DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1670 E. , 2022/2084 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1670
Karar No : 2022/2084
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : 1- …
VEKİLİ: Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2021/4472, K:2022/2129 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bursa ili, Osmangazi ilçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan taşınmazların, Hanlar Bölgesi olarak bilinen alanda kalan hanların meydana çıkarılması amacıyla yürütülecek olan “Tarihi ve Kültürel Mirasın Korunması ve Yaşatılarak Gelecek Nesillere Aktarılması” temalı proje çalışmaları kapsamında, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 22/04/2021 tarih ve 31462 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21/04/2021 tarih ve 3887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 6027 ada 23 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 23/02/2022 tarih ve E:2021/4472, K:2022/2129 sayılı kararıyla;
Davalı idarelerin süreye ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Davaya konu alandaki Hanlar Bölgesinin, Bursa kentinin tarihi, turistik ve ticari merkezinde yer aldığı, aynı zamanda 2014 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alındığı, buradaki Hanların, Ulucami ve Tarihi Kapalı Çarşının kentliler ve ziyaretçiler tarafından algılanabilirliğini artırılması, bu alandaki atıl kalmış hanların, plan değişikliği ile düzenlenerek kente ve turizme kazandırılması ve çevrede yer alan tarihi nitelikteki Hisar Bölgesi ile ilişkisinin kurulmasının, hanların ve diğer tarihi yapıların etrafını çevreleyen, tarihi dokuya uygun olmayan betonarme binaların yıkılarak, tarihi alanların ortaya çıkarılmasının amaçlandığı,
Kamulaştırılmasına karar verilen alanın ise kısmen Unesco Dünya Miras Alanı, kısmen tampon bölge sınırı içerisinde kaldığı ve kamulaştırması biten binaların yıkıldığı, yıkılan kısımların hem görsel kirlilik yarattığı, hem de alana şantiye görüntüsü verdiği, kamulaştırılacak işhanı ve apartmanlardaki malikler arasında yabancı uyruklu kişilerin bulunması, miras hisselerinin olması, bu kişilere yapılacak yurt içi ve yurt dışı tebligatların çok uzun sürecek olması, yıkımların başlaması sebebiyle projenin bir bütün olarak bir an önce hayata geçirilmesi, yıkım ve düzenleme çalışmalarının bir an önce tamamlanarak araç ve yaya trafiğinin çok yoğun olduğu bölgede trafik ve yaya güvenliğinin derhal sağlanması yönlerinden zorunluluk bulunduğu,
Alanın aynı zamanda ticaret ve turizm merkezi olduğu, bir kısmı yıkılan ve şantiye sahasına dönen alanda, olağan kamulaştırma ile binaların uzun zamanda peyderpey yıkılmasının yaya ve araç trafiğini tehlikeye sokacağı, bölge esnafının ticaretine zarar vereceği ve turizmin olumsuz etkileneceği; Unesco Alan Başkanlığınca hazırlanan inceleme raporunda ve değerlendirme yazısında da, Hisar, Türbeler, Tophane ve Hanları birbirine bağlayan bir aksın oluşturulacak olmasının, bu tarihi alanların birbirleri ile ilişkilerini güçlendireceği ve Hanlar Bölgesini koruma-kullanma dengesinin sağlanacağı yönündeki tespitleri gözetilerek, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinde kamu yararı bulunduğu,
Öte yandan; alanı kapsayan 1/1000 ölçekli Reyhan-Kayhan Hanlar Bölgesi Koruma Amaçlı İmar Planı Değişikliğine dair … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararının ve bu kararın uygun bulunmasına ilişkin Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle … İdare Mahkemesinin E:… ve E:… sayılı, … İdare Mahkemesinin E:… ve E:… sayılı dosyalarında açılan davalarda, yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, bu kararlara yapılan itirazların reddine karar verildiği ve yargılamaların devam ettiği,
Bu durumda; şehir merkezinde yer alan dava konusu alanda öngörülen projenin bütünselliği gözetilerek, bir an önce tamamlanmasında acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, uyuşmazlığa konu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, olayda Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, proje kapsamında öncelikle olağan kamulaştırma prosedürüne başvurulduğundan, uzlaşılamayan kişiler yönünden olağan kamulaştırma sürecinin devam ettirilmeden, gerekçesi ortaya konulamayan şekilde acele kamulaştırma kararının alındığı, bu nedenle uyuşmazlığa konu taşınmazdaki bina yıkıldığı halde alanda halen uygulamaya geçilmediği ve mülkiyet hakkına ölçülü olmayacak şekilde müdahale edildiği, açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ :Uyuşmazlıkta, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin somut olarak ortaya konulmadığı sonucuna ulaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 23/02/2022 tarih ve E:2021/4472, K:2022/2129 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 08/06/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa’nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca, mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla, Anayasa’ya uygun olarak kanunla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.
Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de, mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi), kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır.
Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.
Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın da yer aldığı kentsel sit alanı kapsamında bulunan ve UNESCO Dünya Miras Listesine alınan hanların ortaya çıkarılması amacıyla; Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinin, … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Osmangazi Nazım İmar Planı değişikliği ile 25/02/2020 tarih ve 496 sayılı kararı ile uygun bulunan 1/1000 ölçekli Reyhan-Kayhan Hanlar Bölgesi Koruma Amaçlı İmar Planı Değişikliği yapıldığı, Osmangazi ilçesi, … Mahallesi …-…-…-…-…-…-…-…-… sayılı adalar, muhtelif parsellerin, kısmen kentsel sit alanındaki, kısmen merkezi iş alanı, kısmen sağlık tesisi alanından çıkarılarak “meydan alanı” olarak belirlenmesine karar verildiği, anılan kararların Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararlarıyla uygun bulunduğu, yürütülen “Tarihi ve Kültürel Mirasın Korunması ve Yaşatılarak Gelecek Nesillere Aktarılması” temalı proje kapsamında alanın, Bursa Büyükşehir Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile “XI. Beş Yıllık Kamulaştırma Programına” alınarak, … tarih ve … sayılı kararı ile kamulaştırılmasına karar verildiği, bu doğrultuda öncelikle olağan kamulaştırma sürecine başlanıldığı, hak sahipleriyle yapılan görüşmelerde, %84’ünü teşkil eden oranda kişiler ile anlaşma sağlanamadığı, bunun üzerine, alanda çok sayıda yabancı uyruklu malik olduğu, bazı maliklerin adreslerinin belli olmadığı, işlemlerin birkaç yılı bulabileceği, yıkılan binaların görsel kirlilik yarattığı, yaya ve araç trafiğinin olumsuz etkilenmesi nedenleriyle, projenin en hızlı şekilde hayata geçirilebilmesi gerekçe gösterilerek, davalılardan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığınca alanın acele olarak kamulaştırılması talebine istinaden dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, uyuşmazlığa konu taşınmazı kapsayan alanın “meydan alanı” olarak belirlenmesine dair imar planı değişikliklerine karşı açılan davalarda, her ne kadar yürütmenin durdurulması istemlerinin reddine karar verilmiş ise de; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemeleri neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarında, imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar mevzuatına ve kamu yararına uygun olmadığı yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği ve yargılamaların devam ettiği görülmektedir.
Bu itibarla, “Tarihi ve Kültürel Mirasın Korunması ve Yaşatılarak Gelecek Nesillere Aktarılması” projesinin hayata geçirilmesinde kamu yararı bulunmakla birlikte, taşınmaz maliklerinin büyük çoğunluğu ile uzlaşma sağlanamadığı, alanda çok sayıda yabancı uyruklu malik olduğu, bazı maliklerin adreslerinin belli olmadığı, yıkılan binaların görsel kirlilik yarattığı, yaya ve araç trafiğinin olumsuz etkilenmesi yönündeki gerekçelerin, acele kamulaştırmanın gerekçesi olamayacağı, zira proje kapsamında acele kamulaştırma yapılmaması halinde kamu düzeninin hangi ölçüde sarsılacağının ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki gelinen aşamada, 2020 yılında acele el konulan taşınmazlar üzerindeki binaların yıkıldığı alana ilişkin projenin, 23/02/2022 tarihi itibarıyla onaylandığı ve halen hayata geçirilmediği görülmektedir.
Bu itibarla; dava konusu işlemde, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin somut olarak ortaya konulmadığı gerekçesiyle, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması ve dava konusu işlemin iptali gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.