faaliyetlerini devam ettiremeyecek duruma gelmeden önce veya bu durumun gerçekleşmesi halinde öğrencilerin eğitim-öğretim hakkının korunmasının amaçlandığı, dava konusu edilen “Vakıf yükseköğretim kurumlarının eğitim öğretim ile idari, mali ve ekonomik faaliyetlerinin gözetim ve denetimi ile inceleme ve soruşturma faaliyetlerine kasten engel olunması,” fiilinin gerçekleşmesi halinde üniversitenin 1 yıl süreyle faaliyet izninin geçici olarak durdurulacağına ve yönetiminin garantör devlet üniversitesi tarafından yürütüleceğine ilişkin hükmün de Kanun’da çerçeve olarak belirlenen durumların tespit edilebilmesi için yapılan denetim sırasında gerçekleştirilen kasten engelleme eyleminin zararlı sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik olduğu, bu şekilde eğitim öğretim faaliyetinin aksamasını önlemek ve düzgün işlemesini sağlamanın amaçlandığı anlaşıldığından, Yönetmelik’in 25. maddesinin (d) fıkrasının dava konusu edilen kısmı yönünden hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı,
Öte yandan, dava konusu Yönetmelik’in 26. maddesinde, faaliyet izninin geçici olarak durdurulmasının hüküm ve sonuçlarının düzenlendiği, üniversite hakkında uygulanan faaliyet izninin durdurulması önlemine bağlı olarak ortaya çıkması muhtemel sorunların giderilmesi ve eğitim-öğretim faaliyetinin kesintisiz yürütülebilmesine yönelik olarak üniversitenin yönetim ve mali işlerinden sorumlu organlar hakkında hükümler getirildiği, nitekim 2547 sayılı Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan Ek-15. maddesinin 3. fıkrasında da vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyetlerinin durdurulması halinde durdurulma süresince kurumun idaresinin Yükseköğretim Kurulunca eğitim ve öğretimi sürdürmek veya tamamlamak üzere uygun bir Devlet yükseköğretim kurumunun vesayetine verileceğinin hükme bağlandığı anlaşıldığından, anılan madde hükümlerinde de hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı,
Bireysel işlemler incelendiğinde,
Dava konusu birel işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanabilmesi için, söz konusu işlemlerin sebep unsurunu oluşturan “Vakıf yükseköğretim kurumlarının eğitim öğretim ile idari, mali ve ekonomik faaliyetlerinin gözetim ve denetimi ile inceleme ve soruşturma faaliyetlerine kasten engel olunması” fiilinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerektiği,
Olayda, 11/05/2015 tarihinde YÖK tarafından yapılmaya çalışılan denetim sırasında üniversite yetkililerinin tebliğ evraklarını almaktan imtina ettiği, herhangi bir belgenin denetim görevlilerine sunulmadığı, denetim tarihinin 2-3 gün ertelenmesi talebi üzerine 08/06/2015 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan ikinci denetimin 11/06/2015 tarihine ertelendiği, bu ertelemeye ilişkin resmi yazının da tebellüğünden imtina edildiği, üniversite yetkililerince Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına yazılan yazıda iki aylık ek süre talep edildiği ve fakat süre verildikten sonra Üniversite yönetimi tarafından herhangi bir geri dönüş yapılmadığı,
Devam eden süreçte, 2014-2015 genel denetim kapsamında … tarih ve … sayılı yazıyla 09/10/2015 tarihine kadar gönderilmesi istenilen mali bilgilerin gönderilmemesi üzerine, Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından … tarih ve … sayılı yazıyla yetkililerin uyarıldıkları, 02/11/2015 tarih ve 2500 sayılı yazıyla evrakların hazırlanması hususu Üniversite yetkililerine tekrar bildirilmesine rağmen yine hazırlık yapılmadığı, 09/11/2015 tarihinde olağan genel denetim için Üniversiteye gidildiğinde mali bilgi ve belgelerin denetim görevlilerine verilmediği, YÖK’e iletilen şikayet dilekçesindeki mali konulara dair bilgi ve belge verilmesi istenildiğinde rektör tarafından sunulan … tarih ve … sayılı yazıda mütevelli heyetinin kendisine herhangi bir yetki devri yapmadığı, Vakıf Üniversitesinin ita amiri mütevelli heyeti başkanı olduğu için rektörlük uhdesinde akademik konular dışında herhangi bir bilgi belge bulunmadığının belirtildiği, bunun üzerine Mütevelli Heyeti başkanı olan davacıdan bilgi ve belge sunmasının talep edildiği, mütevelli heyet başkanı (davacı) tarafından yazılan 11/11/2015 tarihli yazıda, Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığının üniversite üzerinde denetim yetkisi bulunmadığı belirtilerek gerekli evrakların sunulmadığı,
