DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1401 E. , 2022/2725 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1401
Karar No : 2022/2725
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :… Vakfı (…)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 01/02/2022 tarih ve E:2021/10220, K:2022/948 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nde değişiklik yapılması talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 01/02/2022 tarih ve E:2021/10220, K:2022/948 sayılı kararıyla;
Düzenleyici işlemlerin ilan edildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayan altmış günlük dava açma süresi içerisinde idareye yapılan başvurunun reddi üzerine, düzenleyici işlemin ilan edildiği tarih ile 11. madde kapsamında başvuruda bulunulduğu tarih arasında geçen süre de dikkate alınmak suretiyle kalan dava açma süresi içerisinde açılan davalarda süre aşımı bulunmadığının; öte yandan, altmış günlük dava açma süresi geçtikten sonra düzenleyici işlemlerin değiştirilmesi, düzeltilmesi, kapsamının genişletilmesi gibi istemlerle yapılan ve 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan başvuruların, cevap verilmek suretiyle ya da zımnen reddi yolundaki işlemlerin iptali istemiyle sendika, dernek ya da birlik tarafından açılan davalar yönünden uygulama işlemi olarak kabulüne olanak bulunmadığından, bu davalarda süre aşımı bulunduğunun kabulü gerektiği,
Uyuşmazlıkta; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, buna göre, en geç, 25/11/2014 tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan altmış günlük dava açma süresinin son gününde yapılacak başvurunun reddi üzerine dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken, davacı Vakıf tarafından bu tarih geçtikten sonra, anılan Yönetmelikte değişiklik yapılması isteğiyle yapılan ve 12/07/2021 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği belirtilen başvurunun zımnen reddi üzerine, 09/11/2021 tarihinde dava açılmış olup, süresinde yapılmayan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin, davacı Vakıf yönünden uygulama işlemi olarak kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yapılan başvurunun 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olup, zira anılan maddenin madde başlığının dahi “idari makamların sükutu” olduğu, Kanun’da, düzenleyici işlemler açısından 10. maddenin uygulanmayacağına ilişkin bir ayrım bulunmadığı, yeni bir işlem tesis edilmesi talebi niteliğindeki başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davanın süresinde olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 01/02/2022 tarih ve E:2021/10220, K:2022/948 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 05/10/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin dördüncü fıkrasında; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri belirtilmiş, idareye yapılan başvuru tarihinde yürürlükte olan haliyle, 10. maddesinde ise; ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgilerin altmış günün bittiği tarihten itibaren ya da istemin reddine ilişkin işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Davacı Vakıf, 07/07/2021 tarihli başvurusunda, deniz dolgu projelerinin eşik değere tabi tutulmaksızın, ÇED Yönetmeliği’nin Ek-1 listesinde yer verilmesi talebiyle yaptığı başvurusunun davalı idarece zımnen reddi üzerine bakılan davayı açmıştır. Bu başvuru niteliği itibarıyla, yeni bir işlem tesisine yönelik, 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvurudur.
Kaldı ki, dava konusu Yönetmeliğe dayalı olarak davacı Vakıf hakkında doğrudan bir uygulama yapılmasına olanak bulunmamaktadır. Bu husus da, davacının, içeriği yukarıda yazılı başvurusunun, 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında kaldığını ve başvurusu üzerine tesis edilen olumsuz işlemin davacı yönünden bireysel bir işlem niteliğinde olduğunu göstermektedir.
Bu bağlamda; bakılan davanın süresinde olduğu sonucuna varıldığından, temyize konu Daire kararının, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.