DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2058 E. , 2022/3233 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2058
Karar No : 2022/3233
TTEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/07/2021 tarih ve E:2018/4990, K:2021/2432 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi ve 667 sayılı KHK’nın 3/1 maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/07/2021 tarih ve E:2018/4990, K:2021/2432 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği ve söz konusu kararın … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği ve davacı hakkında verilen mahkumiyet hükmünün 11/12/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “Bylock Tespit Tutanağının” incelenmesinden; davacının bu ağa dâhil olduğunun değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu; Anayasa’da hakim ve savcılık teminatı olan azledilememenin istisnaları arasında meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi durumunun sayıldığı ve bu duruma ilişkin yetersizlik hallerinin kanunla düzenleneceğine hükmedildiği; davaya konu meslekten çıkarılma işleminin, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Karamame ile yapılmasının mümkün olmadığı; somut olayda ölünceye kadar hiçbir kamu görevi veya hizmetini icra edememe cezasının söz konusu olduğu, bu nedenle, AİHS’nin 6. maddesi kapsamında bir ceza niteliğinde olduğu; 667 sayılı KHK yürürlüğe girmeden 16/07/2016 tarihinde hakkında görevden uzaklaştırma kararı verildiği ve soruşturma başlatıldığı; isnat edilen “terör örgütü ile irtibat ve iltisak”lı olduğu yönündeki disiplin eylemleri hakkında başlatılan disiplin soruşturması tarihindeki disiplin suç ve ceza hükümlerine göre değerlendirilme yapılması gerekirken, görevden uzaklaştırma kararı verilip soruşturma başladıktan sonra yürürlüğe giren KHK ile getirilen düzenlemenin uygulanmasının “kanunların geriye yürümezliği ilkesine”, “suç ve cezaların kanuniliği ilkesine” ve “kanunların aleyhe uygulanması yasağına” açıkça aykırı olduğu; bu durumun “usüli kazanılmış hakları” da bertaraf ettiği, 2802 sayılı Kanun kapsamında başlatılan soruşturmanın, sonradan yürürlüğe giren OHAL KHK’sıyla sonlandırılarak hukuka aykırı işlem yapıldığı; dava konusu işlem öncesinde kendisine yöneltilen suçlamanın niteliğinin ve nedeninin bildirilmediği, savunma hazırlamak amacıyla makul bir süre de verilmediği; yargılama aşamasında, dava konusu işleme ilişkin davalı idare tarafından sunulan bilgi ve belgelere cevap verme imkanının tanınmasının, dava konusu işlem öncesinde verilmesi gereken savunma hakkının yerine ikame edilmesinin mümkün olmadığı; uluslararası sözleşmelere aykrıı davranıldığı, Anayasa ve yasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; HSK’nın meslekten çıkarma kararında “demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü”nün ihlal edildiği yönünde ifade olmadığı; meslekten çıkarma kararında bireyselleştirme yapılmadığı; davalı idarenin yargılama aşamasında sunduğu delillerin ilgili KHK yürürlüğe girdiği tarihten öncesine ait olduğu, sonradan çıkarılan KHK ile bir ceza hükmü getirilip bu cezayı geçmişteki eylemlere dayandırmanın suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesine aykırılık oluşturacağı; ByLock programına ilişkin verilerin istihbari yöntemlerle elde edildiği ve yasak delil niteliğinde olduğu; tanık beyanlarını kabul etmediği; dava konusu işlemin dayanağı KHK’nın herhangi meşru bir amacı bulunmadığı; dava konusu işlemin demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/07/2021 tarih ve E:2018/4990, K:2021/2432 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 10/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.