DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1414 E. , 2022/2807 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1414
Karar No : 2022/2807
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2016/57385, K:2021/3979 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ile özlük haklarının iadesi ve 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2016/57385, K:2021/3979 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde, davacının Anayasa’ya aykırılık itirazının ise ciddi görülmediği,
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kalınan mali hakların meslekten çıkarılma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden;
Davacı tarafından, dava konusu istemle aynı istemleri içeren Dairelerinin E:2017/5308 sayısına kayıtlı ayrı bir davanın daha açıldığı ve bu davanın Dairelerinin 23/11/2021 tarih ve K:2021/3977 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, anılan kararın ise henüz kesinleşmediğinin anlaşıldığı,
Buna göre, davacının bakılmakta olan bu davaya konu istemine, Dairelerinin E:2017/5308 sayısına kayıtlı dava dosyasında da yer verildiği, dolayısıyla bakılmakta olan bu davanın, anılan dava yönünden tarafları, konusu ve sebepleri aynı olan dava niteliğinde olduğu anlaşıldığından, derdestlik nedeniyle bu davanın esasının incelenmesine hukuken imkan bulunmadığı,
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden;
Dairelerinin E:2017/5308 sayılı dosyasında, “davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi” istemiyle ayrı bir dava açıldığı ve bu davanın Dairelerinin 23/11/2021 tarih ve K:2021/3977 sayılı kararıyla reddine karar verildiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığının yargı kararı ile saptanmış olması karşısında, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle,
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine, anılan karar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararında Anayasa’ya aykırılık iddiasının usulünce karşılanmadığı, ihraç işleminde olduğu gibi bireyselleştirme yapılmadığı, hangi delillerle ne zaman, ne şekilde suçlandığının ortaya konulması gerektiği, ihracı ve açığa alındığı tarih itibarıyla herhangi bir delil ileri sürülemediği, dosyaya sunulan sözde tanık ifadelerinin delil olarak kabul edilemeyeceği, bu kişiler hakkında aynı suçtan tutuklanma riskinin söz konusu olduğu, ByLock iddiasının da aynı şekilde delil olamayacağı, gerekçeli karar hakkının, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, evinde yapılan aramanın kanuna aykırı olduğu, kolluk görevlilerinin suç işlediği, davalı idarenin savunmasına karşı cevap dilekçesinde çok ayrıntılı bilgi ve belgeler sunmasına rağmen bunların dikkate alınmadığı, dava konusu işlemin şekil yönünden hukuka aykırı olduğu, 667 sayılı KHK’yı onayan 6749 sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırı olduğu, uyuşmazlıkta 2802 sayılı ve 6087 sayılı Kanunlardaki usullerin ve güvencelerin uygulanmamasının açıkça hukuka aykırı olduğu, olayda salt 667 sayılı KHK hükmünün uygulanamayacağı, dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde bir göreve son verme işlemi olduğu, hiçbir kriter belirlenmeksizin ihraç kararlarının verildiği, görevini ifa ederken tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerini ihlal etmediği, ByLock kullanıcısı olmadığı, ByLock içeriğinin tarafına ait olmadığı, HSYK seçimlerine yönelik hiçbir çalışma içerisine girmediği, bu eylemlerin hiçbirinin suç veya suç delili teşkil etmediği gibi, hiç kimsenin ifade özgürlüğünü veya serbest seçim hakkını sınırlandıran hiçbir eylemde bulunmadığı, nitekim bu hususta aksini ispat edecek mahiyette somut verileri içerecek şekilde bir tanık beyanı veya başkaca bir delilin de bulunmadığı, bağımsız adaylara oy vermediği, leh ve aleyhlerine de çalışmadığı, hakkındaki idari soruşturmalarda tarafına yöneltilen iddiaların soyut olduğu, ahlaki ve hukuki anlayışıyla bağdaşmadığı, tarafına savunma hakkı tanınmadığı ve ifadesinin alınmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, temyize konu Daire kararında atıf yapılan, Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/5308, K:2021/3977 sayılı kararı, Kurulumuzun 10/10/2022 tarih ve E:2022/1597, K:2022/2806 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen derdestlik nedeniyle reddine, kısmen esastan reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/11/2021 tarih ve E:2016/57385, K:2021/3979 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 10/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.