DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1480 E. , 2022/2290 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1480
Karar No : 2022/2290
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
VEKİLİ: Av. …
2-…
DİĞER DAVACILAR : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-…
2- … Bakanlığı
VEKİLİ: Huk. Müş. Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2022 tarih ve E:2020/4843, K:2022/1039 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 21/04/2020 tarih ve 31106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, İstanbul ili, Güngören ilçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 2. ve Ek-1. maddeleri uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 20/04/2020 tarih ve 2450 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 03/02/2022 tarih ve E:2020/4843, K:2022/1039 sayılı kararıyla;
Dava dosyasının ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden,
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un, mülkiyet hakkına sınırlama getirilmesine ilişkin hükümler içermekle birlikte, sınırlama yetkisinin kullanımını oldukça sıkı kurallara bağlanmış ve ortada kamu yararını ilgilendiren durumun bulunduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık ve somut olarak ortaya konulmasının gerekliliğini öngördüğü,
Riskli alan ilanının, 6306 sayılı Kanun’un 2. maddesine ya da Ek-1. maddesine dayalı olarak Cumhurbaşkanı kararı ile yapılabildiği, anılan Kanun’da, 2. maddeye dayanılarak yapılacak riskli alan ilanı ile Ek-1. maddeye dayanılarak yapılacak riskli alan ilanının farklı hükümlere tabi kılındığı,
Buna göre; 6306 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre yapılacak riskli alan ilanında, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin “Riskli alanın tespiti” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen saha araştırmalarına dayanan detaylı çalışmalar ile genel yapı stoğu riskinin belirlenmesi gerekirken, Kanun’un Ek-1. maddesine göre yapılacak riskli alan ilanında, teklif riskli alan üzerindeki toplam yapı sayısının en az %65’inin, imar mevzuatına aykırı veya yapı ruhsatı alınmaksızın inşa edilmiş olmakla birlikte sonradan yapı ve iskân ruhsatı alan yapılardan oluşup oluşmadığının, ilgili idarelerde mevcut bilgi ve belgeler üzerinden tespiti gerektiği,
Uyuşmazlıkta ise, riskli alan ilanına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı kararının dayanağının, karar metninde de belirtildiği üzere, 6306 sayılı Kanun’un hem 2. maddesi hem de Ek-1. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi olduğu, bu kapsamda, teklif riskli alanda, üzerinde imar mevzuatına aykırı veya yapı ruhsatı alınmaksızın inşa edilmiş olmakla birlikte sonradan yapı ve iskân ruhsatı alan yapılar bulunan taşınmazlar yönünden 6306 sayılı Kanun’un Ek-1. maddesine göre; üzerinde imar mevzuatına uygun yapı bulunan taşınmazlar yönünden ise aynı Kanun’un 2. maddesine göre riskli alan ilanı yapıldığı,
Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı, 6306 sayılı Kanun’un Ek-1. maddesinde öngörülen koşullar yönünden incelendiğinde;
6306 sayılı Kanun’un 2. ve Ek-1. maddeleri uyarınca hazırlanan ve dava konusu işlemin dayanağını oluşturan teknik raporun incelenmesinden; İstanbul ili, Güngören ilçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 10,40 hektar büyüklüğünde alanın, güney bölümündeki çoğunlukla 1-2 katlı gecekondu niteliğindeki 218 adet yığma yapının tamamının ruhsatsız olduğu, kuzey bölümünün ise 5-6 katlı blok nizam siteler şeklinde yapılaştığı, … Mahallesinin gecekondu önleme bölgesi olması sebebiyle yapılaşmanın genellikle sosyal konut olarak geliştiği, Güngören … Başkanlığı arşiv kayıtlarına göre, ruhsatlı yapıların 1970 ile 1996 yılları arasında inşa edilmiş olduğundan deprem yönetmeliğine göre can ve mal güvenliği riski taşıdığı, alandaki 302 adet yapıdan, 84 adet yapının betonarme olarak ruhsatlı, 218 adet yapının ise yığma olarak ruhsatsız inşa edilmiş olduğu, ruhsatsız olarak inşa edilmiş yapıların alandaki tüm yapıların %72’sini oluşturduğu,
