Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2046 E. 2022/2698 K. 03.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2046 E.  ,  2022/2698 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2046
Karar No : 2022/2698

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 02/06/2021 tarih ve E:2018/2935, K:2021/1709 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı bütün maddi ve 800.000-TL manevi zararının yasal faiziyle birlikte işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi ile 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/06/2021 tarih ve E:2018/2935, K:2021/1709 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun …. (sehven kararda … yazılmış) Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının … esasına kaydedildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,

ByLock delili yönünden, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın “ID’yi Kullanan Kullanıcılar” başlığı altında, davacının adı ve TC kimlik numarası ile birlikte ID numarasının “…”, kullanıcı adının “…” olduğu; “SGK Kayıtları” başlığı altında davacının “hakim ve savcı” unvanıyla İstanbul’da görev yaptığının belirtildiğinin görüldüğü,
Diğer hususlar yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde ağır ceza mahkemesi başkanı olarak görevlendirilmesinin davacı hakkında diğer tespitlerle birlikte değerlendirilmesinden anılan örgüt ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı bütün maddi ve 800.000-TL manevi zararının yasal faiziyle birlikte işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini ve özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa’ya aykırılık iddiasının neden dikkate alınmadığının kararda açıklanmadığı; işlem tesis edilmeden önce savunma hakkının kullandırılması gerektiği ve bu eksikliğin sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı; ByLock deliline karşı yaptığı itirazların kararda karşılanmadığı ve kendisinin ByLock adlı programı kullanmadığı; atama talebi olmamasına rağmen unvanlı göreve atandığı ve bu görevlerde vermiş olduğu karar ya da işlemler nedeniyle hakkında soruşturma açılmadığı; dava dilekçesinde özel hayata saygı gösterilmesi hakkı yanında, dava konusu işlem ile yaşama hakkı, adil yargılanma hakkı, suç ve cezaların kanuniliği, geçmişe yürümezliği ve cezaların şahsiliği hakkı, mülkiyetin korunması haklarının da ihlal edildiği ileri sürülmesine rağmen kararda karşılanmadığı; meslekten çıkarma şeklinde özel hayata yapılan müdahalenin ölçülü bir tedbir olmadığı, meşru bir amaca dayanmadığı; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; ByLock delilinin usulüne uygun elde edilmediği; hakkında aynı eylem, faaliyet ve iddialara dayalı olarak bir ceza soruşturması başlatıldığı; OHAL döneminde çıkarılan KHK’lar uyarınca “bir terör örgütüne üye olma” gerekçesiyle, bir daha kamu görevinde çalışamayacak şekilde kamu görevinden ihraç edildiği ve sivil ölüme terk edildiği dolayısıyla yaptırımı dikkate alındığı idari bir tedbirin değil cezanın söz konusu olduğu; aynı faaliyetler nedeniyle hem kamu görevinden sivil ölüm oluşturur şekilde çıkarıldığı hem de ceza yargılamasına muhatap olduğu, bu nedenle AİHS’nin de ihlal edildiği; hiçbir somut gerekçe gösterilmeden dava konusu işlemin tesisi edildiği ve bu işlem nedeniyle mağdur edildiğinden idarenin zararını karşılaması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, davacının 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…., K:… kararı ile reddedilmiş; anılan karar Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanarak, davacı hakkındaki mahkumiyet kararı kesinleşmiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 02/06/2021 tarih ve E:2018/2935, K:2021/1709 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 03/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.