Sonrasında, olağan genel denetim için 07/12/2015 tarihinde Üniversiteye tekrar gidildiği, bu denetim sırasında bazı bilgilerin hatalı verildiği, mali bilgi ve belgelerin ise verilmediği, genel denetim çalışmaları sonunda hazırlanan rapordaki belirlemelere ilişkin Üniversiteden açıklama yapılması istenildiğinde Üniversite tarafından yeterli açıklamanın yapılmadığı, 28/01/2016 tarihinde gönderilen iki ihbar dilekçesinde dile getirilen “öğrenim ücretlerinin M.T.’nin ortağı olduğu hukuk bürosuna ait banka hesabına yatırılmasının istenildiği” yönündeki iddialarla ilgili bilgi istenilmesine rağmen Üniversiteden belgeye dayalı bir cevap verilmediği, … tarih ve … sayılı yeni bir yazı ile detaylı bilgi talep edilmesi ve 15 gün süre verilmesine rağmen Kurula herhangi bir bilginin gönderilmediğinin anlaşıldığı,
Öte yandan, Dairelerinin 24/11/2021 tarihli duruşmasında davacı tarafından denetleme süreçlerinde bilgi, belge temini yönünden sorumluluğu bulunan üniversite yetkilileri hakkında idari ve adli soruşturmalar yürütüldüğü ve kendisi, rektör vekili ile genel sekreter hakkında “görevi kötüye kullanma” suçunun işlendiği iddiasıyla … Asliye Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında ceza yargılamasının sürdüğünün belirtilmesi üzerine, UYAP sistemi üzerinden bahse konu dava dosyasının incelenmesinden; söz konusu yargılamanın Mayıs 2015 döneminde yapılan denetim sırasında denetime engel olunduğuna yönelik iddialar kapsamında yürütüldüğü, davada henüz karar verilmemiş olduğu ve fakat dosyaya sunulan 02/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda, YÖK tarafından yapılmak istenen ancak gerçekleştirilemeyen denetim ve sonrasında gerçekleşen süreçle ilgili olarak rektör vekili ve genel sekreterin görevi kötüye kullama suçunu işledikleri, mütevelli heyeti başkanı davacının diğer sanıkları azmettirdiğini gösteren bir delil dosyaya sunulmadığı için görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının mütevelli heyet başkanı yönünden oluşmadığı kanaatine varıldığı, tarafların itirazları doğrultusunda özellikle denetim ile ilgili kimlerin sorumlu olduğu konusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesi üzerine hazırlanan 11/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda ise, üniversitenin ita amiri olan mütevelli heyeti başkanı, rektörlük ve genel sekreterlik makamlarının üniversitenin işleyişinde yetkili ve sorumlu oldukları, bu sebeple de bu görevleri yürüten kişilerin, YÖK Denetleme Kurulu üyeleri/denetleme elemanları tarafından üniversitelerde yapacakları mali, idari ve akademik denetim ile ilgili olarak yapılan denetimler sırasında denetimi kolaylaştırıcı tedbirleri almak, denetim elemanlarına yardımcı olmak, denetim elemanları tarafından sorulan yazılı ve sözlü soruları usulüne uygun şekilde cevaplandırmak sorumluluklarının bulunduğu, denetim elemanları tarafından incelenmek istenen bilgi, belgeleri istenen sürede ibraz etmeleri, görülmek istenen tesis ve yapıları da itirazsız ve gecikmeden göstermeleri, netice itibarıyla denetim elemanları tarafından yapılan denetimin usulüne ve gerçeğe uygun olarak sonuçlandırılması için gerekli bütün kolaylıkları göstermeleri gerektiği, sonuç olarak, denetimde sorumlu kişilerin mütevelli heyeti başkanı, rektör vekili ve genel sekreter olduğunun belirtildiği,
Diğer yandan, Üniversite rektörü hakkında denetim faaliyetini engellediği gerekçesiyle tesis edilen aylıktan kesme disiplin cezasının esasının incelenerek fiilin sübut bulmadığı kanaatiyle … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptaline karar verilmiş ise de, bahse konu kararın istinaf incelemesinde; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na atıf yapan 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin ilgili kısımlarının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle 657 sayılı Kanun’a dayanılarak tesis edilen işlemin dayanaksız kaldığı ve bu gerekçeyle iptal edilmesi gerektiği belirtilerek istinaf isteminin gerekçeli olarak reddedildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiği; Üniversite genel sekreteri hakkında denetim çalışmalarına engel olduğu gerekçesiyle tesis edilen ücretten kesme cezası ile cezalandırılmasına yönelik işlemin iptali istemiyle açılan davada işin esası incelenerek … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, anılan kararın istinaf incelemesinde ise, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na atıf yapan 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinin ilgili kısımlarının iptal edilmesi nedeniyle 657 sayılı Kanun’a dayanılarak tesis edilen işlemin dayanaksız kaldığı ve bu gerekçeyle iptal edilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf isteminin kabulüne, kararın kaldırılmasına ve işlemin iptaline karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiğinin görüldüğü,