Bu durumda; Kanun’un Ek-1. maddesine göre yapılacak riskli alan ilanında, teklif edilen riskli alan üzerindeki bağımsız birim sayısının değil, yapı sayısının esas alındığı, işlemin dayanağı teknik rapor ve gerekçe raporu ile dosyada bulunan yapı ruhsat bilgilerini içeren 6306 sayılı Kanun’un Ek-1. maddesine göre yapı değerlendirme formundaki tablodan, üzerindeki toplam yapı sayısının % 72’si imar mevzuatına aykırı ve yapı ruhsatı alınmaksızın inşa edilmiş yapılardan oluştuğu anlaşılan alanın, riskli alan ilan edilmesine ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında, 6306 sayılı Kanunun Ek-1. maddesi yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,
Dava konusu işlemin, 6306 sayılı Kanun’un 2. maddesi yönünden incelenmesinden;
6306 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde; riskli alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alan olarak tanımlandığı,
Tanımdan da anlaşılacağı üzere, bir alanın Kanun’un 2. maddesi gereğince riskli alan olarak ilan edilebilmesi için alanın, ya zemin yapısı bakımından risk teşkil etmesi ya da üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıması gerektiği,
Alandaki yapılardan, zemin yapısı bakımından risk teşkil eden yapılar ile üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan ruhsatlı ve iskânlı yapıların da, riskli alan sınırı içerisine alınmasına hukuken herhangi bir engel bulunmadığı,
Ancak; anılan ruhsatlı ve iskânlı yapıların riskli alan sınırı kapsamına alınabilmesi için, bu yapılara ilişkin 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin 5. maddesi uyarınca, Yönetmeliğin Ek-2’sinde yer alan “Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esasların” Ek-A bölümü uyarınca; binalara ilişkin parametrelerin (yapısal sistem türü, kat adedi, görünen kalite, yumuşak kat, düşeyde düzensizlik, ağır çıkma, planda düzensizlik/burulma etkisi, kısa kolon etkisi, yapı nizamı/bitişik binalarla döşeme seviyeleri yapı nizamı, tabii zemin eğimi vb.) dikkate alınarak, yapıların bulunduğu yerdeki deprem tehlikesi ve yapının deprem performansını etkileyen yapısal özelliklerin saha çalışmaları sonucunda elde edilmesi ve yapısal sistem özelliklerine göre sınıflandırılmış tip binalar seçilerek bunların analizlerinin yapılması sonucunda bir korelasyon çıkarılıp, genel yapı stoğu riskinin belirlenmesi gerektiği,
Dosyanın incelenmesinden; alanın, … Blokları olarak tanımlanan güney sınırı ile halihazırda yıkılan … Blokları olarak tanımlanan güneydoğu sınırı hariç, cadde ve sokaklarla tanımlandığı; 10,40 hektar büyüklüğünde olan alanın gecekondu önleme bölgesi olması sebebiyle, yapılaşmanın genellikle sosyal konut olarak geliştiği, ruhsatlı yapıların 1970 ile 1996 yılları arasında inşa edildiği, ruhsatlı olan 55 adet 6 katlı yapıdan oluşan … Blokları, 8 adet 7 katlı yapıdan oluşan … Blokları, 4 adet 7 katlı yapıdan oluşan yıkılmış … Blokları ve yıkılmamış 84 nolu yapı dahil olmak üzere, 17 adet 5 katlı yapıdan oluşan yıkılmış … Blokları ile gecekondu alt bölgesi sınırı içinde bulunan toplam 302 yapının bulunduğu,
Yargılama sırasında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; alanda bulunan toplam 84 adet ruhsatlı yapıya ilişkin 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 5. maddesi uyarınca, Yönetmeliğin Ek-2’sinde yer alan “Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esasların” Ek-A bölümü uyarınca; binalara ilişkin parametrelerin (yapısal sistem türü, kat adedi, görünen kalite, yumuşak kat, düşeyde düzensizlik, ağır çıkma, planda düzensizlik/burulma etkisi, kısa kolon etkisi, yapı nizamı/bitişik binalarla döşeme seviyeleri yapı nizamı, tabii zemin eğimi vb.) dikkate alınarak, yapılan saha çalışmaları sonucunda betonarme binalar için Yönetmeliğin Ek-A bölümüne göre düzenlenmiş veri toplama formlarının hazırlandığı; benzer nitelikte 4 bloktan oluşan … Bloklarından 4 adet yapı, 16 adet yapıdan oluşan … Bloklarındaki yapıların benzer özellik taşıması nedeniyle, aralarından seçilen … ada, … parsel, …ada,… parsel ve …ada, …parsel üzerindeki yapılar ile yine benzer nitelikteki … Blokları içerisinden rastgele belirlenen …ada, … parsel, …ada, … parsel ve …ada, … parsel üzerindeki yapılara ilişkin RYTEİE-2019 Yönetmeliğine göre yerinde karot numunesi alınarak, sıyırma ve röntgen çalışmaları yapılarak incelemesi gerçekleştirilen yapılara ilişkin analiz sonuçlarının yapıldığı,
