Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1719 E. 2022/3206 K. 10.11.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1719 E.  ,  2022/3206 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1719
Karar No : 2022/3206

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2018/3041, K:2021/3393 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2018/3041, K:2021/3393 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan etkin pişmanlık hükümleri uygulanmak suretiyle 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın itiraz yoluna başvurulmamak suretiyle 10/09/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ile davacının beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüte müzahir koleje gittiğine, üniversitede örgüte ait evlerde kaldığına, örgütün yönlendirmesiyle evlilik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına, hakim-savcı adaylığı döneminde örgütün staj evlerinde kaldığına, öğrencilerin lise eğitimlerinden harp okullarındaki dönemlerine kadar sorumluluğunu aldığına, askeri öğrencilere karşı … kod adı kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının … Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında yer alan beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa’da açık biçimde düzenlenen hakimlik teminatı ile savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı ilkelerine açıkça aykırı bir şekilde savunması alınmadan, idari bir kararla terör örgütü mensubu ilan edilerek, hukukun en temel prensiplerinden biri olan masumiyet karinesini yok sayarak Anayasa’nın 15. maddesine aykırı olarak, bir daha kamu görevine giremeyecek şekilde kamu görevinden çıkarılmasının objektif hiçbir gerekçesinin bulunmadığı; bu durumun, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil ettiği; OHAL durumunda sadece durumun gerektirdiği türden geçici tedbirler alınabileceği, dolayısıyla, 667 sayılı KHK (m.3), bir OHAL KHK’sı olmadığı için hukuken de Anayasa (m.121/2) ve AİHS’ne (m.15) aykırı olup; yok hükmünde olduğu, bu bağlamda, “geçici yetki” veren bir Anayasa kuralının, amacından saptırılarak ve tamamen keyfi bir biçimde, KHK’ye dayalı olarak ihraç kararı verilmesinin, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesine de aykırı olduğu; davalı idarece tesis edilen meslekten çıkarma işleminin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu; dava konusu işlem ile çalışma hakkının ihlal edildiği, Anayasa’nın amir hükmü uyarınca çıkarılan Olağanüstü Hal Kanunu ile belirlenen yetki sınırlarını aşan düzenlemeler içeren 667 sayılı KHK’nın 3.maddesi ile Anayasa’nın 139. maddesindeki hakimlik teminatı ve hakim/savcıların azledilemeyeceğine ilişkin hükmün bertaraf edildiği; hakim olarak mesleğe başlayarak kamu görevi yürüttüğü döneme ilişkin herhangi bir bilgi ve bulgunun dosyada mevcut olmadığı, fiillerin işlendiği tarih itibarıyla kanunlarda suç olarak tanımlanmadığı hususu göz ardı edilerek, temyize konu kararda, demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği tespitinde bulunulmasının hatalı ve eksik incelemeye dayalı olarak yapıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/11/2021 tarih ve E:2018/3041, K:2021/3393 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4.Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.