Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2350 E. 2022/2991 K. 20.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2350 E.  ,  2022/2991 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2350
Karar No : 2022/2991

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 31/01/2022 tarih ve E:2016/58944, K:2022/79 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların … tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun’un (667 sayılı KHK’nin) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 31/01/2022 tarih ve E:2016/58944, K:2022/79 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddi ile anılan mahkumiyet kararının onanarak 15/02/2021 tarihinde kesinleştiği,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt adına himmet topladığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, çalışma evlerinin sorumluluğunu üstlendiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların 24/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu kararda kişiselleştirme yapılmadığından suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği, söz konusu karara dayanak teşkil eden deliller tarafına tebliğ edilmediğinden savunma yapamadığı, bu itibarla dava konusu kararın şekil yönünden hukuka aykırı olduğu, mensubiyet, irtibat, iltisak gibi hiçbir kriter içermeyen ve yargı aşamasından geçmeyen subjektifliğe açık ifadelere istinaden kamu görevinden çıkarılmasının hukuk devleti ilkesine aykırı olması nedeniyle 6749 sayılı Kanun’un (667 sayılı KHK’nin) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, olağanüstü hal döneminde, olağanüstü halin gerektirdiği ölçüde, olağanüstü hale neden olan konularla ve olağanüstü hal süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceğinden, olağanüstü hal KHK’sı ile kamu görevinden çıkarılmasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, 2802 ve 6087 sayılı Kanun hükümleri uyarınca hakim ve savcıların meslekten çıkarılmalarının ancak kanuna dayanılarak yapılabileceği, olağanüstü hal gerekçe gösterilerek 2802 ve 6087 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının bertaraf edilemeyeceği, dava konusu işlem disiplin cezası niteliğinde göreve son verme işlemi olduğundan usulüne uygun disiplin soruşturması yapılarak ve disiplin hukukuna ilişkin güvenceler sağlanarak bir karar verilmesi gerektiği, bu kapsamda tarafına savunma hakkı tanınmamasının hukuka aykırı olduğu, davalı idare tarafından verilen yeniden inceleme talebinde bulunma hakkının savunma olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu kararın, olağanüstü halin sona erdiği tarih itibarıyla geçerliğini yitirmesi nedeniyle görevine iade edilmesi gerektiği, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla Anayasal sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin somut herhangi bir delil bulunmadığı, aleyhine beyanda bulunan tanıkların salt kendilerini kurtarma gayesi ile beyanda bulundukları, beyanlarının soyut ve genel nitelikte olduğu ve somutlaştırma ve herhangi örgütsel bir eyleme yönelik olmadığı, ayrıca tanık beyanlarının kendi içinde birbirleri ile çelişkili olduğu ve bu nedenle söz konusu beyanların dikkate alınamayacağı, ByLock uygulamasını kullandığına ilişkin mesaj, mail, ID tespiti gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi, başka kimselere ait çözümü yapılan mesaj içeriklerinde de hakkında bir veriye veya bilgiye rastlanmadığı, öte yandan, IP kayıtlarının tek başına ByLock uygulamasını kullandığını ispatlamaya elverişli olmadığı, ByLock verilerinin hukuka aykırı delil niteliğinde olması nedeniyle bu verilerin soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılamayacağı, YARSAV üyeliğinin dava konusu işleme gerekçe yapılamayacağı, zira özgür iradesi ile yargı bağımsızlığını savunduğu için Anayasa’nın 33 ve AİHS’ nin 11. maddelerinde belirtilen hak uyarınca adı geçen Derneğe üye olduğu, söz konusu üyeliğin herhangi bir talimata dayanmadığı, 667 sayılı KHK ile getirilen düzenlemenin suç ve ceza içeren düzenleme mahiyetinde olmasına rağmen geçmişe etkili olarak uygulanması nedeniyle suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, dava konusu işlemin Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu, bu işlemle adil yargılanma hakkının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, 8. maddesindeki özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; öte yandan ayrımcılık yasağının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş olup, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ve davacı tarafından gerekli harç ve posta gideri yatırıldığından adli yardım talebi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 31/01/2022 tarih ve E:2016/58944, K:2022/79 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.