Sonrasında, … Bloklarından …ada, … parsel, no:…; …ada, … parsel, no:…ve …ada, … parselin de içerisinde bulunduğu alanda bulunan, 24 adet yapıya ilişkin aynı şekilde hazırlanan analiz sonuçlarının sunulduğu, analizi yapılan tüm yapıların riskli olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunda da RYTEİE-2019 Yönetmeliğine uygun detaylı performans analizlerinin yapılmış olduğu ve Yönetmelikte belirtilen kriterlere göre riskli bulunduğunun belirtildiği, yapılan analizlerin alanda bulunan betonarme yapılara ilişkin genel yapı stoğu riskinin belirlenmesi için yeterli olduğu,
Öte yandan, davacıların maliki olduğu Güngören ilçesi, …Mahallesi, …ada, … parsel sayılı taşınmazın, … Bloklarında olduğu ve aynı yapısal sistem özelliklerini taşıyan … Bloklarındaki yapılardan örnekleme yoluyla seçilen 6 adet yapıya ilişkin yapılan analiz sonucuna göre riskli olduklarının tespit edildiği, davacılar tarafından taşınmazları üzerindeki yapının riskli olmadığına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı,
Bu durumda; riskli alan sınırları belirlenirken, üzerinde imar mevzuatına uygun yapı bulunan taşınmazların, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin “Riskli alanın tespiti” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen saha araştırmalarına dayanan detaylı çalışmalar neticesinde risk teşkil ettiğinin belirlendiği, anılan taşınmazların uygulama bütünlüğü açısından riskli alan sınırına dahil edilmesi gerekliliğinin, teknik araştırmalarla somut bir şekilde ortaya konulduğu, dava konusu işlemin 6306 sayılı Kanun’un 2. maddesine uygun olarak tesis edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılardan …ve …tarafından, riskli alan kararının hiçbir bilimsel, teknik ve hukuki inceleme yapılmadan alındığı, işlem eki teknik raporda, mevzuatın öngördüğü zorunlu analizlerin yer almadığı, oysa işlem tesis edilmeden önce detaylı analizlerin yapılması gerektiği, alandaki çalışmaların, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten sonra yapıldığı, kaldı ki bu çalışmaların alandaki iki yüz yapının içinden on adetini geçmeyecek şekilde bir kaç tanesine yönelik olduğu, karot numulerinin yanlış alındığı, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığının ortaya konulduğu, yine AFAD ve Kandilli Rasathanesi’nin deprem raporunda, alana ilişkin herhangi bir afete yönelik risk bulunmadığının belirtildiği ve daha önce bu alanda afete maruz bölge kararının alınmadığı, alanın büyük kısmının 775 sayılı Kanun uyarınca devlet eliyle yaptırılan ruhsatlı yapılardan oluştuğu ve ruhsatsız yapıların alanın küçük bir kısmını oluşturduğu, daha önce de alanın riskli alan ilan edilmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararının yargı yerince iptaline karar verildiği, alana ilişkin onaylanan imar planlarının idare mahkemelerince iptaline karar verildiği ve alanın halihazırda plansız konumda olduğu, yürütülecek projelerin alanda yaşayan malikler ile paylaşılmadığı, dönüşümün ne yönde olacağının belirsiz olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, Cumhurbaşkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin ve duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dava konusu işlemin hukuka uygunluk denetiminin, uyuşmazlığa konu taşınmaz açısından hüküm ifade edeceği, ruhsatlı olduğu halde detaylı analiz çalışması yapılmadan riskli alan sınırına dahil edilen, davacıların maliki bulunmadığı ve dava konusu edilmeyen … Blokları açısından değerlendirme yapılamayacağı tabiidir.
