Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1530 E. 2022/3012 K. 20.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1530 E.  ,  2022/3012 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1530
Karar No : 2022/3012

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2017/2081, K:2021/3821 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinde yer alan “mensubiyeti veya iltisakı yakut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” ibaresi ile “meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir” ibaresinin ve “Yürürlüğün Durdurulması” başlıklı 10. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2017/2081, K:2021/3821 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin(ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla da anılan kararın onandığı ve 25/05/2021 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”, “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları” ve “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı” ile Ceza Mahkemesi kararındaki tespitlerden, davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dahil olduğunun anlaşıldığı,
Davacının adına açıkça yer verilen ByLock yazışma içeriklerinin, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt sohbet ve toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adayı olduğuna, Danıştaydaki örgüt mensuplarının verdiği oylar ile HSK üyeliğine seçildiğine, HSK üyesi olarak görev yaptığı dönemde örgüt mensubu hakim ve savcılar hakkında yürütülen soruşturmalara ilişkin kararlarda örgütün isteği doğrultusunda muhalefet şerhleri yazdığına, çocuklarının örgütün eğitim birimi tarafından denetlendiğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
2014 yılı HSK üye seçimi döneminde örgütün sözde bağımsız adayı olarak belirlenmesinin, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde Danıştay Üyeliği ve HSK Üyeliği görevlerinde bulunmasının, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Davacının, örgüte müzahir STV grubu kanalların … Platformundan çıkarıldığı tarihten iki gün sonra … aboneliğini sonlandırmasına ilişkin durumunun, davacı hakkındaki yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu, iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, dava konusu meslekten çıkarma kararının yetki gasbı içerdiği ve yok hükmünde olduğu, dava konusu işlemin tesisi sürecinde hukuka aykırı davranıldığı, Anayasa ve kanunlarda hakim ve savcılar için öngörülen hukuki güvencelerin olağanüstü hal bahane edilerek yok sayıldığı, meslekten çıkarma kararında kişiselleştirme yapılmadığı, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla FETÖ’ye üyeliği, iltisakı ve irtibatını ortaya koyan herhangi bir delilin bulunmadığı, savunması alınmadan işlem tesis edildiği, dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde göreve son verme işlemi olduğu, bu nedenle disiplin hukuku hükümlerinin uygulanması gerektiği, ByLock programını yüklemediği ve kullanmadığı, buna ilişkin belgelerin gerçeği yansıtmadığı, dosyada ID numarası, kullanıcı adı ve şifresi, kendisini ekleyen kişilerin ve gönderilen mesaj içeriklerinin tespit edilemediği, bu nedenle ByLock kullanıcısı olmadığının teknik ve hukuken ortada olduğu, sadece CGNAT (Trafik Bilgisi) kayıtlarına göre kimsenin ByLock kullanıcısı olarak kabul edilemeyeceği, aleyhinde beyanda bulunan tanık ifadelerinin yasak delil niteliğinde olduğu, söz konusu beyanların soyut ve çelişkili olduğu, … aboneliğini iptal ettirmesinin meslekten çıkarma kararına gerekçe yapılamayacağı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/11/2021 tarih ve E:2017/2081, K:2021/3821 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.