Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1421 E. 2022/2360 K. 27.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1421 E.  ,  2022/2360 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1421
Karar No : 2022/2360

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLİ : Av…

İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2017/6432, K:2021/3743 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2017/6432, K:2021/3743 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği; bu kararın temyiz edilmesi neticesinde … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile anılan kararın onanmasına karar verildiği ve davacı hakkındaki mahkumiyet kararının 23/12/2019 tarihinde kesinleştiği,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu” ile “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları”nın incelenmesinden; davacının “…” ve “…” ID numaralarıyla ve iki ayrı kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt mensubu olduğuna, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde “bağımsız” adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek anılan ifadelerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Davacıya ait dijital materyaller içerisinde örgüte müzahir okullar ve örgütün yayın organları ile ilgili fotoğrafların tespit edilmesinin, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak veya irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Davacının örgütün sivil imamlarının başkanlık ettiği örgütsel toplantılara katılması hususunun, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak veya irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, makul sürede yargılanma ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; kendisi yönünden söz konusu örgütle olan irtibat ve iltisakını ortaya koyan somut delil gösterilmediği; tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiğine dair somut iddiada bulunulmadığı; uyuşmazlıkta 2802 ve 6087 sayılı Kanun’ların uygulanması gerektiği; hâkimlik teminatının, suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği ile belirliliği ve öngörülebilirliği ilkelerinin ihlal edildiği; dava konusu işlemin Dairece yanlış nitelendirildiği; soruşturma yapılmadan işlem tesis edildiği; savunma hakkı tanınmadığı; işlemin soyut olduğu, kişiselleştirme yapılmadığı; işlem tarihinden sonraki delil ve tespitlerin hükme esas alındığı; kanun hükmünde kararnamelerle getirilen düzenlemelerin muğlak ve soyut olduğu; işlem tarihinde hakkında somut bir delil mevcut olmadığı; kişiye özgü gerekçeler ve delillerin maddi gerçeği aksettirmediği; ByLock programını kullandığına dair işlem tarihinde mevcut bir delil bulunmadığı, bu programı kullanmadığı; bu delilin yasak usullerle edinildiği; tanık beyanlarını kabul etmediği, beyanların soyut olduğu, suç unsuru içermediği; kanuni olarak faaliyet gösteren okula çocuk göndermenin, Devletin izniyle faaliyet gösteren gazetelerin ve televizyon kanallarının takip edilmesinin suç delili olarak kullanılamayacağı; hukuki olmayan dijital materyallerin aleyhine delil olarak kullanılmasının hukuka aykırı olduğu; zorlama yorumlarla delil üretilmeye çalışıldığı; tanık beyanlarının basit ve zayıf nitelikte kişisel yorum ve tahminlerden ibaret olduğu; tanık beyanlarının özgür iradeye dayanmadığı; anayasal düzene sadakat etmediğine ya da görevini bağımsız ve tarafsız bir şekilde yerine getirmediğine dair somut bir delil bulunmadığı; böyle bir gerekçeyle kamu görevlisinin görevden alınmasına, sadakatinde objektif olarak ciddi şüphe uyandıracak bir şekilde hareket ettiğini açıkça gösteren fiili unsurlar kombinasyonuna dayanılarak hükmedilebileceği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/11/2021 tarih ve E:2017/6432, K:2021/3743 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 27/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.