DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1803 E. , 2022/3227 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1803
Karar No : 2022/3227
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 15/11/2021 tarih ve E:2017/7944, K:2021/3699 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/11/2021 tarih ve E:2017/7944, K:2021/3699 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 06/06/2018 tarihinde kesinleştiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına,örgüt toplantılarına katıldığına, üniversitede örgüt yurdunda kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, örgütün hakim-savcı staj evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının, örgüt dershanelerine gittiğine, örgüte ait ev ve yurtlarda kaldığına, hakim savcı sınavlarına hazırlık evlerinde kalarak hazırlandığına, eşiyle katalog evlilik yaptığına, örgüte himmet verdiğine, örgüt mensupları ile Coverme ile Cacao Talk isimli iletişim programları aracılığıyla görüşme yaptığına yönelik ifadesinin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa’nın 139. maddesinin 2. fıkrasında, meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında ancak kanunla istisna getirebileceğinin belirtilmesine rağmen davalı idarenin açıkça KHK ile bu işlemi gerçekleştirdiği; hukuk kurallarını değiştiren makamın, sınırsız bir değişiklik yapma yetkisi olamayacağı, bu yetkinin hukukun genel ilkeleriyle, anayasal ve yasal ilkelerle sınırlandırılmış durumda olduğu, etkin pişmanlık ifadelerinde, FETÖ örgütü ile bağlantısının 2016 yılının başında sona erdiğini belirttiği; bu örgütün silahlı bir kanadı olduğunu ve darbe yapacaklarını bilmediği; darbe döneminde de bu örgütle herhangi bir bağlantısının bulunmadığı ve anılan örgüt adına herhangi bir suç işlemediği; hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olarak, kendisinin bu örgüt ile bağlantısı sona erdikten sonra çıkarılan bir KHK ile meslekten çıkarılmasının açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu; davalı idarenin, Anayasa ve kanun maddelerine aykırı davranarak, KHK hükümleri gereğince disiplin soruşturmasına benzer bir soruşturma yaptığını ileri sürerek işleme hukukilik kazandırmak istemesinin hakkaniyete ve evrensel hukuka aykırı olduğu, Daire tarafından, disiplin soruşturması sürecinde yaşanan usulsüzlüklerin görmezden gelindiği; ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari işlemlerde ya da uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılmasının masumiyet karinesi ile çelişeceği; bu nedenle, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından hakkındaki HAGB kararının, ret kararına gerekçe yapılmasının açıkça hukuka aykırı olduğu; gerekçeli kararda yer alan bir çok delilin, meslekten ihraç edildikten sonra dosyaya kazandırılmış olduğu; tanık ifadelerinin, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı ve Tokat Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği etkin pişmanlık kapsamındaki ifadeleri teyit niteliğinde olduğu ve kendisi ile ilgili olan tanık ifadelerinin içeriğinin, örgütle bağını kopardığı 2016 yılının başından önceki dönemlere ait ifadeler olduğu; ayrıca, bu ifadelerin bir çoğunun, idarenin meslekten çıkarma kararı vermesinden sonra verilmiş tanık ifadeler olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/11/2021 tarih ve E:2017/7944, K:2021/3699 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.