Bu itibarla, yükseköğretim kurumlarının eğitim ve öğretim ile idari, mali ve ekonomik faaliyetleri yönünden YÖK’ün denetimine tabi olduğu, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından gerekli görülmesi halinde Yükseköğretim Denetleme Kuruluna verilecek görev kapsamında belirli bir döneme bağlı olmaksızın yıl içinde de yükseköğretim kurumlarının denetlenebileceği, Haliç Üniversitesinde yapılmak istenen inceleme ve denetleme faaliyetlerinin, denetime yardımcı olmak ve gerekli bilgi ve belgeleri sunmakla sorumlu kişi ve makamlarca kasten engellendiği, davacı, rektör vekili ve genel sekreter hakkında yapılan ceza yargılamasının yalnızca Mayıs 2015 dönemi denetimi sırasında gerçekleştirilen fiillere yönelik olduğu ve açılan davada henüz bir karar verilmediği, ceza dosyası kapsamında da sanıkların denetim faaliyetini kasten engellemediğini ispata yarayacak delillerin bulunmadığı, öte yandan Üniversite rektörü ve genel sekreteri hakkında tesis edilen disiplin cezalarının sonuç olarak iptaline karar verilmiş ise de, verilen iptal kararlarının fiilin sübut bulup bulmadığı noktasında yapılan değerlendirmelere dayanmadığı, disiplin işlemlerinin dayanağı olan Kanun maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine hukuka aykırı hale geldikleri gerekçesiyle söz konusu işlemlerin iptaline karar verildiği anlaşıldığından, Haliç Üniversitesinin faaliyet izninin bir yıl süreyle geçici olarak durdurulması, yönetimin garantör üniversiteye geçmesi ve buna bağlı olarak davacının mütevelli heyet üyeliği görevine son verilmesine ilişkin tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarece vakıf üniversitelerinin faaliyet izninin durdurulması ya da kaldırılmasına karar verebilmesi için 2547 sayılı Kanun’un Ek 11. maddesi uyarınca ancak eğitim–öğretim düzeyinin yetersizliğinin Yükseköğretim Kurulunca tespit edilmesi ve durumun düzeltilmesi için gerekli uyarı ve önerilerin sonuçsuz kalması hali veya kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktarıldığı hususunun Maliye Bakanlığının görüşü alınarak, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi hâlinde uygulanabileceği, iptali talep edilen Yönetmelik maddelerinin bu Kanun hükmünde belirtilen hususları kapsamaması ve Kanun’da belirtilmeyen konuları düzenlemesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu, öte yandan, vakıf üniversitelerinde, üniversitenin mütevelli heyetini seçme, görevden alma, yeniden seçme yetkisinin kurucu vakfa verilmesi karşısında, dava konusu Yönetmelik düzenlemesinde mütevelli heyet başkanlığı görevine son verilme hususunun düzenlenmesinin kanuna aykırı olduğu, öte yandan denetimin kasten engellenmesi fiilinin ceza hukukunun konusu olması nedeniyle ancak ceza yargılaması sonucunda bu durumun ortaya çıkabileceği, davalı idarenin yasal denetim yapılmasına ilişkin tebligatlarının usulüne uygun olmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
Üye …’ın dava dilekçesinde, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 25. maddesinin (d) bendinin tamamının iptali istenilmesine rağmen, Daire tarafından, anılan maddenin (d) bendinde yer alan “2) Vakıf yükseköğretim kurumlarının eğitim öğretim ile idari, mali ve ekonomik faaliyetlerinin gözetim ve denetimi ile inceleme ve soruşturma faaliyetlerine kasten engel olunması” ibaresine hasren inceleme yapılmasında hukuken isabet olmadığı ve eksik inceleme yapıldığı yönündeki usule yönelik oyuna karşılık, dava dilekçesindeki davacı iddiaları dikkate alındığında, Dairece hasren inceleme yapılarak karar verilmesinde yargılama usulüne bir aykırılık bulunmadığına oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 30/11/2021 tarih ve E:2016/9595, K:2021/5750 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde, usulde oyçokluğu, esasta oybirliği ile karar verildi.