Diğer yandan, dava konusu taşınmazı da kapsayan Tozkoparan Kentsel Dönüşüm Projesi’nin, 58 hektarlık alanda toplam 5560 adet bağımsız bölümden oluşan Tozkoparan Gecekondu Önleme Bölgesini kapsadığı, 58 hektarlık alanın tek seferde dönüşümünün sağlanmasının mümkün olmaması nedeniyle etaplar halinde yapılacağı ve uyuşmazlığa konu 10.4 hektarlık kısmın, anılan projenin ilk etabı olarak belirlendiği görüldüğünden, riskli alan sınırları açısından, hukuka aykırılık görülmemiştir.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacılardan …ve …n’in temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 03/02/2022 tarih ve E:2020/4843, K:2022/1039 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kullanılmayan …’er TL yürütmeyi durdurma harçlarının istemleri hâlinde davacılara iadesine,
4.Kesin olarak, 23/06/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava, İstanbul ili, Güngören ilçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın, 6306 sayılı Kanun’un 2. ve Ek-1. maddeleri uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 20/04/2020 tarih ve 2450 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin eki “Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar” uyarınca, binaların taşıyıcı sistemine ait parametrelerin (taşıyıcı eleman sayısı ve dağıtımı, planda düzensizlik, düşeyde düzensizlik, lokal ve konstrûktif uygulamalar, vb.) dikkate alınarak yapıların bulunduğu yerdeki deprem tehlikesi ve yapının deprem performansını etkileyen yapısal özelliklerin, saha çalışmaları sonucunda elde edilmesi ve yapısal sistem özelliklerine göre sınıflandırılmış tip binalar seçilerek, bunların ayrıntılı analizlerinin yapılması sonucunda bir korelasyon çıkarılıp, buna göre genel yapı stokunun riskinin belirlenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu riskli alanın, … Blokları ile tanımlanan güney sınırı ile halihazırda yıkılan … Blokları ile tanımlanan güneydoğu sınırı hariç cadde ve sokaklarla tanımlandığı; alanda, 55 adet 6 katlı yapı ve 605 bağımsız bölümden oluşan … Blokları, 12 adet 2 katlı, 206 adet 1 katlı yapılar ve 218 bağımsız bölümden oluşan gecekondu alanı, 8 adet 7 katlı yapı ve 158 bağımsız bölümden oluşan … Blokları ile 4 adet 7 katlı yapı ve 48 bağımsız bölümden oluşan ve halihazırda yıkılmış vaziyetteki … Blokları ve gecekondu alt bölgesi sınırı içinde bulunan yıkılmamış 84 nolu yapı dahil 17 adet 5 katlı yapı ve 170 bağımsız bölümden oluşan yıkılmış … Blokları olmak üzere toplam 302 yapı ve 1199 bağımsız bölümün bulunduğu görülmektedir.
