Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1431 E. 2022/3349 K. 23.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1431 E.  ,  2022/3349 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1431
Karar No : 2022/3349

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/09/2021 tarih ve E:2016/34945, K:2021/2631 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/09/2021 tarih ve E:2016/34945, K:2021/2631 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ile davacının birleştirme talebi yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile reddedildiği, … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile anılan kararın onandığı ve mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, YARSAV Derneğine üyelik şekli ile ilgili hususlar değerlendirildiğinde, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığında ve HSYK’da etkin olduğu dönemde il Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak atanmasının, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK ile bu KHK’yı onaylayan 6749 sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırı olduğu, “iltisak ve irtibat” kavramlarının muğlak olduğu, açık ve kesin bir tespitin aranmaması nedeniyle hakimlik ve savcılık teminatının ihlal edildiği, dava konusu işlem bir ceza olduğundan fiilin sübuta ermesi koşulunun mevcut olması gerektiği, meslekten çıkarma cezasının dayanağı olan delillerin 667 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarihten öncesine ilişkin olduğu, savunma hakkı tanınmadığı, dava konusu işlemin gerekçesinde demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesi yer almaması nedeniyle yargı organının bu gerekçeye dayanmasının mümkün olmadığı, kişiselleştirme yapılmadığı, ByLock verilerinin yasal delil olarak kabul edilemeyeceği, lehine olan tanık ifadelerine itibar edilmesi gerektiği, YARSAV’a üye olma konusunda örgüt talimatı aldığına ilişkin somut delil bulunmadığı, unvanlı göreve ilk olarak 2008 yılında atandığı, haksız tutukluluğu nedeniyle AİHM’in ihlal kararı verdiği, kanunilik, Anayasal meşru bir amaca dayanma ve demokratik toplum düzeni için gerekli ve ölçülü olma ilkelerinin ihlal edildiği, temyize konu Daire kararında yer alan tetkik hakiminin görüşlerinin tarafına tebliğ edilmediği, bu şekilde çekişmeli yargılama ilkesine aykırı bir yargılama yapıldığı, aynı şekilde görüşlerine yer verilen Danıştay savcısı tarafından yer verilen değerlendirmelerle masumiyet karinesinin ihlal edildiği, mesleğini icra ederken tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerine aykırı davrandığının ileri sürüldüğü ancak bu hususa ilişkin somut bir tespite yer verilmediği, dava konusu işlemin soyut nitelikte olduğu ve kişiselleştirilmediği, bu durumun Venedik Komisyonu kararları ile de ortaya konulduğu, temyize konu Daire kararında ise, dosyaya sonradan ibraz edilen bilgi ve belgelerin kişiselleştirme olarak kabul edildiği, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte mevcut olmayan bilgi ve belgelere dayanılamayacağından, bu yaklaşıma katılmanın mümkün olmadığı; dava konusu işlem ve Daire kararında terör örgütüyle irtibat ve iltisak gerekçesine dayanıldığı, bu kavramların Kanun Hükmünde Kararname ile mevzuata girdiği, anılan kavramların muğlak ve belirsiz olduğu, bu durumun hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu gibi, suç ve cezaların kanuniliği ve kanunların geriye yürümezliği ilkeleri ile de bağdaşmadığı; irtibatlı ve iltisaklı olduğu iddia edilen yapının ilk olarak 30/05/2016 tarihinde terör örgütü olarak kamuya ilan edildiği, bu tarihten önceki fiillerden ötürü şahsına yaptırım uygulanamayacağı, bahse konu hususlara yönelik ileri sürülen iddiaların Dairece temyize konu kararda dikkate alınmadığı; temyize konu Daire kararında delil olarak gösterilen olguların iptali istenen işlemin tesis edildiği tarihte mevcut olmadığı, bu nedenle anılan olgulara dayanılarak karar verilmesinin hukuken kabul edilemez olduğu, bir kamu görevlisinin görevden alınması için suç örgütleriyle kurulan bağlantısının anlamlı olmasının gerektiği, oysa Daire kararında hükme esas alınan delil ve olguların, kişisel kanaaten öteye geçmeyen varsayıma dayalı beyanlar, yasal hakların kullanılması ve mesleki eğitim faaliyeti gibi suç teşkil etmeyen fiili unsurlar olduğu; YARSAV’ın bağımsız yargıçların kendi aralarında oluşturduğu bir oluşum olduğu, anılan oluşama talimatla üye olduğunu ortaya koyan somut bir tespitin bulunmadığı, hiçbir bağımsız yargıcın özgür iradesi ile faaliyetine katıldığı bağımsız bir oluşumun faaliyetleri nedeniyle cezai sorumluluğa tabi tutulamayacağı; varsayım, yorum ve tahmine dayalı bağlantılar kurmak suretiyle yapılan tespitlerden hareket edilerek, anayasal sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğinin kabul edilemeyeceği; geçmişte katıldığı dini sohbetlerin barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında kaldığı, dava konusu işleme esas suçlama ve faaliyetlere dayalı olarak ağır bir hapis cezasına mahkum edildiği, adil yargılanma hakkı kapsamında, gerekçeli karar hakkı, tanık dinletme ve bilirkişi görüşüne başvurma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı ve bilgi edinme hakkının ihlal edildiği; masumiyet karinesinden yararlanma hakkının, özel hayata saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, non bis in idem ilkesinin ihlal edildiği; çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine aykırı yargılama yapılarak karar verildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/09/2021 tarih ve E:2016/34945, K:2021/2631 sayılı kararının ONANMASINA,
3. 23/11/2022 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.