DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1926 E. , 2022/2969 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1926
Karar No : 2022/2969
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/10/2021 tarih ve E:2017/737, K:2021/3238 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, sosyal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/10/2021 tarih ve E:2017/737, K:2021/3238 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay …. Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, “…hükmün 5. paragrafındaki “delaletiyle 58/6 maddesi” ibarelerinin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına…” karar verildiği ve davacı hakkındaki mahkumiyet kararının 02/06/2020 tarihinde kesinleştiği,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu” ve “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
ByLock yazışma içerikleri yönünden, davacı ile … ve … ID numaralı ByLock kullanıcıları arasında geçen ve davacının örgütsel faaliyetlerde bulunduğunu gösteren ByLock yazışma içerikleri ile davacının adına ve soyadına açıkça yer verildiği görülen ByLock yazışma içeriklerinin, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının, örgüt içerisinde yer aldığına, sınavlara örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde hazırlandığına, hakim adayı iken örgüte ait staj evinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, sosyal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, evrensel bir hak olan savunma hakkının bertaraf edilerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, savunma hakkının ihlalinin ölçüsüz olduğu ve durumun gerektirdiği zorunluluk kapsamına girmediği, oysa hakim ve savcıların meslekten çıkarılmasının özel usul hükümleri ile düzenlenerek anayasal teminata bağlandığı; savunma hakkı verilmeden tesis edilen dava konusu işlem ile AİHS’in 6,8 ve 13. maddelerinin ihlal edildiği; dava konusu işlemde, kendisi yönünden hiçbir gerekçe ve açıklamanın bulunmadığı, meslek hayatında örgütle hangi düzeyde irtibat ve bağlantısının bulunduğu, bu irtibat ve iltisakın yansımalarının neler olduğunun somut olarak ortaya konulamadığı, hangi fiil ve davranışlarının, anayasal sadakat prensiplerine aykırı olduğunun gösterilmediği; öncelikle Anayasa’nın 139, 140. maddeleri olmak üzere 2802 sayılı Kanun ve 6087 sayılı Kanun hükümleri uygulanması gerekirken salt 667 sayılı KHK hükmü dayanak alınarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu; OHAL KHK’sı ile getirilen “irtibat”, “iltisak’ gibi kavramların ve HSYK kararının, belirlilik/öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğu gibi, kanunların geriye yürümezlik ilkesine de aykırı olduğu; kişilerin sadece terör örgütü ilan edilme tarihinden sonraki kasti faaliyetlerinden dolayı sorumlu tutulabileceği, bu tarih öncesindeki fiillerle dayalı olarak yaptırım uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi durumun, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi, hukuk devleti ilkesi, hukuki güvenlik ilkesi ve suç ve cezaların kanuniliği gibi birçok ilkenin ihlali sonucunu doğuracağı; kararın gerekçesini oluşturan fiil ve eylemlerin mevcut ceza kanunları kapsamında suç teşkil etmediği gibi 15 Temmuz 2016 tarihi öncesine ait olduğu; ByLock verilerinin hukuka aykırı bir şekilde elde edilmiş delil mahiyetinde olduğu, dava konusu işlem tarihinde olmayan ve hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilen ByLock iddiasının, hakkındaki meslekten çıkarma kararına dayanak olamayacağı; tanık beyanlarını kabul etmemekle birlikte, doğru olduğu varsayılsa dahi, suç unsuru taşıyabilecek herhangi bir fiil ve eylemden bahsedilmemesine rağmen bu ifadeler sonucu örgüt ile irtibatlı ve ilgili olduğunun varsayıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 25/10/2021 tarih ve E:2017/737, K:2021/3238 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4.Kesin olarak, 19/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.