Dava konusu işlem tesis edildikten sonra, İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, … Bölümünde görevli öğretim üyelerince 2020 yılının Kasım ayında hazırlanmış olan “Durum Tespit Raporu’” başlıklı belgenin ikinci kısmında; alandaki binalara yönelik olarak gözlemsel değerlendirmelerde bulunularak, binaların içine girilmeden tamamen sokak taraması formatında tespitler yapıldığı, alandaki betonarme binaların her birine yönelik veri toplama formunun düzenlendiği, formlarda bina kimlik bilgileri, adresi, yaşı, kullanım türü, yapısal sistem türü, kat adedi, bina görsel kalitesi, yapı nizamı, ağır çıkma durumu, bitişik bina döşeme seviyesi, tabii zemin eğimi, zemin sınıfı ve mevcut yapısal hasar durumu gibi yapısal verilerin toplandığı, elde edilen gözlemsel verilere göre bazı yapılarda korozyon etkisi ile beton malzemesinin elle dahi ufalanacak hale geldiğinin, donatıların çaplarında azalma oluştuğunun, pas paylarının yetersiz olduğunun, binalarda düz donatı kullanıldığı için betonla donatı arasında aderans problemi bulunduğunun, taşıyıcı elemanlarda etriye aralığının 20-25 cm olduğunun tespit edildiği, bazı binalarda beton dayanımının düşük olduğu, beton malzemesinin kalitesiz ve tuz içeren deniz kumundan yapıldığı, granülometri dağılımının yetersiz olduğu, yapısal zayıflıklar yüzünden binalarda ciddi hasarlar, çatlaklar ve bozulmalar olduğunun görüldüğünün belirtildiği, “…” ismiyle anılan ve yığma yapılardan oluşan gecekondu bölgesinde ise genel bir tespit yapılarak, bu yapıların tamamının mühendislik hizmeti almadan, kaçak ve ruhsatsız olarak inşa edildikleri, bu yapılarda standart altı yapım ve malzeme özelliklerinden dolayı pek çok çatlak, bozulma ve hasar meydana geldiği, belgenin sonuç kısmında da, inceleme konusu riskli alan içerisinde betonarme yapılarda, betonarmeyi oluşturan beton ve donatı malzemelerinde ileri derecede korozyon hasarları sonucu yapısal bütünlük ve taşıma kapasitelerinde oluşan kayıplar nedeniyle, yığma yapılarda ise taşıyıcı duvarlarda oluşan oturma hasarlarının meydana gelmesi nedeniyle, tümünün yıkılacak derecede riskli binalar bulunduğunun ifade edildiği, ancak özellikle de malzeme kalitesine yönelik gözlemsel olarak yapılan incelemelerin, mevzuatın öngördüğü şekilde teknik, somut verilere dayalı ve detaylı olarak yapılmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Yine, dava konusu işlem tarihinden sonra … Yapı Laboratuvarı Mühendislik ve Mimarlık Ltd. Şti. tarafından hazırlanan 08/04/2021 tarihli “Ön Bilgilendirme Raporu” başlıklı belgeden, alandaki bazı betonarme binalar için hazırlanan ayrıntılı teknik raporların bulunduğu, davacıların binasının bulunduğu … Bloklarından olan 3 adet bitişik nizam binadan (6 adet bina) da karot numunelerinin alındığı ve binaların riskli olduğu yönünde rapor düzenlendiği anlaşılmakta ise de, alınan numune sayısının sitenin genel yapı stoku hakkında bilgi vermeye yetersiz olduğu sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, riskli alan sınırları kapsamında bulunan ruhsatlı … Bloklarında yer alan yapılara ilişkin, detaylı bir analiz çalışması yapılmadığı ve karot numunelerinin alınmadığı, alanın ortasında yer alan gecekondu bölgesinde bulunan yığma yapılar açısından ise, riskli yapı tespit çalışmasına gerek duyulmadan bu yapıların taşıyıcı olmayan duvar malzemeleri kullanılarak inşa edildikleri tespiti ile ruhsatsız olan bu yapıların tamamının “riskli yapı” statüsünde değerlendirildiği görülmektedir.
