DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2053 E. , 2022/2944 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2053
Karar No : 2022/2944
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 26/11/2021 tarih ve E:2017/4783, K:2021/4061 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin …tarih ve …sayılı kararının iptali, yoksun kaldığı maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/11/2021 tarih ve E:2017/4783, K:2021/4061 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin (İlk Derece) …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verildiği ve mahkumiyet kararının 25/03/2021 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, örgüt içi motivasyonu arttırmak amacıyla, 2012 yılında son derece hassas gizlilik kuralları uygulanarak gerçekleştirilen örgüt liderinin de bir dönem kaldığı Çamlıca FEM Dersanesi ziyaretine davacının da katılmış olması hususunun, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Danıştay üyeliğine atanmasının diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nin 3. maddesinin 1. fikrasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği; Yargıtay ve Danıştayın AİHM kriterleri açısından bağımsızlıklarını yitirdiği; hakimlik teminatının gözardı edildiği; 2802 sayılı Kanuna göre özel soruşturma usulü tatbik edilmeden tesis edilen işlemin şekil unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu; savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilemeyeceğinden Anayasa’nın 129. maddesine , 2802 sayılı Kanun’un 71. maddesine ve AİHS’nin 6. maddesine aykırı işlem tesis edildiği; Dairece yapılan uygulamalarla, delil niteliği taşımayan fişleme listeleri esas alınarak tesis edilen ve işlem sonrasında fişleme listelerine bağlı olarak sonradan elde edilmesi nedeniyle yasak delil niteliğinde kabulü zorunlu olan tanık beyanları ve diğer deliller ile dava konusu idari işleme hukukilik vasfı kazandırılamayacağı; yargılama sürecinin gereksiz yere uzatılarak idareye delil bulma konusunda süre kazandırılmaya çalışıldığı; Danıştayda kimse ile sorun yaşamadığı gibi görevini hukuka uygun olarak bihakkın, tarafsız olarak eda ettiğine halen görev yapanların da şahitlik edeceği; söz konusu haksız uygulamalara müstahak olacak tek bir sözü, davranışı veya fiilinin bulunmadığı; öte yandan, 16/07/2016 tarihinde gözaltına alınıp 20/07/2016 tarihinde tutuklanıp soruşturma ve kovuşturma evrelerinde tutukluluğun sürdürüldüğü gözetildiğinde idari işlemin tesis edildiği aşama itibarıyla yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı; kendisi tarafından idarenin değerlendirmelerine karşı herhangi bir beyanda bulunulmadığı belirtilerek FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Danıştay üyeliğine (örgüt kontenjanından) seçilmesinin ve 20/07/2012 tarihinde İstanbul ilinde cep telefonunun sinyal vermesinin anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı şeklinde gerekçe gösterilmesinin hukuka aykırı olduğu; masumiyet karinesinin ihlal edildiği; ceza mahkumiyetinin usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğu; Çamlıca Fem Dersanesini ziyaret ettiği iddiasının, somutlaştırılmaksızın sadece iddia savında kaldığı ancak hem ceza yargılamasında hem de ilk derece Daire kararında gerekçeye konu olduğu; 19 yıl boyunca Danıştay tetkik hakimliği görevinde bulunduktan sonra Danıştay üyeliğine seçilmesinin doğal olduğu; Danıştay üyesi olarak görev yapmakta iken gözaltına alınıp tutuklanması ve 6723 sayılı Kanun ile Danıştay üyeliğinin düşürülüp, Danıştay Tetkik Hakimi yapıldıktan sonra olağan disiplin hükümleri işletilmeksizin, hiçbir yargısal güvence sunulmaksızın, hakim ve savcılık teminatı dikkate alınmaksızın dava konusu işlemlerle meslekten ihraç edilmesinin idari yaptırım olmayıp AİHM kararları dikkate alındığında (AİHM’in Matyjek/Polonya Kararı, B.No: 38184/03, 30/5/2006) bir ceza olduğu; ayrıca Yargıtay … Ceza Dairesince aynı suçlamaya istinaden hapis cezasına da çarptırıldığı; bu itibarla “nonbis in idem ilkesi”nin de ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/11/2021 tarih ve E:2017/4783, K:2021/4061 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 19/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.