Diğer yandan, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda; yapı nitelikleri farklılaşan çeşitli yapı tiplerini içeren dava konusu alanın, gecekondu alanındaki ruhsatsız ve imar mevzuatına aykırı yapılardan dolayı 6306 sayılı Kanun’un 2. ve Ek-1. maddeleri uyarınca riskli alan olarak ilan edildiği, çoğunluğu 1 katlı yığma yapılardan oluşan gecekondu alanının, yapı kalitesi ve malzeme özellikleri açısından genel olarak benzerlik gösterdiği; ancak bu yerdeki bazı yapıların 15-25 m2 büyüklüğünde müştemilat niteliğindeki konut olmayan küçük yapılar olduğu, dolayısı ile bu durumun, gecekondu alanının, riskli alan ilanına dayanak olarak gösterilen ruhsatsız ve imar mevzuatına aykırı yapı oranını da değiştireceği, kaldı ki gecekondu alanındaki 218 adet yapının tamamının “konut” niteliği taşıdığı kabul edildiğinde dahi, yüzölçümü olarak bu alanın, riskli alan ilan edilen alanın %29’una ve bağımsız bölüm sayısı oranı olarak da %18’ine tekabül ettiği, diğer bir deyişle, ruhsatlı ve imar mevzuatına uygun yapıların yüzölçümü içindeki toplam payının %71 ve bağımsız bölüm sayısı oranının ise %82 olduğu, kentsel alanlarda “riskli alan” ilanı için mevcut binaların yapı niteliği ile beraber risklere karşı dirençliliği de incelenerek sınırların belirlenmesi gerektiği, sadece %65 oranı hedeflenerek ekonomik ömrünü tamamlamamış ruhsatlı ve imar mevzuatına uygun yapıların “riskli alan” sınırlarına dahil edilmemesi gerektiği, 1 ve 2 katlı yığma yapılardan oluşan gecekondu alanındaki 218 adet yapının ruhsatsız ve imar mevzuatına aykırı olmasından dolayı, toplamda 5 etap olarak planlanan kentsel dönüşüm projesinin, yıkılmış 20 adet bina ile birlikte toplam 302 adet yapının yıkılmasından öte, 1199 bağımsız birimin yıkılması ile tamamlanmasına yönelik olduğu, dava konusu alanın zemin yapısı ve su taşkın riskine esas hidrolojik yapısı açısından incelendiğinde, “yerleşime uygun” alan olan gecekondu alanı dışında riskli alanın tamamının “önlemli alanlar” grubunda yer aldığı, morfolojik olarak dere yataklarının hâkim olduğu ve yeraltı suyunun yüzeye yakın olduğu, riskli alanda su taşkın riskine kayıtlarda rastlanmadığı, teknik raporlarda da “zemin açısından çevre yerleşmelere göre farklı bir yapının olmadığı ve ilave bir risk taşımadığı”, bir deprem afeti sonrası hasarlı binalara müdahale gerekmesi durumunda, bölgede sorun teşkil edebilecek tek bölge dar ve düzensiz ara sokaklara sahip olan gecekondu bölgesinin olduğu, bölgenin en üst seviyede olmasa da orta seviyede bir deprem tehlikesine sahip bulunduğu, deprem riski açısından bölgedeki binaların yapısal özelliklerini ve deprem hasar görebilirlikleri değerlendirildiğinde, mevcut bina yapılaşması açısından alanda yıkılan … Blokları ve … Bloklarına ait bölge ile boş araziye inşa edilmiş 1.etap konutların olduğu, bölgede kentsel dönüşüm başladığı için o bölgeler ile ilgili risk değerlendirmesi yapılmadan, … Blokları, … Blokları ve Gecekondu Bölgesi olarak üç bölümde inceleme yapıldığında, keşif günü yapılan incelemelerde, … ve … Bloklarının orta katlı, betonarme kolon ve kiriş elemanlarından oluşan çerçeve tipi yapılar olduğunun görüldüğü, yapıların 1984 ila 1997 arasında inşa edildiği ve tasarımları sırasında 1975 Deprem Yönetmeliği’nin dikkate alındığının düşünüldüğü, keşif sırasında bina dışından yapılmış olan incelemelere istinaden, … Blokları ve … Bloklarına ait binaların genel olarak orta hasar görebilirlik seviyesinde olduklarının söylenebileceği, bu binalarla ilgili nihai karar vermek için daha fazla veri ile binaların detaylı performans analizlerinin yapılmasının gerektiği, bu bağlamda, … Bloklarına ait 3 adet (binaların seçim kriteri bilinmemektedir) binada malzeme karakterizasyonunun yapıldığı, bina rölevelerinin çıkarıldığı ve bunlar kullanılarak betonarme yapı risk tespit raporlarının hazırlandığı ve bu binaların ilgili 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği kapsamında riskli bulunduğu, raporların mevzuata uygun olarak düzenlendiği, keza yıkılmış olan … blokları ile … Bloklarının da yapı risk tespit raporlarının mevcut olduğu, malzeme karakterizasyonu bakımından tespit edilen beton karot dayanım sonuçlarının bloklar bazında incelenmesinden, yıkılmış olan …lık Bloklarındaki beton dayanımlarının 6,1 MPa ile 8,2 MPa arasında değiştiği, yine yıkılmış olan … Bloklarındaki beton dayanımlarının 7,2 MPa ile 9,7 MPa arasında, … Bloklarındaki beton dayanımlarının ise 14,7 MPa ile 16,4 MPa arasında değişmekte olduğu, diğer yıkılmış olan yapılardan olumlu yönde ayrıştığı, öte yandan, … Bloklarında detaylı bir performans analizi çalışması yapılmadığından bu binaların deprem riski ile ilgili kesin bir yargıya varmanın mümkün olmadığı, eski yığma binalardan oluşan gecekondu mahallesinde, malzeme olarak genellikle zayıf dayanımı olan tuğla, briket ve kerpiç birimlerin kullanıldığı, yapıların hasar görebilirliklerinin ve dolayısıyla deprem risklerinin genel anlamda yüksek olduğu, diğer taraftan, alanın çevresindeki yapı nitelikleri incelenerek “riskli alan” sınırlarına ilişkin bir değerlendirme yapıldığında ise, özellikle alanın kuzey sınırını belirleyen … Caddesinin diğer cephesinde aynı yapı niteliğine sahip … bloklarının devam ettiği, benzer bir şekilde kuzeydoğuda yapı kalitesi görece daha düşük olan 5 veya 6 katlı yapıların yer aldığı ve Eski Londra Asfaltına cepheli farklı bir gecekondu alanının da kuzeyde yakın çevrede bulunduğu, dava konusu alanın çevresinde benzer niteliğe sahip ve hatta … Bloklarının devamı niteliğindeki yapıların bulunması, 3 bina üzerinde RYTEİE kapsamında performans analizleri uygulanarak … Bloklarının riskli yapı olarak tespit edilmiş olması karşısında, “riskli alan”ın hemen karşı sokağında bulunan benzer yapıların da bu alana dahil edilmemiş olmasının ve … Bloklarında Yönetmelik kapsamında herhangi bir performans analizi yapılmadan bu blokların “riskli alan” sınırı içine dahil edilme nedeninin anlaşılamadığı, sınırlar belirlenirken çevre bütünlüğünün gözetilmediği yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir.
Mülkiyet hakkı, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olup, anılan düzenlemeler uyarınca bu hak, sadece kamu yararının mevcut olduğu durumlarda kanunla sınırlanabilir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, mülkiyet hakkına sınırlama getirilmesine ilişkin hükümler içermekle birlikte, sınırlama yetkisinin kullanımını oldukça sıkı kurallara bağlamıştır. Bu nedenle, ortada kamu yararını ilgilendiren durumun bulunduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık ve somut olarak ortaya konulmasının gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava dosyasının ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; kentsel dönüşümün, tamamı ruhsatsız yapılardan oluşan gecekondu bölgesinde yapılması mümkün iken, alanın büyük çoğunluğunu oluşturan ruhsatlı ve imar mevzuatına uygun yapıların sınıra dahil edilmesinin teknik gerekçesinin açık ve somut şekilde ortaya konulmadığı, yeterli analiz ve saha çalışması yapılmadan, uyuşmazlığa konu taşınmazı da kapsayan şekilde belirlenen riskli alan sınırında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.